İkizler Dolunayı

Bu akşam bir İkizler Dolunayı yaşıyoruz. Bu Dolunay Dünyaya en yakın dolunay olacak, bu da etkilerini fazlasıyla arttıracak demektir. İkizler Dolunayı olacağı için etkileri zihninizin bir anda aktifleşmesi olabilir, bu da duygusal bir gelgit yaratabilir. Duygusal olarak huzursuzluk halindeyseniz, eğer ki kabınıza sığamıyor ve ne yapacağınızı bilmez bir haldeyseniz, zihniniz fazla aktifse, Bu yılın tek Süper Dolunayının etkisindesiniz demektir. Uyuyan bir beyne elektroşok verildiğini düşünün. O zihnin içinde uyuyan ne ise, geriye attığınız ve yok saydığınız, kaçtığınız ne ise, o uyanabilir. Yaşananlara kaygı yerine farkındalıklı bakmak katkı olacaktır.

Hareket alanınızı kısıtlayan herkes sizde öfke yaratabilir. Düşüncelerinizi söyleyememek içsel bir baskı oluşturabilir. Yakın çevreniz, kardeşleriniz ve komşularınız ile ilişkinize direk etki edebilir. Düşünce özgürlüğü ve bedensel farkındalık kazanmak isteyecektir bu dönem. Sinir sistemimize direk etki eden bu dolunayda öfke kontrolü önemli. Daha da önemlisi hareket halinde olmamız. Ne kadar hareket halinde olursak o kadar ters etkilerini minimize edebiliriz. Zihinsel olarak uyarılacağımız için bunu kullanmak isteyebiliriz.

Akrep Yeniayı

Bir derdim var, kimseye diyemem. Bir yanım var kimseye açık değil. Bir haykırışım var kimse duymaya hazır değil. Benim bir sözüm var, kim duyar bilmem. Özlemlerim var, hayallerim var, karışığım ama düzeleceğine inancım var. Issız bir gece yarısında yürüyorum ama doğacak güneşi hissediyorum. Gecelerin damağımda bıraktığı bir tat var ama yine de güvende hissettiriyor Güneşin doğuşu ve doğuyorum onunla beraber. Başlıyoruz.

Kime güveneceğini şaşırmışlık, yargılardan sıkılmak ve bu kadar gizlenecek ne vardı dediklerimiz. Samimiyet ararken yalanlarla yüzleşmemiz. İnsanların gerçek yüzlerini görmemiz ve kendimizle yüzleşmemiz.

Uzun süredir delilik ile dahilik arasındaki ince çizgiden geçiyoruz. Psikolojimizi bazen kendimiz bile anlamakta bile zorlanıyoruz. Gerçekliğimiz nedir diye sorguladığımız bir süreç. Geçmişin sabitleri artık gitmek için bizi zorluyor, biz de onlara tutunmak için zorlanıyoruz. Çünkü geleceğin değişkenliğinden korktuğumuzu ve sis perdesinin geleceğe doğru dağılmadığını görüyoruz. Bizi güvende tutan geçmişten kalan sabitler var, bu da odak noktamızın kaybolmasına yol açıyor. Bu dönem bunlardan tamamen arınmak için güzel bir süreç.

Boğa Dolunayı

Küllerinden yeniden doğmak isteyenlerin Dolunayı. Kendi varlığını kabul etmekte zorlanan, diğer yandan çevresine karşı var olma çabasında olan, kendini göstermek için koşuşturan bedenlerin yorgun ruhlarına bir dokunuş yapacaktır bu Dolunay. Yeniden başlamak isteyen, yeniden doğmak isteyen ancak yeniden başlamak için kendine ait bir amaç bulamayanların Dolunayı.

Yeniden doğmak için ölümü yaşamanız gerekmediğini, yaşarken tekrar doğabileceğinizi algılayabileceğiniz bu süreçte size katkı dolu mesajlar akacaktır. Ne kadar konfor alanınızı terk etmekte zorlansanız da, ne kadar yeniye karşı bir kaygı duysanız da, harekete geçme isteğiniz ağır basacaktır. Burada önemli olan bunu uygulamaya koymanız. Söylemek istedikleriniz var, bas bas haykırmak istedikleriniz, ‘ben burdayım’ diye ‘varım’ demek için çırpınışlarınız ve sizi algılamakta zorlanan çevreniz var. Bunların içinde kaybolmuş hissi sizi düşürüyor ve yükseliş için bir ışık arıyorsunuz. O ışığı görmek için başınızı kaldırmalı ve ileriye bakmalısınız. Maddi-manevi varlığınızın size yetmediğini hissediyor olabilir, bunun için bir çıkış noktası arıyor olabilirsiniz. Burada öncelikle bu kaygıyı sizde yaratan insanların hayatınızda edindiği yer ve onlara izin verdiğiniz enerji alanı önemli.

Gerçekten Duruyor musun?

Birçok hayalimiz, isteğimiz, umudumuz var, her ne kadar bazen vazgeçsek de, bazen hiçbir şeyin olacağı yok desek de, içten içe beklediğimiz bir şey var. Bunu hissediyoruz. Bir başlangıç, bir ses, bir iteklenme, bir destek, bir yol görmek istiyoruz. Artık vardığımız kapasiteye yaptığımız işler ve yaşam tarzı yeterli gelmiyor. O kadar çok dağıldı ki enerjimiz, neye odaklanacağımızı bilemiyoruz, her yere yetişmek isteyen bir enerji ağının içindeyiz. Bu yüzden konsantrasyon sorunu yaşıyoruz en başta. Çünkü tek bir şeye odaklı kalmak bize uyumlu gelmiyor.

Tatminsizlik fazlasıyla arttı. Hedeflerimize ulaşsak dahi ne kadar tatmin olacağımızı düşünüyoruz. Gerçekten istediğim hayat bu mu? Bu hedefler benim hedeflerim mi? Bunları ben mi yarattım zihnimde? Özlediğim hayata kavuştuğumda, kavuşma yolunda hissettiklerimi orada hissedebilecek miyim? Evet, hedefe ulaşmak korkutuyor, çünkü ya hayal ettiğimiz gibi bizi mutlu etmeyecekse? Hedef yolunda yürümek daha mı tatmin edici gerçekten? Ulaşılmaz olmak..

Enerjimiz çok fazla dağıldı. Yıllarca kilit altında kaldıktan sonra,

Terazi Yeniayı

Terazi Yeniayı

Uranüs karşıtlığında bir Terazi Yeniayı yaşayacağız. Bu durum öncelikle hayatınızda değiştirmeniz konuları önünüze serebilir, bu yüzden yaşadığınız olaylara ve ruhsal durumlara iyi bakmanız gerekiyor. Bulunduğunuz toplum, çevre ve ilişkide olduğunuz insanları bu dönem daha iyi incelemeli ve size katkı olmayanları geride bırakmalısınız. Çevrenizden ve bulunduğunuz ortamlardan sıkıntı duyuyorsanız, değişim için tam zamanı.

Hayalleriniz ile hayalkırıklıklarınız sizi çekiştirebilir bu dönem. Bir yandan gitmeniz gereken yol varken, bir yanda durmanız gereken bir yer olduğunu hissedebilirsiniz. Çakılı kalmak ile harekete geçmek arasında bir köprüden geçmekteyiz. Harekete geçmek için bir güvenlik arıyoruz, bu güvenlik ise ‘garanticilik’ getiriyor. Evrenin işleyişinde garanti yoktur, seçimler vardır ve o seçimlerin açtığı yollar vardır. Kişisel olarak ne kadar farkındalık içinde seçim yaparsak bu seçimler yeni yollar açacaktır. Şu an ise değişimi seçmek için gökyüzü bizi desteklemekte.

Her şey değişir, değişime direnmenin altında yatan ‘kaybedeceğim, güçsüzüm’ hissi vardır. Değişim, geçmişi kaybetmek değil, kazanmaktır. Vazgeçiyormuşsunuz gibi gelir,

Jüpiter Akrep Burcunda.

Jüpiter Akrep Burcunda.

Jüpiter karanlığa hayat vermek, yalanları ortaya çıkarmak ve bizleri gerçeklerle yüzleştirmek üzere Akrep burcuna geçiyor. Peki karanlık bir geçiş midir? Yoksa korkulacak bir şey midir? Karanlık kötü, aydınlık iyi değildir, Karanlıkta görebildiklerinizi, hissedebildiklerinizi, algılayabildiklerinizi aydınlıkta algılayamazsınız. İkisi de olmazsa olmazdır. Hep dediğim gibi ‘Aydınlıkta çevremizi, karanlıkta kendimizi tanıyoruz’. Şimdi ise karanlıkta kalmış yanlarımızı ortaya çıkarma vaktidir. Hep içimizde tuttuğumuz, bizi sıkıştıran, ancak ortaya çıkartırsak insanlar tarafından yargılanacağımızı düşündüğümüz o yanımız, bizim en önemli kapasitemiz olarak ortaya çıkmayı beklemekte.

Psikolojik olarak bir geçişin ortasında olduğumuz için bazı zamanlar zorlanmamız normal. Geçişler bazen kolay değildir, özellikle Akrep etkisi altına geçişler kolay olmuyor. Bir yanda geçmişte tutunduklarını bırakamama, diğer yanda geleceğin belirsizlik kaygısı var. Önünü göremeyen insanların kaygılarının artması sonucu, kollektiften dünyaya yayılan bir kaygı durumu var. Ne olacağını, nereye gittiğimizi, nereye varacağımızı düşünmekten anı kaçırdığımız vakitler çoğalmakta. Çünkü karanlığı deneyimlemekten kaçtığımız için, karanlıkta görme yetimiz yok. Karanlıkta şu an sadece korku yükseliyor,

Koç Dolunayı

Koç Dolunayı

Eril ve Dişil enerjinin kavuşumu eşliğinde bir Dolunay yaşayacağız. Bu iki enerjinin dengeye oturması birçok şeyi değiştirebilir hayatınızda. Diğer yandan bu bir çarpışma da olabilir, hangisi ağır basarsa diğer tarafınız sıkışabilir. Baskı uygulayacak olan eril enerji olması mümkündür Koç dolunayında. Bu yüzdendir öfkenize, ani çıkışlarınıza dikkat etmeniz elzemdir bu dönem.

Öne Çık. İçinizde kopan fırtınaların, sessiz çığlıklarınızın gökyüzünde yankılandığını bilin. Öyle ki, bu gökyüzünden bütün insanlığa yayılan bir enerji olarak ortaya çıkıyor bu dönem. İçsel olarak sert bir dönemden, dışarıya açılmak için çırpınan bir döneme geçiş yapacağımız için dengede olmanız ve ne yaptığınızın farkında olmanız önemli.  Artık kabuğunuzdan sıyrılmalı ve öne çıkmalısınız. Gökyüzü bu süreçte harekete geçenlere destek olacaktır. Kendinizle olan savaşınızdan kurtulup, büyük bir atılım yapabilirsiniz.

Koç Dolunayının en büyük getirisi ilişkiler konusunda yaratacağı dönüşüm olacaktır. Bu ilişkide olduğunuz kişiyle olabilir, kendinizle olan ilişkiniz olabilir, ailenizle olan ilişkiniz olabilir. Hangi ilişkiniz olursa olsun bir dönüşüm içinde olacaksınızdır.

Değişken Duyu 2

Zehirlendik. Bilerek, istenerek ve bir plan dahilinde zehirlendik. Hissizleşmeye başlayan insanlık artık son demlerini yaşamakta. Ya da ilk demlerini. Bu büyük bir seçim sonucunda vuku bulacak.

Bu değişken duyu ile insanlık ayağa kalkabileceği gibi, kendini de yok edebilir. Son karar, son seçimin arefesinde olan insan, içindeki boşluğun bu dünyaya ait olmadığının idrağına vardığında büyük bir yıkım yaşayabilir. Hayatı boyunca farklı şeyler öğrenmiş, farklı şeyler duymuş ve farklı hayatlar yaşamış olan insanın, ilk defa kendi hayatını dizayn edebilecek kapasiteye ulaşabileceği bu sürecin nasıl şekil alacağına seçimleri yön verecektir.

Bir şeylerin değiştiğini hissediyorsunuz, ancak tam olarak büyük bir değişikliğin gelmediğini de biliyorsunuz. Yarın, yarın, yarın uyanacağım ve dünya bambaşka bir yer olacak diye uyuyor ve ‘dünün aynısı’ bir dünyaya uyanıyorsunuz. Çiseleyen bir havada yürüyorsunuz ve dünyanın size göre nasıl şekillenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz, eve geliyorsunuz ve sosyal medyada bambaşka bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Çok fazla düşünce, çok fazla ses ve çok fazla realitede sıkışıp kalmış insanı okuyorsunuz.

Değişken Duyu

Artık duymuyoruz. ‘Duyu’yoruz. Her zerremizde, her hücremizde, her atomumuzda, her frekansımızda, her titreşimimizde ve her yıldız tozumuzda ‘duyu’yoruz.

Bunun için çok uzun yollardan geldik. Çok engel aştık. Çok hırpalandık. Bir sabah uyandık umut kapladı içimizi. Bir sabah uyandık, karanlık bir umutsuzluk hakimdi zihnimizde. Ailemize yorduk, ilişkimize yorduk, dün çok yorulmuştuk bedenimize yorduk, çevremize yorduk. Yoruluyor muyduk? Duyu’yor muyduk yoksa? Neye hazırlanıyorduk? Nedir bu bilinmezlik hali, nedir bu kaygılanma hali? Neden idi bu dengesiz ruhsal durumlar? Harekete geçmeye karar vermişken, neydi bizi paçamızdan çekiştiren? Dünyanın öbür ucuna gitmek isterken, dünyanın öbür ucuna da gidilse  kendini geride bırakamayacak olmanın hapishanesinden kurtulamamak mıydı?

Hangi büyük kaçış kafanın içindeki hapishaneden kaçmanı sağlayabilirdi? Gerçeği bilmek? Gerçeğe vakıf olmak? Amacını bilmek? Başkalarının değil, kendi amacının peşinden gitmek? An? Hep an’da kalın deniyordu öyle ya. An’da kalabilirsen kurtulabilirdin belki de bütün kaygılarından. Ancak o ‘an’ zaman için yaşarken pek uğramıyordu değil mi? Hangi ilizyonun esiri olarak tutuluyorduk?

İnsan İnsan

İnsan insan derler idi
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyü söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim

Sıfat ile zat olmuşum
Kadr ile berat olmuşum
Hak ile vuslat olmuşum
Mihman nedir şimdi bildim

Muhyiddin A

 

Yüzleşme, YeniAy ve Yeni Süreç

Yüzleşme, YeniAy ve Yeni Süreç

Uzun bir 30 gün geçirdik. Yeryüzüne bağlanmak adına uzun bir 30 gün. Bağlantılarımız kesilmişti, bir yer arıyorduk, iç sıkılmaları, uyku halleri, her şeyden uzaklaşmak, kendine dönmek derken, bazı zamanlar depresyon, bazı dönemler içsel bir patlama yaşadık.  Dünya ise depremler ve kasırgalarla kendini yenileme içerisindeydi.

Ancak biz yeniye karşı dirençlerimizi kırma konusunda dünya kadar tecrübeli değiliz. Yeryüzü ve Gökyüzü birlikte hareket ederken biz hep ayrı tellerden çalıyoruz. Bu da kulağımıza hoş gelmiyor. Kendi müziğimizi unuttuk, frekansımızı unuttuk. Kendi sesimiz kulağımıza güzel gelmez oldu. Sabah uyandığımızda kafamızdaki düşünceler dünden kalma olmaya başladı. ‘Bütün gece uyudum, peki neden bütün gece koşturmuş gibi uyanıyorum.’ gibi cümleler fazlasıyla zihnimizde dolaştı. Odak sorunu fazlalaştı ve değişim yerine yerimizde saymayı seçmemizi isteyen düşünceler ordusu tarafından etrafımız sarıldı. Ortada hiçbir sorun yokmuş gibi görünse de, bir şekilde bizden bağımsız bir duygu kapladı bizleri. ‘Efendim bir sorun yaklaşıyor.’ ‘Çık dışarı’ demeyi beceremedik belki de. Hayatımızda birçok sorunla boğuşmuş olabiliriz,