Month: Mayıs,2020

Yeniay – Yokuşun Asası

Tek başına geçmek zorunda değilsin bu sınırı. Ancak sırf ayıp olmasın diye de yanında taşımak zorunda değilsin kimseyi bu tarafa. Ah. Kaç kez ayıp olmasın diye kendi yolunu uzattın? Üzülmesinler diye içine attın. Bu sınıra adım attığın an, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyorsun. Bu sınırı sen çizdin hatırlamasan da, defalarca. Bu tarafa doğru kişilerle geçebilirsem, doğru yerde olduğumu bileceğim demiştin. Doğru kişileri ararken geçti yıllar. İçine sinmeliydi. Olmadı, geri döndün. Tek başına geçtin, suçlu hissettin. Belki de bir şeyleri gözden kaçırmıştın. Hata yapmışım dedin geri döndün. Doğru kişiler değillermiş dedin, geri döndün. Aynı yolu tekrar, tekrar yürüdün ve yine bu sınıra geldin. Bu sınır çizgisi artık senin kısır döngün olmamalı. Biliyorum içinde bir yerde yine hata yapar mıyım korkusu var. Bu sefer de hata yaparsam tekrar yürümeye gücüm yok diyorsun. Artık geri dönmek istemiyorsun. Peki sana hiç kullanmadığın bir Asa olduğunu söylesem.

Yokuşun başında kendine verdiğin sözleri hatırla.

Dolunay – Çıkış Nerede?

Derin düşünceler içinde, korkan gözlerle bakıyorsun olan bitene, çünkü tanımadığın bir sokaktan geçiyorsun, tanımadığın yüzler, tanımadığın evler. Mahallede kavgalar var, sadece yürüyüp geçmek istiyorsun. Biri bağırıyor ‘Her şey düzelecek.’ ama öyle sert bağırıyor ki, sen bunu güzel bir cümle olarak algılayamıyorsun. Kasvetli bu sokaktan çıkmanın en kolay yolu hızla uzaklaşmak. Ancak iki adım ilerisi, iki adım daha, birazdan bitecek dedikçe, bitmiyor. Bitmedikçe gücün tükeniyor ve birine soruyorsun. Korktuğun ve yargıladığın o kişiye soruyorsun, ‘çıkış nerede?’ Gösteriyor ve yolunu uzattığını düşünüyorsun. Çabalıyorsun, yoruluyorsun ve geri dönüyorsun. Sonunda gösterdiği yerden çıkıyorsun o sokaktan. O kişi, derinlere gömdüğün iç sesin. İşte bu süreçte en çok korktuğumuz yanımıza sormalıyız, ‘Çıkış nerede?’

Duymak istemediklerini duyabilirsin, görmek istemediklerini görebilirsin, ancak bu kasvetli sokaktan çıkış yolu gerçekleri duymaktan geçiyor. Kendi gerçeğine gözünü kapatmak, kendini karanlığa mahkum etmektir. Karanlığa mahkum edilmeyi hak etmiyorsun, bazen soruyorsun kendine ‘ben bunları gerçekten hak ettim mi?’ diye. Hak etmedin. Çünkü hak etseydin,