Month: Ekim,2018

Kasım

Her şey değişiyor ve bu değişime ayak uyduramayan ruh hallerimiz var. Biz bunu ani değişen ruh halleri olarak görüyoruz, ancak işin aslı yeni ve eskinin kapışması. 16 kasım itibariyle gökyüzünde değişiklikler, duraklamalar aynı anda olacak. Bunun sancıları bir süredir hissedilmeye başladı. Gökyüzünde aynı ana gelen birden çok değişiklik yeryüzüne her zaman büyük etki etmiştir, bunun da etki edeceğini düşünüyorum hem kollektif hem de küresel olarak.

Kişisel olarak etkilerine göz atarsak, uzun süredir ben ve biz olgusunu yaşıyoruz. Benliğimize ulaşmak isterken, bizliği görmezden gelemiyoruz. Çevresel faktörlerin hayatımıza büyük etki ettiği ve kollektif tarafından etkilendiğimiz bir süreci geride bırakacağız. Kollektif o kadar etkiliydi ki, bize ait olmayan bütün sorunları sırtımıza yüklendik, şimdi biraz kendi sorunlarımıza ve kendi hayatımıza odaklanabileceğimiz bir sürece gireceğiz. Son bir yılda yaptığımız yaratımların karşılığını alabileceğiz. Şimdi duygusal güvence isteyeceğimiz, güvenlik alanı arayacağımız ve ait olma hissiyatı için yollara koyulacağımız bir sürece giriyoruz. Yeni dönemin en önemli özelliği duygularımıza doğru yol alacağımızdır.

Boğa Dolunayı- Neyim var Gökyüzü?

Neyim var? Bana neler oluyor? Kimseye söyleyemediğim, içimde biriken, belki de insanların duymak istemeyeceği şeyler oluyor. Kimseye soramıyorum.. Benim neyim var? Cam duvarların içinde kilitli kalmışcasına izliyorum dünyayı ve anlamlandıramıyorum bu gidişi. Kimse durup bakmıyor, kimse görmüyor, kimse neler olduğunun farkında değil gibi geliyor ama biliyorum, herkes bunun farkında. Herkes neyim olduğunu biliyor, herkes neler olduğunu biliyor, çünkü aynı şey onlara da oluyor. Sadece kimse konuşmuyor. Konuşuyor aslında, konuşuyor ama hiç benim yaşadıklarımdan konuşmuyorlar, her şey yolundaymış gibi onlar için. Unutmak için konuşuyor gibiler. Her şey bu kadar yapay olamaz diyorum, bu kadar samimiyetten uzak hayatlarından memnun değillerdir. Belki de öyledir, benim kuruntumdur bunlar. Evet, ben başarısızımdır ve bahane arıyorumdur belki de.

Öyle mi? Herkes yaralarını gizlemekte bu kadar mı profesyonel yoksa? Yoksa, bu bir korku mu? Yarasını kabullenmemekle geçip gideceğini mi düşünüyor insanlar? Keşke yalnız hissettirmeseler maskelerinin ardında. Ben kimsenin yarasını kullanmam oysa ki, şifa olmaya çalışırdım.

Terazi Yeniayı- Yumru

Boğazında yumru olmuş cümleler, çıkmak için haykırıyor da, bir türlü çıkmıyor. Nefesin kesiliyor, hani artık yer kalmamış bastırmaya, hani artık yer kalmamış içinde atmaya. Fermuarı kapanmıyor dolu yüreğinin..

Öksürüyorsun, öksüyorsun çıkmıyor. Geçmiş olsun diyorlar, geçmiyor. Terazin şaşmış, gideceğin yol şaşmış, içinden gitmek bile gelmiyor. Gelsinler istemiyorsun sonra, gelip görsünler istemiyorsun güçsüzlüğünü insanlar. Oysa terazinin iki tarafı vardır, senin de. Oysa güç gibi güçsüzlük de senin bir parçandır. Gücü bulduğun yerdir, güçsüzlüğün. ‘İşte şimdi bittim.’ dediğin yerde başlamadı mı bütün hikayelerin? Yoruldum dediğin yerde gelmedi mi, o beklediğin el. En güçsüz hissettiğin an bulmadın mı kendi gücünü? Şimdi vazgeçmenin sırası mı? Şimdi haykırmanın zamanı değil mi? Tam hiçbir şey düzelmiyor dediğin yerdeyiz, tam olarak umutlarının erimeye başladığı yerde. Şimdi terazinin diğer tarafına bakmanın zamanı değil mi? O tarafta herkese teslim ettiğin gücün var, o tarafta beyaz bir elmas var. Emaneti geri almanın zamanı gelmedi mi?

Oysa kaç hayattan geldin,

Venüs Retrosu – Değer mi?

Değer mi? Bunca zaman dostlukların, sırların, sohbetlerin, paylaşımların ardına şükran duymak yerine herkese birini kötülemek değer mi? Herkesin içinde karanlık vardır, bunu kontrol altında tutanlar ile tutmaya değer görmeyenlerin savaşı büyüyor. Karanlık büyüyor ve bir ateş de biz atıyoruz. Çünkü öyle yükseklerden bakıyoruz, öyle tepelerde görüyoruz ki kendimizi, karanlığımızı bile kontrol altında tutmaya değer görmüyoruz artık. Özgürlüğü karıştırıyoruz. Bize hitap etmeyen bir şey varsa o ‘kötüdür, o aptallıktır, onlar kendilerini rezil edenlerdir, onlar fıkrasına gülünmeyenler, kendini rezil edenler, şarkısı dinlenmeyenler, sohbetleri çekilmeyenler, mizahı kötü olanlardır.’ Çünkü iyi olsa, bize hitap ederdi? O zirveden bir adım aşağı inmenizi rica edeceğim, çünkü artık kendinizi ne kadar yukarıda gördüğünüz değil, aynada kendinizi ne olarak gördüğünüz bir zamana adım atıyoruz. Kendimize ve kendi hayatımıza bir göz atacağımız zamanlar.

Bir adım aşağı inmenizi rica edeceğim, çünkü süreç kimin ne kadar yukarıda olduğunu değil, kimin ne kadar samimi olduğunu ortaya koyacak bir süreç. Burada kendimize ne kadar samimi olduğumuz test edilecektir.