Month: Temmuz,2017

Aslan Yeniayı

Aslan Yeniayı

Bazen acı çeke çeke, bazen güle oynaya dönüşüyoruz. Bir şekilde devam ediyoruz, her şey bitti derken, tekrar başlıyoruz. Yoruluyoruz, bıkıyoruz, öfkeleniyoruz, rahatsızlanıyoruz ama devam ediyoruz. Dünyanın doğumuna şahit oluyoruz. Bir nevi toprakla bir oluyoruz, ateşle bir oluyoruz, su ve hava ile bir olmayı deneyimliyoruz. Yormuyor mu? Sonuna kadar. Uyutmuyor, ağlatıyor, fiziksel ve ruhsal olarak kendi yaşından iki kat fazla yaşamış gibi hissettiriyor ama artık herkes bir şeyin farkındaki, devran dönüyor. Devran dönerken ya hortum gibi hepimizi içine çekecek, ya da bir yere tutunacağız ve bu tufanı da atlatacağız. Sevgiye tutunacağız, saygıya tutunacağız, vicdana tutunacağız, özgürlüğümüze tutunacağız ve bu tufanı da atlatacağız.

Maskeler düşüyor. Bu maske insanların takındığı ‘ben iyi bir insanım’ maskesi, bu maske ‘ben sizi düşünüyorum’ maskesi, bu maske ‘ben senin en iyi arkadaşınım’ maskesi ve bu maske ‘ben seni seviyorum’ maskesi. Hangi duygular gerçekçe bir bir ortaya çıkacaktır. Yalan duyguların duvara çarpacağı, yalan cümlelerin dile dolanacağı bir süreç.

Adalet

Adalet

Adalet. Çocukluğumdan beri peşinde koştuğumdu. Sokak köpeklerinin yaşama hakkıydı çocukken benim için adalet. Belediyelerle kavga ederdim. Neden köpekler sokakta kaldı diye zehirleniyor diye düşünürdüm, adil değildi bu, küçüktüm.  Okul başladı, neden öğretmen daha zeki diye sınıf arkadaşımı daha çok severdi, neden arkadaşımın ailesi okula bağış yapıyor diye o el üstünde tutulurdu. Neden arkadaşım kilolu diye tenefüslerde yalnız takılırdı ve bir şey istediğinde kimse kulak asmazdı. Ancak serseri çocuklar, güçlü çocuklar hep beraber gezerlerdi. Ezerlerdi herkesi ve kimsenin sesi çıkmazdı. Çocukluğumdan beri düşündüğüm idi benim için Adalet.

Sonra sokakta yatan insanlar gördüm, çok zengin insanlar da. Sahillerde öylece yatan insanlar ve yanından geçen insanlar gördüm. Herkes birbirine yardım etse kimse sokakta yatmaz diye düşünürdüm. Küçüktüm. Nerede bu adalet. Hep düşündüm.

Futbol oynadım yıllarca, sırf hocaya takım içinden haber götürmüyorum (ispiyon) diye elimden kaptanlığım alındı. Başka takımda, arkadaşlarım için bir konuşma yaptığım için kadro dışı bırakıldım. Adil olmak değil,

Oğlak Dolunayı

Oğlak Dolunayı

 

Bana ne oluyor? Nedir bu değişim, nedir bu düşünceler. Var mıdır bana yardım edecek birileri, ancak söylersem ne düşünürler hakkımda. Kimseye açmamalıyım içimi, görmeliler, benim gösterdiğim kadar bilseler yeter. Kaygılarım bir anda neden arttı? Neden eskide bıraktıklarım, çözdüm sandıklarım, unuttum sandıklarım, bilinçaltımın en derinlerine gömdüm dediklerim, korkularım neden körüklendi böylesine. Yalnız mıyım? Buraya ait miyim gerçekten? Evde dursam duvarlar, sokakta yürüsem insanlar üzerime geliyor.

Aitsizlik hissiyle gelen olaylar silsilesi arasında bir yol. Çevreden haykırışlar ‘başaramazsın.’ Duymamaya çalışırcasına yürüyorsun. Yola bile ait hissedemiyorsun kendini, havada yürümek istiyorsun. Uçmak istiyorsun. Yollar aşınıyor, yolun kenarında haykırışlar çoğalıyor ama sen yürümeyi bırakmıyorsun. Herkes kendi hayatından kesitleri yüzüne vuruyor, herkes kendi hayatında çözemediklerini senin üstünden tatmin etmeye çalışıyor. Sen yürüyorsun. Kimseye bağıramadıklarını sana bağırıyorlar, senle hiçbir alakası yok haykırışların ama seni seçmişler. Bugün taşlanacak olan sensin.

Buraya ait değilim, siz bana ait değilsiniz, ben size ait değilim. Ayağımı bastığım hiçbir yer beni kabul etmiyor gibi,