Çağrıya Cevap; Özgürlük Kapısı

Kaç kişilik bir hayat bu yaşadığın?

Kaç kez düşünüyorsun bir karar verirken ve seçim yaparken. Sustuğun zamanlar, suskunluğunu sorgulayan ve dolduğun zaman senden taşanları kötü ve eksiklik olarak gören kimlerin hayatını yaşıyorsun. Bu kadar zor olmamalıydı dediğin her akşam, yarın daha kolay olmalı bu hayat diye yattığın her gece ve aynı güne uyandığın her sabah, kendinden bir şeyler eksildiğini hissediyorsun.

Kendini eksik hissettiğin bir güne uyanmıyorsun, aslında kendini eksik hissettiren insanların hayatına uyanıyorsun. Kopamıyorsun, kaçamıyorsun, gidemiyorsun. Kaçmalı mısın? Hayır. Gitmeli misin? Belki. Ancak kalırsan göreceğin şey, kendinden bir parça. Görmekten hep kaçtığın, tanışmak istemediğin, kabul etmediğin bir parça. Bu parça seni tamamlayacak olan, bu parça ayaklarını toprağa bastığında seni bütün gezegene bağlayacak olan, bu parça seni hayata bağlayacak olan. Eksik değilsin. Seni eksik hissettirenler var, seni kötü hissettirenler var, seni yok sayanlar var, ancak onlar kendini görebilmen için bir hediye. Onlar olmasa başkalarını bulacaksın, kendini eksik hissetmek için.

Ay Tutulması- Çağrı

Sisli bir orman, yürürken ayağının takıldığı ve düşmemek için  çok dikkatli yürümen gereken bir orman. İleriyi görmek için gözlerini dört açıyorsun ve her şeyin kontrol altında olduğundan emin olmak istiyorsun. Yürüyorsun. Biliyorsun ki, bu ormanı geçtiğinde hava berraklaşacak ve yolunu görebileceksin. Dürtüyor fısıltılar, bir yerlere çarpıyorsun umudun kırılıyor, yine de yürümekten vazgeçmiyorsun. Çünkü beklediğin bir şeyler var, umutların ve hayallerin var, çünkü ulaşmak istediğin yerde seni bekleyenler var. Çünkü her şey bu ormandan ibaret olamaz. Başarmak istiyorsun. Bu sisli ormanı bir an evvel bitirmek ve her şeyin daha net olduğu yola çıkmak istiyorsun.

Bu yolda seni engelleyenin sis ve ayağına takılanlar olduğunu düşünüyor, kızıyorsun. Daha çabuk varabilirdim! Bana zaman kaybettiriyor! O yola çıkmış insanlar var, ben de hemen onlara katılmalıyım! Bana her zaman bu sisli ormanı geçtiğimde her şeyin güzel olacağı söylendi! Beni bekleyen kişiye ulaşmalıyım! Bu ormanın ardında çok iyi yerlere geleceğim bir iş var! Bu sisi dağıtın!

Güneş Tutulması – Senin Gökyüzün

Benim zamanım gelecek dersin hep, ancak o zaman bir türlü gelmez. Çünkü o an geldiğinde de, başka bir zaman beklersin. Birini beklersin hep, o kişi geldiğinde fark etmezsin, çünkü yine başka birini beklersin. Ve bir yer hayal edersin, ait hissedeceğin bir yer. O yer seni bulur, ancak sen başka bir yer hayal edersin. Çünkü ayak bastığın her yer, görüştüğün her kişi, hatta yargıladığın her an sana ait, bilmezsin. İstemezsin. Bu senin yolun ve bu yolda karşına çıkan her şey sana ait.

2019 kabulleniş ile başladı, kabullenme ferahlığında, ilk defa ait hissedilen bir yıl gibi başladı. Her şey olduğu gibi olacak düşüncesi ile, belki de ilk defa bu sefer hak ettiğimi alacağım ve herkes hak ettiğini bulacak inancı ile başladı. Şimdi ise yine aynı şeyler mi olacak kaygısı var. Çünkü öğrenilmiş çaresizliğimizi aşamıyoruz, zihnimiz bilgiler ile dolu ve her şeyi anlamlandırma çabasına giriyoruz. Mükemmel giden anları, en ufak olumsuzlukta yıkıp atıyoruz.

Yengeç Dolunayı- Yol arkadaşı

Şikayet ediyoruz, hayatın her noktasına, yaşadığımız her ana. Tatminsizlik bizimle bir olmuş gibi. Çünkü artık farklı bir şeyler olsun istiyoruz, aynı güne uyanmak, aynı kaygıları taşımak ağır bir yük. Uyanan kim, uyuyan kim bilmiyoruz. Ya bilseydik? Ya bunu değiştirmek elimizde olsaydı? Ya bunu seçebilseydik. Artık yorgunluktan şikayet etmeseydik, insanlardan ve yaşadıklarımızdan. Kaygılarımız bu kadar üstümüze gelebilir miydi o zaman?

Konuşmayı ve paylaşmayı unuttuğumuz bir süreçteyiz. Artık güvenme konusunun yerlerde olduğu, kimseye bir şeyler anlatamadığımız yerdeyiz. Kendimizle konuşmadığımız ve ne istediğimizi bilmediğimiz, çünkü kurtulacak bir çevre, kurtulacak bir dünya var. Hayali bir süper kahraman rolü yüklenmiş durumdayız. Herkesi ve her şeyi kurtarmak isterken, hiçbir şeyi değiştiremediğimizi gördükçe güçsüz hissetmeye başlıyoruz. Gerçekten öyle mi? Yoksa enerjimizi kendimizden başka herkese dağıttığımız için mi böyle yorgun hissediyoruz? Bir gün güzel uyanırken, diğer gün yaşayan bir ölü gibi uyanan bedenin ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünen zihnin ne istemekte? Artık kendine biraz değer vermelisiniz diye haykırmakta belki de.

Hatırla – Yay Yeniayı

Bu yolu sen seçtin. Belki bir dertleşme esnasında, belki bir öfkeyle, belki bir depresyonda, belki en mutlu olduğun anda aklından geçti bu yol. Şu an sana boş gelen, belki de nedenini sorguladığın, belki çile olarak gördüğün, sıkıldığın ve vazgeçme aşamasında olduğun bu yolu seçtiğin o ana götürmek isterim seni. O gece, günün çok kötü geçtiği ve ne yapacağını bilmediğin, kendini çaresiz hissettiğin o gece. Bu kısır döngü kırılsın artık dediğin, belki insanlığa küstüğün, belki .güveninin tamamen yıkıldığı, vazgeçmenin kapısında beklediğin o gece bir cümle kurdun, belki bir dua idi. Yalnız değildin. Öyle içten, öyle samimi ve öyle bir yaratım gücüyle kurdun ki o cümleyi, bugün buradasın. Bu yoldasın. Yolunu kabul etmeden, kendini kabul etmeden daha fazla ilerleyemediğini görmelisin.

Korkuların vardı ve hatırlamak istemediğin çok gece oldu geçmişinde. Bu anı yaşamanı öğütlediler hep, geçmişten uzaklaşmanı söylediler. Yüzleşmediğin hiçbir şeyden tamamen özgürleşemeyeceğini söylemediler. Anı yaşa, anı yaşa, anı yaşa. Tamam da nasıl!

Bu Senin Hikayen – İkizler Dolunayı

Yolunu kaybetmedin, yolunu başka gözlerden izlemek istedin sadece. Herkesin hikayesinde bir cümle oldun, bir anı, bir  umut, bir dost oldun.  Şimdi ise kendi hikayeni yazmak için bekliyorsun. Yalnız  başına yola çıkmak her ne kadar korkutsa da insanı, özgürleştirir. Karar alırken iki kişilik almayacaksın, kendi hikayeni artık kendin yazacaksın. Bu hikaye senin hikayen, sana ait, senin cümlelerin, senin düşündüklerin, senin hayalin.

Uzun süredir aynı sayfaları okuyoruz, aynı cümleleri, aynı umutları ve belki de aynı hayatları. Çünkü yeni bir hikaye yazmak zaman ister, emek ister, cesaret ister. Bunları kendimizde bulamıyorduk belki de. Ancak şimdi yeni bir çağa giriyoruz. Herkesin kendi hikayesini baştan yazacağı bir çağ. Ne isek, özde neyimiz varsa, hangi kapasiteye sahip isek ve ne istiyorsak o hikayeyi yazacağız. Daha önce hiç böyle bir dönemden geçmediniz. Bu bir kısır döngü de değil, bu bir yeni çağ sizin için. Bu yüzden geçmiş anılarla-tecrübelerle eşleştirme yapamayan beyin, boşluk ilizyonu yaşatıyor. Ancak bir süre sonra her şey daha açık olacaktır.

Karmakarışık bir Hal, Jüpiter Yay.

Her yaşadığın halin ardında, sana iletilmek istenen farkındalık saklı. Mesajlar yağıyor her yerden ve sendin bunu görmek isteyen. Karışık ve bazı zamanlar endişeli halin, geleceğe dair gerçekleşmeye başlayan hayalinin, kaygıdan evrimleşme hali. Hazır mıyım? endişesi. Hazırsın ve bunu biliyorsun. Şimdi sen neyi beğenmediğine bak hayatında, neyi bir türlü aşamadığına. Önündeki engellere bir bak ve gözünde büyüyenlere. Sana anlatmak, sana göstermek ve sana söylemek istedikleri bir şey var.

Dünya artık senin tanıdığın, bildiğin yer gibi değil. Uzun süredir tanıdığın birinin gerçek yüzüyle karşılaşmak gibi. Tanıdığın Dünya mı gerçek? Yoksa şu an gerçek yüzünü gördüğün Dünya mı? Neden bu kadar farklı geliyor her şey? Kim bu insanlar? Kim bu konuşanlar? Ne anlatıyorlar? Yabancılaşıyor muyuz? Yoksa yaklaşıyor muyuz?

Yaklaşıyoruz. Kokuyu alıyoruz, ufukta bir ışık görüyoruz, yaklaştığımızı fark ediyoruz. Ancak devam etmeye gücümüz var mı? Sırf devam edelim diye mi ışığı gösteriyorlar bize? Bir döngünün üstünde boş yere mi kürek çekiyoruz?

Kasım

Her şey değişiyor ve bu değişime ayak uyduramayan ruh hallerimiz var. Biz bunu ani değişen ruh halleri olarak görüyoruz, ancak işin aslı yeni ve eskinin kapışması. 16 kasım itibariyle gökyüzünde değişiklikler, duraklamalar aynı anda olacak. Bunun sancıları bir süredir hissedilmeye başladı. Gökyüzünde aynı ana gelen birden çok değişiklik yeryüzüne her zaman büyük etki etmiştir, bunun da etki edeceğini düşünüyorum hem kollektif hem de küresel olarak.

Kişisel olarak etkilerine göz atarsak, uzun süredir ben ve biz olgusunu yaşıyoruz. Benliğimize ulaşmak isterken, bizliği görmezden gelemiyoruz. Çevresel faktörlerin hayatımıza büyük etki ettiği ve kollektif tarafından etkilendiğimiz bir süreci geride bırakacağız. Kollektif o kadar etkiliydi ki, bize ait olmayan bütün sorunları sırtımıza yüklendik, şimdi biraz kendi sorunlarımıza ve kendi hayatımıza odaklanabileceğimiz bir sürece gireceğiz. Son bir yılda yaptığımız yaratımların karşılığını alabileceğiz. Şimdi duygusal güvence isteyeceğimiz, güvenlik alanı arayacağımız ve ait olma hissiyatı için yollara koyulacağımız bir sürece giriyoruz. Yeni dönemin en önemli özelliği duygularımıza doğru yol alacağımızdır.

Boğa Dolunayı- Neyim var Gökyüzü?

Neyim var? Bana neler oluyor? Kimseye söyleyemediğim, içimde biriken, belki de insanların duymak istemeyeceği şeyler oluyor. Kimseye soramıyorum.. Benim neyim var? Cam duvarların içinde kilitli kalmışcasına izliyorum dünyayı ve anlamlandıramıyorum bu gidişi. Kimse durup bakmıyor, kimse görmüyor, kimse neler olduğunun farkında değil gibi geliyor ama biliyorum, herkes bunun farkında. Herkes neyim olduğunu biliyor, herkes neler olduğunu biliyor, çünkü aynı şey onlara da oluyor. Sadece kimse konuşmuyor. Konuşuyor aslında, konuşuyor ama hiç benim yaşadıklarımdan konuşmuyorlar, her şey yolundaymış gibi onlar için. Unutmak için konuşuyor gibiler. Her şey bu kadar yapay olamaz diyorum, bu kadar samimiyetten uzak hayatlarından memnun değillerdir. Belki de öyledir, benim kuruntumdur bunlar. Evet, ben başarısızımdır ve bahane arıyorumdur belki de.

Öyle mi? Herkes yaralarını gizlemekte bu kadar mı profesyonel yoksa? Yoksa, bu bir korku mu? Yarasını kabullenmemekle geçip gideceğini mi düşünüyor insanlar? Keşke yalnız hissettirmeseler maskelerinin ardında. Ben kimsenin yarasını kullanmam oysa ki, şifa olmaya çalışırdım.

Terazi Yeniayı- Yumru

Boğazında yumru olmuş cümleler, çıkmak için haykırıyor da, bir türlü çıkmıyor. Nefesin kesiliyor, hani artık yer kalmamış bastırmaya, hani artık yer kalmamış içinde atmaya. Fermuarı kapanmıyor dolu yüreğinin..

Öksürüyorsun, öksüyorsun çıkmıyor. Geçmiş olsun diyorlar, geçmiyor. Terazin şaşmış, gideceğin yol şaşmış, içinden gitmek bile gelmiyor. Gelsinler istemiyorsun sonra, gelip görsünler istemiyorsun güçsüzlüğünü insanlar. Oysa terazinin iki tarafı vardır, senin de. Oysa güç gibi güçsüzlük de senin bir parçandır. Gücü bulduğun yerdir, güçsüzlüğün. ‘İşte şimdi bittim.’ dediğin yerde başlamadı mı bütün hikayelerin? Yoruldum dediğin yerde gelmedi mi, o beklediğin el. En güçsüz hissettiğin an bulmadın mı kendi gücünü? Şimdi vazgeçmenin sırası mı? Şimdi haykırmanın zamanı değil mi? Tam hiçbir şey düzelmiyor dediğin yerdeyiz, tam olarak umutlarının erimeye başladığı yerde. Şimdi terazinin diğer tarafına bakmanın zamanı değil mi? O tarafta herkese teslim ettiğin gücün var, o tarafta beyaz bir elmas var. Emaneti geri almanın zamanı gelmedi mi?

Oysa kaç hayattan geldin,

Venüs Retrosu – Değer mi?

Değer mi? Bunca zaman dostlukların, sırların, sohbetlerin, paylaşımların ardına şükran duymak yerine herkese birini kötülemek değer mi? Herkesin içinde karanlık vardır, bunu kontrol altında tutanlar ile tutmaya değer görmeyenlerin savaşı büyüyor. Karanlık büyüyor ve bir ateş de biz atıyoruz. Çünkü öyle yükseklerden bakıyoruz, öyle tepelerde görüyoruz ki kendimizi, karanlığımızı bile kontrol altında tutmaya değer görmüyoruz artık. Özgürlüğü karıştırıyoruz. Bize hitap etmeyen bir şey varsa o ‘kötüdür, o aptallıktır, onlar kendilerini rezil edenlerdir, onlar fıkrasına gülünmeyenler, kendini rezil edenler, şarkısı dinlenmeyenler, sohbetleri çekilmeyenler, mizahı kötü olanlardır.’ Çünkü iyi olsa, bize hitap ederdi? O zirveden bir adım aşağı inmenizi rica edeceğim, çünkü artık kendinizi ne kadar yukarıda gördüğünüz değil, aynada kendinizi ne olarak gördüğünüz bir zamana adım atıyoruz. Kendimize ve kendi hayatımıza bir göz atacağımız zamanlar.

Bir adım aşağı inmenizi rica edeceğim, çünkü süreç kimin ne kadar yukarıda olduğunu değil, kimin ne kadar samimi olduğunu ortaya koyacak bir süreç. Burada kendimize ne kadar samimi olduğumuz test edilecektir.

Veda

Kapıdan çıkıp gidebilmeli insan, geçmişin evinden. Orada çok sevdikleri olsa da, tutunduğu acıları olsa da, kaybettiği insanlar olsa da, anıları olsa da, o kapıdan çıkıp gidebilmeli.

Hayatına devam edebilmek için hafiflik gerek insana, sırtında bir çuval yük ile ne kadar ilerleyebilir. Kapıyı açar, arkasına bakar ama bir türlü o adımı atamaz, yeni hayatına. Çünkü bilmez nelerin beklediğini, çünkü her ne kadar eski olsa da güvenli bir alanı vardır orada. Ne kadar acı olsa da anıları, ne kadar kırılmış olsa da sevgileri vardır o evde. Odadan, odaya koşturmaya başlar sonra.

Ev büyüktür ve yaşamasını sağlayacak kadar malzeme vardır o evde. Bir oda iş, bir oda aile, bir oda eğlence, bir oda çevre, bir oda depresyon. Balkona çıkar ve sokaktan geçenlere bakar ama hep en güzel arabaları görür gözleri, hep en mutlu çiftleri görür, hiç bakmaz eksik kalan hayatlara, hiç bakmaz ortak yaşamlara, hiç bakmaz kendi gibi olanlara.