Dolunay- Tutunduğum Ay Işığı

Gece başını yastığa koyduğundaki yalnızlıkta bulacaksın kendini. Kendinle kalacaksın ve bir şeyi fark edeceksin. Koskoca bir yalanı belki, kendin hariç herkesi kandırabildiğini fark edeceksin, zihnini ve geleceği kandırabildiğini fark edeceksin. Hayallerinin bile belki sana ait olmadığını fark edeceksin. O gün geldiğinde ise bunu hayal etmemiştim diyeceksin, hayal ettiğim zaman beni daha çok mutlu ediyordu diyeceksin. Gerçekleştiğinde ise burun kıvıracaksın.  Geçmişi bugüne taşımanın ağırlığını fark edeceksin. Tutunduklarını fark edeceksin, vazgeçemediklerini.

Geceyi aydınlatan ay ışığı tam olarak sana yansıyacak ve karanlıklar ardına saklandığın yerin ışıldamasından korkacaksın.  Peki, kendi ışıltısından korkan bir insan ne kadar değiştirebilir her şeyi? Kurduğu düzeni bozmayan bir insan ne kadar ilerleme kaydedebilir? Her şeyden şikayet edip ama hiçbir şeyin yerini değiştirmeyen bir insanın şikayete devam etmeye hakkı var mıdır? Ay ışığı denizi aydınlattığında izlemekle yetinmek yerine, seni aydınlatmasını ister misin? Seni aydınlattığında belki yargılayacaklar, belki sevmedikleri yönlerin ortaya çıkacak, belki insanlara eskisi kadar sempatik görünmeyeceksin ama kendin olacaksın.

Balık Yeniayı- Sürgün

Yürüyordun. Dünyaya sürgün edilmiş de, neden sürgün edildiğini bulmaya çalışan ruhlar gibi dolaşan insanlara baka baka ve ne kadar kalabalık olduklarını düşüne düşüne. Bir noktada yakalandın, çünkü buraya ait hissedemediğin bir an gördün onları. Ne yapmış olabilirim bunları yaşamak için, bunları görmek için diye soruyordun kendine, oysa bu sürgün değildi. Bir varmış, hiç yokmuş. Bir vardın, hiç yoktun. Bir bedenindeydin, bir zaman hiç olmuyordun. Bu çatışma, sürgün hissettiriyordu sana, çünkü hayalindeki yaşam bu değildi. Hayalindeki insanlar bunlar değildi. Hayalinde kurduğun gelecek ise buna hiç benzemiyordu. Karanlıktan şikayet ediyordun ama kendi karanlığınla yüzleşmekten de korkuyordun. Bir yanını hapis etmiştin, bir yanını yok sayıyordun, oysa o da diğer yanın gibi büyüyordu. Büyüdükçe kontrol altına almak zorlaşıyordu, o büyüdükçe çevren küçülüyordu. Sana neler oluyordu? Bilmiyordun.

Uyumlanıyoruz. İyiye veya kötüye, aydınlığa veya karanlığa, ne kadar ikilik varsa neye yaklaşırsak ona uyumlanıyoruz. Kendimizi ise arka planda bırakıyoruz. Çünkü bize ait olmayan hiçbir şeyin sorumluluğu da bize ait değildir düşüncesine sahip olabilir miyiz?

Süper Ay-Uranüs Boğa ve GİRDAP

Seni sen yapanlar, nelerden sıyrıldığında ortaya çıkıyor? Bir alan değişikliğinde, farklı insanlarla bir arada olduğunda, koşturmaya başladığında, takılı kaldığın duygulardan özgürleştiğinde. Aynı insanlar, aynı yollar, aynı iş, aynı aynı aynı. Peki nerede değiştirebilirsin hayatını? Hangi eylemi hayatına geçirsen değişirdi bu durum. Hangi yaratımına ulaşmanın yolunda ilerliyorsun? Hangi verdiğin sözlerin ağırlığı altında yaşam sürmektesin. Kendine bir söz vermiştin ancak başka insanlara verdiğin sözleri öncelik olarak gördüğün için kendine verdiğin sözü unutmuş olabilir misin? Hatırla, sana iyi gelecek.

Bu Dünyanın sana her istediğini vermediğini düşünebilirsin, ancak dünya ham madde olarak aslında sana her istediğini veriyor. Sadece bakış açını değiştirmen gerekiyor. Çünkü verilen her şeye karşı geliştirdiğin savunma bakış açın, onu değersizleştiriyor. Bir sevgili istiyorsun veya para, kariyer istiyorsun veya huzur, bunların hepsi sana verildi ve senin işlemeni bekliyor. Bu potansiyel sende var ve elindekini kullanman gerekiyor. Peki bunların hepsi seni gerçekten mutlu edecek mi? Yoksa günü kurtarma planları eşliğinde mi yürüyoruz,

Çağrıya Cevap; Özgürlük Kapısı

Kaç kişilik bir hayat bu yaşadığın?

Kaç kez düşünüyorsun bir karar verirken ve seçim yaparken. Sustuğun zamanlar, suskunluğunu sorgulayan ve dolduğun zaman senden taşanları kötü ve eksiklik olarak gören kimlerin hayatını yaşıyorsun. Bu kadar zor olmamalıydı dediğin her akşam, yarın daha kolay olmalı bu hayat diye yattığın her gece ve aynı güne uyandığın her sabah, kendinden bir şeyler eksildiğini hissediyorsun.

Kendini eksik hissettiğin bir güne uyanmıyorsun, aslında kendini eksik hissettiren insanların hayatına uyanıyorsun. Kopamıyorsun, kaçamıyorsun, gidemiyorsun. Kaçmalı mısın? Hayır. Gitmeli misin? Belki. Ancak kalırsan göreceğin şey, kendinden bir parça. Görmekten hep kaçtığın, tanışmak istemediğin, kabul etmediğin bir parça. Bu parça seni tamamlayacak olan, bu parça ayaklarını toprağa bastığında seni bütün gezegene bağlayacak olan, bu parça seni hayata bağlayacak olan. Eksik değilsin. Seni eksik hissettirenler var, seni kötü hissettirenler var, seni yok sayanlar var, ancak onlar kendini görebilmen için bir hediye. Onlar olmasa başkalarını bulacaksın, kendini eksik hissetmek için.

Ay Tutulması- Çağrı

Sisli bir orman, yürürken ayağının takıldığı ve düşmemek için  çok dikkatli yürümen gereken bir orman. İleriyi görmek için gözlerini dört açıyorsun ve her şeyin kontrol altında olduğundan emin olmak istiyorsun. Yürüyorsun. Biliyorsun ki, bu ormanı geçtiğinde hava berraklaşacak ve yolunu görebileceksin. Dürtüyor fısıltılar, bir yerlere çarpıyorsun umudun kırılıyor, yine de yürümekten vazgeçmiyorsun. Çünkü beklediğin bir şeyler var, umutların ve hayallerin var, çünkü ulaşmak istediğin yerde seni bekleyenler var. Çünkü her şey bu ormandan ibaret olamaz. Başarmak istiyorsun. Bu sisli ormanı bir an evvel bitirmek ve her şeyin daha net olduğu yola çıkmak istiyorsun.

Bu yolda seni engelleyenin sis ve ayağına takılanlar olduğunu düşünüyor, kızıyorsun. Daha çabuk varabilirdim! Bana zaman kaybettiriyor! O yola çıkmış insanlar var, ben de hemen onlara katılmalıyım! Bana her zaman bu sisli ormanı geçtiğimde her şeyin güzel olacağı söylendi! Beni bekleyen kişiye ulaşmalıyım! Bu ormanın ardında çok iyi yerlere geleceğim bir iş var! Bu sisi dağıtın!

Güneş Tutulması – Senin Gökyüzün

Benim zamanım gelecek dersin hep, ancak o zaman bir türlü gelmez. Çünkü o an geldiğinde de, başka bir zaman beklersin. Birini beklersin hep, o kişi geldiğinde fark etmezsin, çünkü yine başka birini beklersin. Ve bir yer hayal edersin, ait hissedeceğin bir yer. O yer seni bulur, ancak sen başka bir yer hayal edersin. Çünkü ayak bastığın her yer, görüştüğün her kişi, hatta yargıladığın her an sana ait, bilmezsin. İstemezsin. Bu senin yolun ve bu yolda karşına çıkan her şey sana ait.

2019 kabulleniş ile başladı, kabullenme ferahlığında, ilk defa ait hissedilen bir yıl gibi başladı. Her şey olduğu gibi olacak düşüncesi ile, belki de ilk defa bu sefer hak ettiğimi alacağım ve herkes hak ettiğini bulacak inancı ile başladı. Şimdi ise yine aynı şeyler mi olacak kaygısı var. Çünkü öğrenilmiş çaresizliğimizi aşamıyoruz, zihnimiz bilgiler ile dolu ve her şeyi anlamlandırma çabasına giriyoruz. Mükemmel giden anları, en ufak olumsuzlukta yıkıp atıyoruz.

Yengeç Dolunayı- Yol arkadaşı

Şikayet ediyoruz, hayatın her noktasına, yaşadığımız her ana. Tatminsizlik bizimle bir olmuş gibi. Çünkü artık farklı bir şeyler olsun istiyoruz, aynı güne uyanmak, aynı kaygıları taşımak ağır bir yük. Uyanan kim, uyuyan kim bilmiyoruz. Ya bilseydik? Ya bunu değiştirmek elimizde olsaydı? Ya bunu seçebilseydik. Artık yorgunluktan şikayet etmeseydik, insanlardan ve yaşadıklarımızdan. Kaygılarımız bu kadar üstümüze gelebilir miydi o zaman?

Konuşmayı ve paylaşmayı unuttuğumuz bir süreçteyiz. Artık güvenme konusunun yerlerde olduğu, kimseye bir şeyler anlatamadığımız yerdeyiz. Kendimizle konuşmadığımız ve ne istediğimizi bilmediğimiz, çünkü kurtulacak bir çevre, kurtulacak bir dünya var. Hayali bir süper kahraman rolü yüklenmiş durumdayız. Herkesi ve her şeyi kurtarmak isterken, hiçbir şeyi değiştiremediğimizi gördükçe güçsüz hissetmeye başlıyoruz. Gerçekten öyle mi? Yoksa enerjimizi kendimizden başka herkese dağıttığımız için mi böyle yorgun hissediyoruz? Bir gün güzel uyanırken, diğer gün yaşayan bir ölü gibi uyanan bedenin ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünen zihnin ne istemekte? Artık kendine biraz değer vermelisiniz diye haykırmakta belki de.

Hatırla – Yay Yeniayı

Bu yolu sen seçtin. Belki bir dertleşme esnasında, belki bir öfkeyle, belki bir depresyonda, belki en mutlu olduğun anda aklından geçti bu yol. Şu an sana boş gelen, belki de nedenini sorguladığın, belki çile olarak gördüğün, sıkıldığın ve vazgeçme aşamasında olduğun bu yolu seçtiğin o ana götürmek isterim seni. O gece, günün çok kötü geçtiği ve ne yapacağını bilmediğin, kendini çaresiz hissettiğin o gece. Bu kısır döngü kırılsın artık dediğin, belki insanlığa küstüğün, belki .güveninin tamamen yıkıldığı, vazgeçmenin kapısında beklediğin o gece bir cümle kurdun, belki bir dua idi. Yalnız değildin. Öyle içten, öyle samimi ve öyle bir yaratım gücüyle kurdun ki o cümleyi, bugün buradasın. Bu yoldasın. Yolunu kabul etmeden, kendini kabul etmeden daha fazla ilerleyemediğini görmelisin.

Korkuların vardı ve hatırlamak istemediğin çok gece oldu geçmişinde. Bu anı yaşamanı öğütlediler hep, geçmişten uzaklaşmanı söylediler. Yüzleşmediğin hiçbir şeyden tamamen özgürleşemeyeceğini söylemediler. Anı yaşa, anı yaşa, anı yaşa. Tamam da nasıl!

Bu Senin Hikayen – İkizler Dolunayı

Yolunu kaybetmedin, yolunu başka gözlerden izlemek istedin sadece. Herkesin hikayesinde bir cümle oldun, bir anı, bir  umut, bir dost oldun.  Şimdi ise kendi hikayeni yazmak için bekliyorsun. Yalnız  başına yola çıkmak her ne kadar korkutsa da insanı, özgürleştirir. Karar alırken iki kişilik almayacaksın, kendi hikayeni artık kendin yazacaksın. Bu hikaye senin hikayen, sana ait, senin cümlelerin, senin düşündüklerin, senin hayalin.

Uzun süredir aynı sayfaları okuyoruz, aynı cümleleri, aynı umutları ve belki de aynı hayatları. Çünkü yeni bir hikaye yazmak zaman ister, emek ister, cesaret ister. Bunları kendimizde bulamıyorduk belki de. Ancak şimdi yeni bir çağa giriyoruz. Herkesin kendi hikayesini baştan yazacağı bir çağ. Ne isek, özde neyimiz varsa, hangi kapasiteye sahip isek ve ne istiyorsak o hikayeyi yazacağız. Daha önce hiç böyle bir dönemden geçmediniz. Bu bir kısır döngü de değil, bu bir yeni çağ sizin için. Bu yüzden geçmiş anılarla-tecrübelerle eşleştirme yapamayan beyin, boşluk ilizyonu yaşatıyor. Ancak bir süre sonra her şey daha açık olacaktır.

Karmakarışık bir Hal, Jüpiter Yay.

Her yaşadığın halin ardında, sana iletilmek istenen farkındalık saklı. Mesajlar yağıyor her yerden ve sendin bunu görmek isteyen. Karışık ve bazı zamanlar endişeli halin, geleceğe dair gerçekleşmeye başlayan hayalinin, kaygıdan evrimleşme hali. Hazır mıyım? endişesi. Hazırsın ve bunu biliyorsun. Şimdi sen neyi beğenmediğine bak hayatında, neyi bir türlü aşamadığına. Önündeki engellere bir bak ve gözünde büyüyenlere. Sana anlatmak, sana göstermek ve sana söylemek istedikleri bir şey var.

Dünya artık senin tanıdığın, bildiğin yer gibi değil. Uzun süredir tanıdığın birinin gerçek yüzüyle karşılaşmak gibi. Tanıdığın Dünya mı gerçek? Yoksa şu an gerçek yüzünü gördüğün Dünya mı? Neden bu kadar farklı geliyor her şey? Kim bu insanlar? Kim bu konuşanlar? Ne anlatıyorlar? Yabancılaşıyor muyuz? Yoksa yaklaşıyor muyuz?

Yaklaşıyoruz. Kokuyu alıyoruz, ufukta bir ışık görüyoruz, yaklaştığımızı fark ediyoruz. Ancak devam etmeye gücümüz var mı? Sırf devam edelim diye mi ışığı gösteriyorlar bize? Bir döngünün üstünde boş yere mi kürek çekiyoruz?

Kasım

Her şey değişiyor ve bu değişime ayak uyduramayan ruh hallerimiz var. Biz bunu ani değişen ruh halleri olarak görüyoruz, ancak işin aslı yeni ve eskinin kapışması. 16 kasım itibariyle gökyüzünde değişiklikler, duraklamalar aynı anda olacak. Bunun sancıları bir süredir hissedilmeye başladı. Gökyüzünde aynı ana gelen birden çok değişiklik yeryüzüne her zaman büyük etki etmiştir, bunun da etki edeceğini düşünüyorum hem kollektif hem de küresel olarak.

Kişisel olarak etkilerine göz atarsak, uzun süredir ben ve biz olgusunu yaşıyoruz. Benliğimize ulaşmak isterken, bizliği görmezden gelemiyoruz. Çevresel faktörlerin hayatımıza büyük etki ettiği ve kollektif tarafından etkilendiğimiz bir süreci geride bırakacağız. Kollektif o kadar etkiliydi ki, bize ait olmayan bütün sorunları sırtımıza yüklendik, şimdi biraz kendi sorunlarımıza ve kendi hayatımıza odaklanabileceğimiz bir sürece gireceğiz. Son bir yılda yaptığımız yaratımların karşılığını alabileceğiz. Şimdi duygusal güvence isteyeceğimiz, güvenlik alanı arayacağımız ve ait olma hissiyatı için yollara koyulacağımız bir sürece giriyoruz. Yeni dönemin en önemli özelliği duygularımıza doğru yol alacağımızdır.

Boğa Dolunayı- Neyim var Gökyüzü?

Neyim var? Bana neler oluyor? Kimseye söyleyemediğim, içimde biriken, belki de insanların duymak istemeyeceği şeyler oluyor. Kimseye soramıyorum.. Benim neyim var? Cam duvarların içinde kilitli kalmışcasına izliyorum dünyayı ve anlamlandıramıyorum bu gidişi. Kimse durup bakmıyor, kimse görmüyor, kimse neler olduğunun farkında değil gibi geliyor ama biliyorum, herkes bunun farkında. Herkes neyim olduğunu biliyor, herkes neler olduğunu biliyor, çünkü aynı şey onlara da oluyor. Sadece kimse konuşmuyor. Konuşuyor aslında, konuşuyor ama hiç benim yaşadıklarımdan konuşmuyorlar, her şey yolundaymış gibi onlar için. Unutmak için konuşuyor gibiler. Her şey bu kadar yapay olamaz diyorum, bu kadar samimiyetten uzak hayatlarından memnun değillerdir. Belki de öyledir, benim kuruntumdur bunlar. Evet, ben başarısızımdır ve bahane arıyorumdur belki de.

Öyle mi? Herkes yaralarını gizlemekte bu kadar mı profesyonel yoksa? Yoksa, bu bir korku mu? Yarasını kabullenmemekle geçip gideceğini mi düşünüyor insanlar? Keşke yalnız hissettirmeseler maskelerinin ardında. Ben kimsenin yarasını kullanmam oysa ki, şifa olmaya çalışırdım.