Month: Nisan,2018

Akrep Dolunayı

Her karanlıkta kaldığında, her yolunu kaybettiğinde, her çıkmaz sokağa girdiğinde bir umut vardır içinde. O umut kokusunu tanıdığın bir yola çıkabilme umududur. Dünyadan uzaklaştıkça yabancılaştığın, insanları tanıdıkça kendi haline döndüğün, anlayamadığın yerde susmayı tercih ettiğin bir karanlık. Uzayda süzülüyorsun da, dünya gittikçe küçük bir nokta gibi görünüyor gibi. Öyle bir hissiyat, öyle bir uzaklaşma hissi. Peki. Işığın kaybolduğunu hissettiğin bu süreci nasıl tersine döndüreceksin. Işığını tekrar nasıl bulacaksın? Hayat ışığını, hayata tekrar sarılma hissini, yaşam sevincini, hırsını, koşturmayı, amaçlarını tekrar nasıl yakalayacaksın? Seni içine çeken bu kara delikten nasıl kurtulacaksın? Seni tutan ne? Seni adım atmaktan, hedefine yürümekten, koşmaktansa yerinde tutan ne?

Gözüne güzel görünenler o kadar ışıl ışıl ki, ardındaki karanlığı göremiyorsun. Dolunayın ışığı dünyayı aydınlatırken, arka yüzündeki karanlığı nasıl yansıttığını göremiyorsun. Çünkü kendi karanlık yanına kapadın kendini. Oysa orada sen varsın, oysa orada hedeflerin, amaçların var. Oysa orada görmek istemediğin için üstünü örttüğün bir ışık var.

Koç Yeniayı-Başlangıç

Uyanır mısın? Gördüğün rüyalardan, daha güzel bir sen görebilmek için.

Değişimin rüzgarında savrulan düşüncelerin, kaygıların ve geleceğin bilinmezliği. Belki böyle hayal etmemiştin, belki de yalnız buraya kadar gelebileceğini düşünmemiştin. Belki de ne kadar kendi başına ayakta durabilecek gücün olsa da, varlığın hep bir el beklemişti. O elin sana uzandığını görüyorsun, kimi zaman bir haberin içeriğinde, kimi zaman bir dostun bakışlarında, kimi zaman çevrenin yargılarında. Sana değiştirmen gerekenler hep gösterildi. Sen bazen görmek istemedin, bazen kendine yakıştıramadın, bazen de daha özel bir mesaj beklediğin için gelen mesaja yakıştıramadın. Dışarıda aradın, içeride buldun. Dışarıya konuştun, içerisi duydu. Sen bu değişim için çok bekledin.

Çoğu geceler dualarında, çoğu günler haykırışlarında, çoğu dönemler isyanlarında istedin bu süreci. Çünkü dolduramadığın boşluğun sebebini aradın hep. Seni anlamayan kulaklara haykırdın, seni görmeyen gözlere kendini kanıtlamaya çalıştın. ‘Ben buradayım.’ Sen gerçekten neredesin? Buradayım! Sen şu an neredesin? Buradayım! Peki burası neresi? … Şimdi ‘Buradayım’ın içini dolduracak bir süreçtesin.