Month: Haziran,2018

Oğlak Dolunayı

Kara bulutlar ay ışığını kapatıyor diye, karanlıkta kalmış değilsin. Bırak sadece, bulutlar geçip gitsin. Hayatın dönüm noktaları vardır, bunlar geçiş kapılarıdır. Hangi kapıdan geçeceğine sen karar verirsin, hangi değişime uğrayacağını, nereye gideceğini. Ancak bazı kapılar ışıltılıdır, insanların sözleriyle, ailenin yönlendirmeleriyle, öğrendiklerinle. Parlar o kapılar sana, bir adım oraya atarsın, ancak içinden bir ses o kapının, senin kapın olmadığını her zaman deklare eder. Kapılırsın. Çok kapılar açtın hayatın boyunca, bazıları istediğin gibi çıkmadı, bazılarını sevdin, bazıları sana göre değildi, bazıları ise acı doluydu. Oysa sana gösterilen kapı buydu. Daha güzel olmalıydı her şey, geçmişte bu yılları düşündüğünde, çok daha güzel bir hayatın olacağını hayal ediyordun belki de, resmettin.

Geçmiş yıllarda, bu yıllarını kafanda oynadın, kendini bir yere koydun, kendini tanıdığına emindin ve bundan daha güzel bir hayatın içinde olmayı hedefliyordun. Tam olarak bu sıralar. Şimdi geçmişteki hayaller kuran sen, şu an olduğun seni beğenmiyor. Şu an ise gelecekteki seni,

İkizler Yeniayı

Ya kendin olacaksın, ya bir başkası. Bambaşka hayatların pençesinde, kendini bulamadan yaşamaktır, yalnızlık.

Kafanın içinde bu kadar kalabalıkken, nasıl yalnız hissettiğini düşünürsün. Bu iki delilik arasında sıkışmış bir ruhun, başkalarının çizdiği ve geçmeye bir türlü cesaret edemediği, geçse kendi yolunun ferahlığında yürüyeceği bir çizgi. İkizler yeniayı, bu adımı atmanız için bir şans. Başka hayatlardan aldığınız numunelerin, kendi hayatınızla uyuşmadığını deneyimlemek, bir öfke yaratıyor. Oysa kendi numunelerinize ulaşmanız, sizi büyük bir yalnızlık hissinden çıkaracaktır.

Hareket, yeni bir hareket yaratıyor ancak kısır döngülerin bir türlü kırılamadığı bir hareket. Seçim, seçim ve seçim. Sanki bir labirent ve tam çıkışa geldiğinde en başa koyuyorlar. Bir deney. Bir kere daha, tekrar, tekrar. Aynı yollar, aynı seçimler. Peki bu labirentten bir çıkış yok mudur? Vardır. Kendi labirentini fark etmek. Labirent içinde ilerlerken seni yönlendiren sesler. Paralel zihinlerin. Geçmişteki Sen ile şu an olduğun Sen arasındaki çekişme. Şu an olduğun Sen ile geleceğe kurguladığın Sen arasındaki çekişme. 

Yay Dolunayı

Her şey seninle başlamıştı. Sen bunu başkalarına bağladın hep. Gün geldi ailene, gün geldi öğretmenine, gün geldi dostuna, gün geldi sevgiline, eşine. Ancak her şey  vazgeçmediğin, devam etmeyi seçtiğin o gece başlamıştı.

Kızdın, istemedin, ittin. Yolu kabullenmedin. Yolunu kabullenmek zordu, uzun bir yoldan gelmiştin zaten. Sadece saçının okşanmasına ihtiyacın vardı ve yürümek istemiyordun. Sonra bir el dokundu. Ayaklandın, ayaklarını sürüye sürüye devam ettin. Bir el dokundu, o el senin yaptığın seçimdi. Sen istedin ki, huzur olsun. Daha çok sorun geldi. Üst üste. Vazgeçmenin sınırındaydın, ancak devam etmeyi seçtin. Bir sezgin vardı ve bu bir umuda dönüştü. Bu umut seni buralara kadar getirdi. Sen getirdin. Herkesin katkıları olmuştur, herkes dokunmuştur sana, ancak en büyük dokunuşun kendi seçimlerin olduğunu bilmelisin. Başkalarını yüceltirken, kendini yargılamayı ve küçük görmeyi bırakmalısın.

Şimdi ‘bir kere daha düşersem, ayağa kalkacak gücü bulabilir miyim?’ diye düşünmekten kendini alamıyorsun, ancak bir bilsen bugünlere gelene kadar nasıl güçlendiğini,