Month: Mart,2018

Terazi Dolunayı

Kimden, ne beklemektesin? Hangi el uzansın diye gözlerini dışarıya dikmektesin. Kim seni, senden daha iyi tanıyabilir. Peki neden başkalarının, senin hakkında ne düşündüğü ile bu kadar ilgilisin? Onlar konuşur ve konuşacaktır da, onlar yargılar ve yargılayacaktır da, o hakkındaki fikrini merak ettiğin insanlar hiçbir zaman senin için doğru kelimeleri kullanamayacaklar. Sen, kendin için doğru kelimeleri bulana kadar.

Yardım çığlıkları var içlerden gelen, dönsün denen devran. Peki biz ne yapıyoruz? Kendi devranımızı döndürmek için ne gibi değişikliklere açığız. Ne kadar izinliyiz duymaya kendimizi? Yargılamadan, katkı olmak adına ne kadar konuşuyoruz kendimizle. Kendimize ne kadar adiliz ki, çevremizden adalet bekliyoruz. Gelen her haber, okuduğumuz her şey öfke yaratmaya başladı, çünkü değişeceğine inandığımız hiçbir şey değişmemekte. Pozitif yönlerimizi görürken, negatif yönlerimizin üstünü örtmekteyiz. Çünkü onlar ‘kötü’. Çünkü bize yakışmıyorlar. Çünkü biz bu olamayız? En son sorumlulukların dışında, çevresel faktörlerin dışında, sabitlerin dışında, kendin için ne yaptın? Dön bir bak ve bu zamanı kimler için harcadığını gör.

Balık YeniAyı

Yara aldığın yerlerin şifalanırken, geçmişin ve yaşanmışlıklar şifalanırken, hissettiğin acı tutunmadır. Bu öyle bir tutunmadır ki, acıları ve korkuyu bile bırakmak istemezsin. Bırakmadıkça, seninle bütünleşir. Beslenirsin. Fark etmezsin. Fark ettiğinde ise ‘aman Allah’ım her şey kötüye gidiyor’ diye düşünürsün. Aslında her şey olması gerektiği yere dönüyordur. ‘Her şey kötüye gidiyor’ diye düşündüğün o ‘an’, her şey olması gerektiği yere dönüyordur. Kötü olarak algılatan, senin ‘olması gereken yer’den kaçışındır. Artık kaçamıyoruz. Balık Yeniayı kendinden çıkmaz sokak.

Şu an yaşanan olaylara yabancı gibi hissetmek, bir o kadar da acıyı hissetmek. Yorgun hissetmek ve koşmak istemek. Seni bırakmıyorlar. Koşmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Durmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Konuşmak istiyorsun, dinlemiyorlar. Susmak istiyorsun, suskunluğunu sorguluyorlar. Hep bir şeyler yapmanı bekliyorlar, hiçbir şey yapamıyorsun. Çünkü dinginlik zamanı. Hiçbir şey yapmamanın, ne kadar çok şeyi barındırdığından haberleri yok. Her yerinden çekiştirmişler, her yerinden yaraların var. Yaraların var da, göstermiyorsun. Dokunmasınlar diye gizliyorsun. Bazen kendinden bile. Sonra öfkeleniyorsun,

Başak Dolunayı-Zihin Oyunları

Zihin oyunlarına giriş.

Çelişkilerle dolu bir zihin. Sen ve diğerleri.  Bir soru silsilesi geliyor. ‘Bu düşündüğüm şey doğru mu?’, ‘Onlar da böyle düşünüyor mu?’,  ‘Görevlerimi yerine getiriyor muyum?’, ‘Yalnız mıyım?’.

Yeniay zamanı çevrenin seni oyun hamuru gibi şekillendirmesi konusunu işlemiştin hayatında, şimdi zihninle başbaşasın. Zihnin seni şekillendirme çabasında ve yanlış sorularla. Çünkü sen bıraktın ona bu görevi. Değişmeyen bir şeyler var ve kafandaki soruların hepsi sana hakimiyet kurma peşinde. Detaylar içinde kaybolmanı isteyen ve gerçeği sana göstermek istemeyen bir zihin yapısı var gökyüzünde. Çünkü ‘ne olacağın’ konusuna o kadar odaklısın ki, ne olduğun hakkında hiçbir fikir üretemiyorsun. İplerini bir ağaca bile devredersen, o ağaç senin hayatını bambaşka şekillerde değiştirebileceği fikrini düşünmüyorsun. İpleri kendi eline almanın vakti gelmedi mi?

Bilinçaltı sisli ve biraz da seni kandırmaya yönelik bu süreçte. Biraz seni uyutmaya çalışmakta, biraz geri çekilmeni söylemekte, kararsızlık içine sürüklemekte. Uçup gitmek isterken bambaşka diyarlara,