Posts by Penguen Yiğit

Yeniay- Zamansız Zaman

İzin veremedin. Her şeyin akıp gitmesine, senden gitmelerine, zamanın olağan akışında ilerlemesine izin veremedin. Her şey istediğin ve hayal ettiğin gibi olmalıydı, umut ettiğin noktada buluşmalıydın kendinle ve geleceğinle, şu an daha iyi bir noktada olmalıydın, kendini yargıladın. Başarısız kıldın. Önce kendin koydun hedefi, sonra o hedefe kadar kendini zorladın, ancak geldiğin noktadan mutlu değilsin, hani keyfin yok. Çünkü keyfini, mutluluğunu hiç hedefe koymamıştın. Başarı odaklıydın, hedef odaklıydın, başkalarını geçme odaklıydın. Onlardan neyim eksik odaklıydın. Odağında hiç kendin yoktu. Başardın, başarmasına da kendini unuttun. Görmüyor musun?

Oturdun bir kafede, insanları izledin. Eve geçtin, kendini dinledin. Uzaklaştın herkesten, kimseyi dinlemedin. Kafam dağılsın biraz diye erteledin her şeyi, sonra sıkıldın insanlarla olmak istedin. Olmadı. Aradığın keyif ve mutluluk artık yoktu. Deniz havası bile açmadı seni, ki bu artık son noktaydı senin için. Büyüdüğünü hissediyorsun, ki daha gençliğini tam olarak yaşayamamışken, zaman geçiyor ve sen gününü öldürüyorsun. İşe yaramaz hissediyorsun, çünkü öyle söylüyorlar.

Balık Dolunayı- Uyanır mısın?

Atlatamayacağını düşündüğün her an geride kalıyor. Çünkü uyanıyorsun. En zor anları, en yalnız hissettiğin zamanları atlattın. Geride kalıyor, ancak geride kalması için senin iznin gerekiyor. Buna şimdi izin verir misin? Mağdur göründüğünde, üzüldüğünde, sorunların olduğunda ilgi gördüğünü düşündüğün her şeyi geride bırakır mısın? Bu süreç sana her an mutluluk vaat etmiyor, ancak bu mutsuz anları artık daha çabuk atlatmana yardımcı olmaya geliyor. Mücadele edebilmen için içsel bir güç geliyor. Kendine kapandığın o yeri, ertelemeleri, ağlamalarını, sızlanmalarını sona erdirmeye geliyor. Belki de tükenen umutlarına, umut katmaya geliyor. Yeni bir yol var, nefret ettiğin ve yürümekten yorulduğun yolu değiştirme şansı tanıyor. Bu dolunay çok güçlü geliyor.

Sorunlarına baktıracak, kaç tanesi sana ait? Kaç tanesi sadece seni ilgilendiren sorun? Hedeflerine baktıracak, gerçekten ne istiyorsun? Nereye varman gerekiyor? Neden böyle koşuyorsun? Neden duruyorsun?

Gerçekten neden duruyorsun? Kimi geçmekten korkuyorsun? Kim yargılar seni geçersen? Hedefe kimden önce varmak istemiyorsun? Kimi bekliyorsun?

Yeniay – Kül

Her şey bir gece verdiğin karar ile başlar. Senin için de böyle bir gece, bahanelere sığınmadan, sırtındaki yükleri bakmadan, güçlü bir şekilde yeni bir adım gecesi. Nedir bu adım? Önce tutunduğun duyguları, acıları, kötü günleri geride bırakmak. Nasıl? Bastırdığın yanışı sağlayarak. Neden acılara tutunduğunu düşündün mü hiç? Neden acı dolu günleri hep taşıdığını ve unutmadığını. Çünkü yanmana izin vermediler. Alev alevdi için, yandığını görsünler istemedin. Güçlü görünmeliydin. Artık değilsin. Yanman gerekiyordu, üstüne su döktüler. Bir kere yansan, kendine varacaktın, izin vermediler. Aman sakin ol, aman huzurun kaçmasın, aman değmez. Zamanla alışırsın dediler. ‘Ağlama. Haykırma. Sus.’ diye bastırdılar. Bir kere yansan, kimseye ihtiyacın kalmayacaktı. Biliyorlardı. Kendine gelmen için bazılarından gitmen gerektiği bir yerdesin.

Eğer bu dönem yakabilirsen geçmişi, tutunduklarını, eğer yakabilirsen seni tutanları, yakabilirsen yaşadığın ‘o anı’ büyük bir adım atacaksın. Bu adım yola çıkaracak ve yürüyüş olacak, o yürüyüş bir koşuya dönüşecek ve kendini tanıyamayacaksın. ‘Ben yapamam’ dediğin her şeyi yapabilecek güce sahip olduğunu fark edeceksin.

Ay Tutulması – Saklambaç

Sağım, solum, önüm, arkam.. Gözlerini aç.

Buraya kadar gelmek kolay olmadı ve bu kadar verilen emek boşuna olmamalı. Ciddi uzun ve emek dolu bir yol yürüdün ve buraya kadar ulaştın. Ancak artık ortaya çıkma zamanı, saklandığın yerden çıkıp, ne isen onu gösterme zamanı. Çünkü saklandın ve bu bir oyun gibiydi. Kendi gerçeğini görmemek için saklandın, kendi yoluna girmemek için saklandın, sevdiklerin hayal kırıklığına uğramasın diye saklandın. Kimseyi üzmemek için, kimseye yük olmamak için, kimseyi geçmemek için saklandın bazen. Yargılamasın kimse diye sakladın. Bazen kimseyle uğraşacak gücün olmadığı için saklandın. Kendini görmemek için, geleceğinden saklandın. Ne kadar saklanırsan, o kadar az sorunla uğraşacağını düşündün, ne kadar geride kalırsan kimse seni geçmeye çalışmaz diye düşündün. Bugüne kadar geldin.

Ve oyun bitti. Şu an tüm gerçeğinle karşı karşıyasın. Şimdi ne yapacaksın? Onu yok mu sayacaksın. Kendini? Görmezlikten mi geleceksin? İsteklerini, arzularını, hedeflerini, hayallerini tekrar ve tekrar görmezden mi geleceksin?

Güneş Tutulması – Beni Kurtarır mısın?

Herkesi sen kurtaramazsın. Herkesi iyi edemezsin. Herkesi mutlu edemezsin.

Hayatın boyunca birilerini iyi etmeye çalıştığını, birilerinin mutluluğu için çabaladığını, birilerini eğitmeye çalıştığını biliyorsun. Bu bir sır değil. Artık. Herkes iyi olsun, sorun yaşamasın, kontrolüm altında olsun, benim çizdiğim alandan dışarı çıkmasın, çünkü bu alandan çıkarlarsa onları koruyamam. Yavrularını büyüten bir anne kedi gibi, ancak bir fark var. Anne kedi yavrularını eğitip, büyütüp, kendi hayatlarına bırakırken, sen anne kediliği hayatın boyunca yapıyorsun ve sana yaklaşan, iyi davranan herkese yapıyorsun. Diken üstünde bu yaşam ve ayakların acıyor. Artık bırakman gerekenler var, ne kadar sevsen de, ne kadar bağlı olsan da, ne kadar tutunduğun duygular olsa da, bırakman gerekenler var. Sen onları kendi alanında korudukça hem onları, hem kendini güçsüzleştiriyorsun. Kontrolü bırakma vakti gelmiştir belki. Kurtarıcı olma rolünü bırakma zamanı gelmiştir. Hayatından çıkarmak değil bu, kontrolü bırakmak. Sevgisizlik değil bu, özgür kılmak. Kendini. Korku ve kaygıların kendinden çok, başkalarının hayatları. Umutlarının,

Ay Tutulması – Neden Ben?

Seninle başladı her şey ve şu an yeryüzünde kalan son kişisin.

Sen geldin bu Dünya’ya. Senin seçimlerindi. Ne kadar başkalarını suçlayacak bir ton sebebin de olsa, sen seçmiştin. Bu hayatı, o kişiyi, o işi, o çevreyi, bu geleceği. İçinden bir ses her zaman yapma diyordu, yaptın. Bu yola girme diyordu, girdin. Zorluklarını da biliyordun, zaferleri de. Hüznü de biliyordun, gülümsemeleri de. Seninle başladı her şey ve hala buradasın. Demek ki, devam etmek için gücün var, ne olursa olsun. Neden ben? diye sorduğun her an, gelen cevaplarla yüzleşeceğin bir süreçtesin. Çünkü diye başlayan her cevapta kendini bulacağın, kendinle yüzleşeceğin ve kendine hak vereceğin bir süreçtesin.

Çünkü diyeceksin, kendini olduğun haliyle kabul edemedin. Etmediler aslında. Onlar etmedikçe kendini değiştirmeye çalıştın, seçim yapıyorum sandın. Onların seçimlerini yaptın. Kendini geliştirmek yerine, onlar için değiştin. Kendinden ödün verdin ve şimdi büyük bir boşluk var. Çünkü onlar için iyi bir insan olurken,

Yeniay – Yokuşun Asası

Tek başına geçmek zorunda değilsin bu sınırı. Ancak sırf ayıp olmasın diye de yanında taşımak zorunda değilsin kimseyi bu tarafa. Ah. Kaç kez ayıp olmasın diye kendi yolunu uzattın? Üzülmesinler diye içine attın. Bu sınıra adım attığın an, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyorsun. Bu sınırı sen çizdin hatırlamasan da, defalarca. Bu tarafa doğru kişilerle geçebilirsem, doğru yerde olduğumu bileceğim demiştin. Doğru kişileri ararken geçti yıllar. İçine sinmeliydi. Olmadı, geri döndün. Tek başına geçtin, suçlu hissettin. Belki de bir şeyleri gözden kaçırmıştın. Hata yapmışım dedin geri döndün. Doğru kişiler değillermiş dedin, geri döndün. Aynı yolu tekrar, tekrar yürüdün ve yine bu sınıra geldin. Bu sınır çizgisi artık senin kısır döngün olmamalı. Biliyorum içinde bir yerde yine hata yapar mıyım korkusu var. Bu sefer de hata yaparsam tekrar yürümeye gücüm yok diyorsun. Artık geri dönmek istemiyorsun. Peki sana hiç kullanmadığın bir Asa olduğunu söylesem.

Yokuşun başında kendine verdiğin sözleri hatırla.

Dolunay – Çıkış Nerede?

Derin düşünceler içinde, korkan gözlerle bakıyorsun olan bitene, çünkü tanımadığın bir sokaktan geçiyorsun, tanımadığın yüzler, tanımadığın evler. Mahallede kavgalar var, sadece yürüyüp geçmek istiyorsun. Biri bağırıyor ‘Her şey düzelecek.’ ama öyle sert bağırıyor ki, sen bunu güzel bir cümle olarak algılayamıyorsun. Kasvetli bu sokaktan çıkmanın en kolay yolu hızla uzaklaşmak. Ancak iki adım ilerisi, iki adım daha, birazdan bitecek dedikçe, bitmiyor. Bitmedikçe gücün tükeniyor ve birine soruyorsun. Korktuğun ve yargıladığın o kişiye soruyorsun, ‘çıkış nerede?’ Gösteriyor ve yolunu uzattığını düşünüyorsun. Çabalıyorsun, yoruluyorsun ve geri dönüyorsun. Sonunda gösterdiği yerden çıkıyorsun o sokaktan. O kişi, derinlere gömdüğün iç sesin. İşte bu süreçte en çok korktuğumuz yanımıza sormalıyız, ‘Çıkış nerede?’

Duymak istemediklerini duyabilirsin, görmek istemediklerini görebilirsin, ancak bu kasvetli sokaktan çıkış yolu gerçekleri duymaktan geçiyor. Kendi gerçeğine gözünü kapatmak, kendini karanlığa mahkum etmektir. Karanlığa mahkum edilmeyi hak etmiyorsun, bazen soruyorsun kendine ‘ben bunları gerçekten hak ettim mi?’ diye. Hak etmedin. Çünkü hak etseydin,

Yeniay- Vazgeç

Hapsettiğin hayallerin, artık özgür kalmak istiyor. Kurduğun hayalleri düşün, umutlarını, gelecekte olmak istediğin seni düşün. Şimdi de onun için bugüne kadar ne yaptığını düşün? Onu kimler için unuttuğunu, geri plana attığını, hangi fedakarlık sonucu ona ulaşamadığını düşün. Hayallerine ulaşmak varken, kendini kimler için feda ettiğini düşün. Kimler için, ne için hapsettiğini düşün. Hayallerin ve umutların o hapsettiğin yerde beklemeye devam ediyor. Kendini seçersen, gelecekte olacağın kişiye bu hayallerini hediye etmek istersen, gelecekteki senin, şu anki sen gibi kara kara düşünmesini istemiyorsan, bu gece itibariyle planlama yapıp, amacını belirleyip, kendin için bir yola çıkabilirsin. Gelecekte bekleyen sene buna borçlusun. Gelecekte olacağın kişiye, onun ruhsal haline ve psikolojisine bir sorumluluğun var, başka hiç kimseye yok. Hiç.

Artık eskisi gibi değilsin. Bütün öfken eskiden olduğun kişiye zaten. Onun güvendikleri, onun yapmadıkları, onun pişmanlıkları. Senin değil. Eski sevgiline değil, eski senin sevgilisine. Senin değil. Eski patronuna değil, eski arkadaşına değil, eski aşkına değil.

-Rüya-Sorgu-Algı-

Öncelikle başlıkları sıralayalım. Son günlerde açılan bir kapı, bir türlü fiziken alınamayan mesajların, rüya yoluyla bize iletilmesi. Diğer yandan bir boşaltım sistemi gibi işleyen rüyalar. Dünyanın bilinçaltını size açması. Zaman algısı gündüz-akşam ve rüyalar olarak üçe bölünmüş durumda. Gündüz başka bir ruh hali, akşam başka bir ruh hali ve bunları dengeye oturtmaya çalışan rüya zamanı. Geçmişe mi ait rüyalar? Geleceğe mi? Mesaj mı taşıyor? Yoksa gerçek mi? Bu bilinçaltının bir oyunu mu? Neden bu kadar gerçek geliyor ve algılarımla oynuyor? Korkutuyor, huzur veriyor, film gibi geliyor,  anlamsızlaşıyor. Nedir bu? Öncelikle her Neptün-Merkür açısında bu tür toplu-kollektif olarak görülen rüyalar normaldir. Bunu defalarca test ettim sosyal medyada. Ancak bu sefer biraz daha farklı, bu sefer genel bir mesajın küçük ve kendimize ait parçaları.

Bu öncelikle farklı bir alan. Hiç tanımadığımız, bilmediğimiz bir süreç içerisinde zihin ve bilinçaltı bir savaş halinde. Bunu baskılayanlara, her şey normalmiş gibi devam etmeye çalışanlara bir tür boşaltım sistemi olarak çalışıyor rüyalar.

Koç Yeniayı – PERDE

Bir odanın içinde oturuyorsun. Perdeler kapalı. Dışarıda ne var, ne oluyor bilmiyorsun, sadece birileri geliyor ve anlatıyor sana. Kafanda canlandırıyorsun. Yavaş yavaş bu senin gerçeğin oluyor. Dışarıda olanlar, sana anlatılanlardan ibaret olmadığını anlamak için sadece perdeyi açman gerekiyor. Ancak o kadar çok gerçeğin olmuş ki öğrendiklerin, korkuyorsun göreceklerinden. O kadar çok yalan duydun ki, gerçeğe karşı bir direncin oluştu. Odandasın. Yalnız hissettiren ve harekete geçmekten korkutan düşüncelerinle baş başasın. Dışardan taş atılıyor camına, perdeyi aç diye ama sen bunu saldırı olarak algılıyorsun.Daha çok korkuyorsun. İşte şimdi o perde aralanıyor. Gerçeklerin, aslında senin gerçeklerin olmadığını görüyorsun. Gerçek olmadığını görüyorsun. Bu yüzden ne kadar korksan da, içinde bir yerlerde gerçeğin güzelliğini fark ediyor ve hissediyorsun. Perde kalkıyor.

Nereye gittiğimizi bilmiyorduk, koşuyor, yarışıyor, birbirimizi çekiştiriyorduk. Rekabet öylesine bir hal almıştı ki, durmamız gerekiyordu. Durduk. Tokat yemeden durduk. Şu an bu durmayı en iyi şekilde değerlendirebileceğimiz bir sürece giriyoruz. 1 nisan itibariyle biraz daha içimize kapanıp,

POZİTİF

Süreç sancılı, süreç zorlu ancak bu süreç yeni başlamış bir süreç değil. Uzun süredir, hatta yıllardır devam eden bir süreç. Bir insan hastalığında acile gidene kadar kıvranmayı bekler, Dünya 2020 yılında acile kaldırıldı ve biz  ancak fark ettik hastalığı. Hastalığımızı. Biz de böyleyiz, devam edecek gücümüz kalmayana kadar sorunları görmemeyi yeğleriz. Yeğledik.

Şimdi olayın farklı bir yönüne bakmanızı istiyorum. İnsanlığı tek bir beden olarak düşünüp, kendiniz olduğunu düşünün. Bir noktada çıkan sorunu geri plana atıp, görmemezlikten geldikçe, o sorun başka yerlere de sıçramaya başlar. Beyninizi kemirir durur. Eğer bunu engelleyemezseniz, yavaşça bütün hayatınızı o soruna odaklarsınız. Ve o sorun artık sosyal yaşamınızı etkiler, depresyona girer evde kalırsınız. İşinizi engeller, işinize odaklanamazsınız. Çevrenizi etkiler, kimseyle görüşmek istemezsiniz. Ders çalışmak istemezsiniz.  Öfkelenirsiniz ve bir düşman ararsınız, bahanelere sığınırsınız, gelecek kaygısına kapılırsınız. En başta sorunun üstüne gitmek yerine, içinize atarak büyüttünüz. Ufacık bir olay, sırf uğraşmamak için derinlere attığınız için bütün hayatınızı kapladı ve şimdi tedavi olup tekrar topluma karışmak istiyorsunuz,