Month: Mart,2019

Dolunay- Tutunduğum Ay Işığı

Gece başını yastığa koyduğundaki yalnızlıkta bulacaksın kendini. Kendinle kalacaksın ve bir şeyi fark edeceksin. Koskoca bir yalanı belki, kendin hariç herkesi kandırabildiğini fark edeceksin, zihnini ve geleceği kandırabildiğini fark edeceksin. Hayallerinin bile belki sana ait olmadığını fark edeceksin. O gün geldiğinde ise bunu hayal etmemiştim diyeceksin, hayal ettiğim zaman beni daha çok mutlu ediyordu diyeceksin. Gerçekleştiğinde ise burun kıvıracaksın.  Geçmişi bugüne taşımanın ağırlığını fark edeceksin. Tutunduklarını fark edeceksin, vazgeçemediklerini.

Geceyi aydınlatan ay ışığı tam olarak sana yansıyacak ve karanlıklar ardına saklandığın yerin ışıldamasından korkacaksın.  Peki, kendi ışıltısından korkan bir insan ne kadar değiştirebilir her şeyi? Kurduğu düzeni bozmayan bir insan ne kadar ilerleme kaydedebilir? Her şeyden şikayet edip ama hiçbir şeyin yerini değiştirmeyen bir insanın şikayete devam etmeye hakkı var mıdır? Ay ışığı denizi aydınlattığında izlemekle yetinmek yerine, seni aydınlatmasını ister misin? Seni aydınlattığında belki yargılayacaklar, belki sevmedikleri yönlerin ortaya çıkacak, belki insanlara eskisi kadar sempatik görünmeyeceksin ama kendin olacaksın.

Balık Yeniayı- Sürgün

Yürüyordun. Dünyaya sürgün edilmiş de, neden sürgün edildiğini bulmaya çalışan ruhlar gibi dolaşan insanlara baka baka ve ne kadar kalabalık olduklarını düşüne düşüne. Bir noktada yakalandın, çünkü buraya ait hissedemediğin bir an gördün onları. Ne yapmış olabilirim bunları yaşamak için, bunları görmek için diye soruyordun kendine, oysa bu sürgün değildi. Bir varmış, hiç yokmuş. Bir vardın, hiç yoktun. Bir bedenindeydin, bir zaman hiç olmuyordun. Bu çatışma, sürgün hissettiriyordu sana, çünkü hayalindeki yaşam bu değildi. Hayalindeki insanlar bunlar değildi. Hayalinde kurduğun gelecek ise buna hiç benzemiyordu. Karanlıktan şikayet ediyordun ama kendi karanlığınla yüzleşmekten de korkuyordun. Bir yanını hapis etmiştin, bir yanını yok sayıyordun, oysa o da diğer yanın gibi büyüyordu. Büyüdükçe kontrol altına almak zorlaşıyordu, o büyüdükçe çevren küçülüyordu. Sana neler oluyordu? Bilmiyordun.

Uyumlanıyoruz. İyiye veya kötüye, aydınlığa veya karanlığa, ne kadar ikilik varsa neye yaklaşırsak ona uyumlanıyoruz. Kendimizi ise arka planda bırakıyoruz. Çünkü bize ait olmayan hiçbir şeyin sorumluluğu da bize ait değildir düşüncesine sahip olabilir miyiz?