Posts by Penguen Yiğit

Balık Dolunayı

Balık Dolunayı

‘Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var, çünkü çok kalabalık duygular içinden geçiyorum ve hangisi bana ait bilmiyorum’ süreci başlıyor. Bu dönem hangi duygularınız ortaya saçılıyorsa, bilin ki derinlerden geliyor. Öyle ki, sıkışan duygularınız rüyalarınızda ortaya çıkabilir. Duygusallığın doruklarında gezen ve insanlığın gittiği noktayı gören gözlerin, vicdanlara ‘harekete geç’ dediği bir süreç. Yazın hareketliliğinde dönüşümleri fark edemedik tam olarak, ancak şimdi durgunluğun ardından duyguların ortaya çıkmasıyla tam olarak nasıl dönüştüğümüz ile karşılaşacağız.

Bu Dolunayın ışığı ruhumuza dokunacaktır. Hangi geçmişin izi sizin yolunuzu kapatıyorsa, hangi insan sizin enerjinizi sömürüyorsa, hangi ortamlar size iyi gelmiyorsa bunlar çıkacaktır karşınıza. Kim sizin ruhunuza dokunuyorsa, gerçekten samimi kim ise size karşı ve yolunuza ışık olan kim ise o insanlara çekileceksiniz. Bazı zamanlar ‘Aman Allah’ım nasıl bir şey yaşıyorum ben’ şaşkınlığında olabilirsiniz. Bazı zamanlar ise ‘Bu yaşadığım şeyi ben hak etmedim’ diye düşünebilirsiniz. Ancak burada önemli olan hak ettiğiniz veya hak etmediğiniz değil, karşınıza çıkacak olayların sizi hangi yöne götürmek istediğidir.

Bölüm 3; Güneş Tutulması Farkediş

Bölüm 3; Güneş Tutulması Farkediş

Bir dönüm noktasındayız. O nokta tam olarak Güneş tutulmasının gölgesi olacaktır. Bir çağı kapatıyoruz hayatımızda, uzun zamandır bizi sıkıştıran, bizi yerle yeksan eden, insanlardan uzaklaştıran, kendimize yakınlaştıran, dönüşmemize aslında yardımcı olan fakat fark edemediğimiz uzun bir sürecin noktası koyuluyor.

Bu noktadan sonra yeni bir sayfa yazmaya başlayacağız hayatımızda. Bu sefer kendi cümlelerimiz olacak, çünkü fark edeceğiz kendimizi. Çünkü fark edilecek bendeki sen, sendeki ben. Önce bir his geldi yavaştan, hayatımızdan çıkması gerekenlerin, çıkması gerektiğini hissettik. Hayatımıza girmesi gerekenleri, geride bırakmamız gerekenleri, tutunduklarımızı, çıkamadığımız yolları, duraksadığımız anları hissettik. Ancak hissetmek insana hiçbir zaman yeterli gelmezdi. Bir algı geldi sonra. Hissettiklerimizin hangileri bize katkı, hangileri bize katkı değil algılamaya başladık. Kimlerin yolunda, kendi yolumuzu kaybettik, kimlerin cümlelerini kendi cümlemiz sandık, kimlerin hayatlarını kendimize uyarladık ve zamanın artık değiştiğini algıladık. Eski biz değildik ve artık eskide kalan minnetlerimiz, eskide kalan insanlarımız, eskide kalan muhabbetlerimiz artık bizimle değildi. Ancak hala onlara tutunmaya çalışıyorduk,

Bölüm 2: 8.8 Kapısı Algılayış.

Bölüm 2: 8.8 Kapısı Algılayış.

 

Sizi çağıran hangi kapıları kapattınız, ‘bana açılmamıştır’ özgüvensizliğinde? Hiç düşündünüz mü? Sizi kimler yetersiz hissettirdi? Kendinize ettiğiniz isyanları düşünün. Geçmişin kapısı kapanmakta. Son kez düşünün ve artık ardınızda sizi üşüten o kapıyı kapatın.

Dün gece itibariyle algılama kısmına geçtik. Bunu rüyalarımızda, uyandığımızdaki ruh halimizde, gün içindeki durgunluğumuzda, dalıp gitmelerimizde, boşluk hissinde görebiliriz. His olarak gelen bir sürecin, algılama kısmına geçtik. Güneş tutulmasına kadar bu algılamalar devam edecektir. Gün gelecek bir yazı göreceksiniz, gün gelecek hiç tanımadığınız biri gelip bir mesaj verecek. Bir gece rüyalarınızda açılacak o kapı, bir gün durakta beklerken dalıp gittiğiniz anlarda. Nerede ve nasıl açılacak bilemiyorum ancak bu 15 gün o açmaktan korktuğunuz, ardında ne olduğunu bilmediğiniz için geride durduğunuz, hayatınız boyunca duyduklarınız yüzünden açamadığınız, gözünüzü alan ışıklardan kaçındığınız, ‘ya daha kötü olursa’ diye kaygılandığınız ama aslında size ait olan o kapıyı tekrar göreceksiniz. Bir gün eşiniz bir cümle söyleyecek, bir gün iş arkadaşınız uyan diyecek,

Bölüm 1: Ay Tutulması Hissediş

Bölüm 1: Ay Tutulması Hissediş

 

‘Biz’e katkı olmak için ‘Ben’e ulaşmanın yolunda ilerleyen bireyleriz. Bize öğretilenlerden sıyrılıp yeni bilgileri özümsemeye çalışan zihnin arasında sıkışan düşüncelerimiz. Çevreden uzaklaşıp, kendimizle kalma hissiyatını yaşayamamamızın altında yatan o yalnızlık korkusu. O yalnızlık korkusunun aslında çevreye kendimizi kapattığımız için bizim gibi insanları görememizden kaynaklanması. Bunun oturması gereken dengeyi bir türlü bulamamamız.

Buna izin vermeyen, kalıplaşmış yargılardan sıyrılma özgürlüğüne doğru bir koşu içerisindeyiz. Bir şeylerin değiştiğini hissediyoruz, hayatımıza tam olarak entegre edemesek bile bir şeylerin değiştiğini özümsüyoruz. Kendimize itiraf edemesek bile bir şeylerin farklı olduğunun bilincindeyiz. Bilinçaltımızda belki de yıllardır uyuyan ancak hep bugünlere uyanmak için bekleyen heyecanlı düşünceler var. Bize katkısı olmayan her şey temizlenmekte. Bu temizlik aşamasında çektiğimiz bazı sıkıntılar (bedensel veya ruhsal) olduğunu fark ediyoruz. Bu durum herkeste farklı farklı evrelerde olsa da, hepimizin ortak noktası ve değişmeyen tek şey ‘değişim’. Düşüncelerimiz, duygularımız, yargılarımız, egomuz, benliğimiz, çevremiz, en önemlisi bakış açılarımız değişmekte. Enerjisel olarak uyumlanamadığımız her insan bizden uzaklaşırken,

Aslan Yeniayı

Aslan Yeniayı

Bazen acı çeke çeke, bazen güle oynaya dönüşüyoruz. Bir şekilde devam ediyoruz, her şey bitti derken, tekrar başlıyoruz. Yoruluyoruz, bıkıyoruz, öfkeleniyoruz, rahatsızlanıyoruz ama devam ediyoruz. Dünyanın doğumuna şahit oluyoruz. Bir nevi toprakla bir oluyoruz, ateşle bir oluyoruz, su ve hava ile bir olmayı deneyimliyoruz. Yormuyor mu? Sonuna kadar. Uyutmuyor, ağlatıyor, fiziksel ve ruhsal olarak kendi yaşından iki kat fazla yaşamış gibi hissettiriyor ama artık herkes bir şeyin farkındaki, devran dönüyor. Devran dönerken ya hortum gibi hepimizi içine çekecek, ya da bir yere tutunacağız ve bu tufanı da atlatacağız. Sevgiye tutunacağız, saygıya tutunacağız, vicdana tutunacağız, özgürlüğümüze tutunacağız ve bu tufanı da atlatacağız.

Maskeler düşüyor. Bu maske insanların takındığı ‘ben iyi bir insanım’ maskesi, bu maske ‘ben sizi düşünüyorum’ maskesi, bu maske ‘ben senin en iyi arkadaşınım’ maskesi ve bu maske ‘ben seni seviyorum’ maskesi. Hangi duygular gerçekçe bir bir ortaya çıkacaktır. Yalan duyguların duvara çarpacağı, yalan cümlelerin dile dolanacağı bir süreç.

Adalet

Adalet

Adalet. Çocukluğumdan beri peşinde koştuğumdu. Sokak köpeklerinin yaşama hakkıydı çocukken benim için adalet. Belediyelerle kavga ederdim. Neden köpekler sokakta kaldı diye zehirleniyor diye düşünürdüm, adil değildi bu, küçüktüm.  Okul başladı, neden öğretmen daha zeki diye sınıf arkadaşımı daha çok severdi, neden arkadaşımın ailesi okula bağış yapıyor diye o el üstünde tutulurdu. Neden arkadaşım kilolu diye tenefüslerde yalnız takılırdı ve bir şey istediğinde kimse kulak asmazdı. Ancak serseri çocuklar, güçlü çocuklar hep beraber gezerlerdi. Ezerlerdi herkesi ve kimsenin sesi çıkmazdı. Çocukluğumdan beri düşündüğüm idi benim için Adalet.

Sonra sokakta yatan insanlar gördüm, çok zengin insanlar da. Sahillerde öylece yatan insanlar ve yanından geçen insanlar gördüm. Herkes birbirine yardım etse kimse sokakta yatmaz diye düşünürdüm. Küçüktüm. Nerede bu adalet. Hep düşündüm.

Futbol oynadım yıllarca, sırf hocaya takım içinden haber götürmüyorum (ispiyon) diye elimden kaptanlığım alındı. Başka takımda, arkadaşlarım için bir konuşma yaptığım için kadro dışı bırakıldım. Adil olmak değil,

Oğlak Dolunayı

Oğlak Dolunayı

 

Bana ne oluyor? Nedir bu değişim, nedir bu düşünceler. Var mıdır bana yardım edecek birileri, ancak söylersem ne düşünürler hakkımda. Kimseye açmamalıyım içimi, görmeliler, benim gösterdiğim kadar bilseler yeter. Kaygılarım bir anda neden arttı? Neden eskide bıraktıklarım, çözdüm sandıklarım, unuttum sandıklarım, bilinçaltımın en derinlerine gömdüm dediklerim, korkularım neden körüklendi böylesine. Yalnız mıyım? Buraya ait miyim gerçekten? Evde dursam duvarlar, sokakta yürüsem insanlar üzerime geliyor.

Aitsizlik hissiyle gelen olaylar silsilesi arasında bir yol. Çevreden haykırışlar ‘başaramazsın.’ Duymamaya çalışırcasına yürüyorsun. Yola bile ait hissedemiyorsun kendini, havada yürümek istiyorsun. Uçmak istiyorsun. Yollar aşınıyor, yolun kenarında haykırışlar çoğalıyor ama sen yürümeyi bırakmıyorsun. Herkes kendi hayatından kesitleri yüzüne vuruyor, herkes kendi hayatında çözemediklerini senin üstünden tatmin etmeye çalışıyor. Sen yürüyorsun. Kimseye bağıramadıklarını sana bağırıyorlar, senle hiçbir alakası yok haykırışların ama seni seçmişler. Bugün taşlanacak olan sensin.

Buraya ait değilim, siz bana ait değilsiniz, ben size ait değilim. Ayağımı bastığım hiçbir yer beni kabul etmiyor gibi,

Aşkın Hiçlik Hali

Aşkın Hiçlik Hali

Aşkı her zaman bir kalıba sokmaya çalışıyoruz, ancak kalıplara sığmayacak tek şeydir belki de aşk. Aslında biz her şeyi kalıplara sığdırmaya çalışıyoruz, sığmayınca canımız sıkılıyor. Kafamızda kurguladığımız gibi olmuyor. Anlam yüklüyoruz, anlamsızlaştırıyoruz. Bağlanıyoruz, tutunuyoruz, bırakamıyoruz.

Biz aşktan zevk almayı unutur olduk. Hiçbir şeyi sade yaşayamadığımız gibi Aşkın da sadeliğini yitiriyoruz.  Aşktan bir şey anlamazsan o aşktır zaten. Aşkı alışveriş listelerimizden çıkarmalı ve sadeliğini korumalıyız. Aşk sahip olmak değildir, sahip olamadığının peşinde sürüklenmek değildir, aşk insanın insana duyduğu bir his değildir. Aşk bütün saflığınla yürüdüğün, engelleyemediğin, bilinçaltını söküp attığın, karmalarını sonlandırdığın, özgürlüğüne kavuştuğun bir yoldur.

Bu yolda nefret yoktur, bu yolda savaş yoktur, bu yolda maddiyat yoktur, madde yoktur. ‘O’ yoktur. Senaryolar yoktur, yalan yoktur. Aşk insani duyguların üstündedir. Düşüncelerin üstündedir. Zihnin üstündedir. Aşk’a ulaşmak için önce aşkın yokluğunu kavramamız gerekir, a b c değildir çünkü aşk. Hiçliktir belki de.

Safça sevenler vardır, kötü düşünmek istemeyen ve hep yardım etmek isteyen kişiler.

Yengeç Yeniayı | Haziran 2017

Yengeç Yeniayı | Haziran 2017

Kaygı ile boşvermişliğin arasındaki ince bir çizgiden yürüyoruz. Bir yana yatıyoruz kaygı yakalıyor, bir yana yatıyoruz, boşveriyoruz. Her şeyin kontrolümüzde olmadığını deneyimliyoruz. Bazen biraz bırakmak gerekir, kendimizi zincirlediğimiz bütün duyguları, korkuları ve kaygıları.

Aman kimse rahatsız olmasın diye kendimizi paraladığımız günler artık geride kalıyor. ‘Herkes rahat olsun, mutlu olsun ben nasıl olsa bir şekilde mutlu olurum.’ diye kendimizden çok verdik. Şimdi alma-verme dengesini tekrar yerine getirmek için kim ne aldıysa ve verdiyse karşılığını bulma zamanı. Çakılıp kaldığınız yerinizden, tutunduğunuz ailesel kaygılardan arınma zamanı.

Kaç yaşınızda olursanız olun, evden kanatlanıp uçmanın zamanı. Bu ev yaşadığınız ev değil, bu ev uyuduğunuz ev değil, bu ev bir bina içinde değil. Bu ev sizin zihniniz. Zihinden çıkma zamanıdır. Orası sizi rahat ettiriyor, kulağınıza hoşunuza giden cümleler fısıldıyor ama hayattan kaçmanızı sağlıyor. Hayatınızı yakalama fırsatınız var. Belki bir adım ötenizde, belki de uzun bir yolunuz var ancak ışığı gördüğünüzü ve hissettiğinizi biliyorum.

Bir İnanç Sıçraması – 2017

Bir İnanç Sıçraması – 2017

Bir İnanç Sıçraması – 2017

En inanmadıklarımızla, en olmaz dediklerimizle karşılaşacağımız, bu konuda bir tür teste tabi tutulacağımız bir yıl. En inandıklarımızla, en çok tutunduklarımızla sınanabileceğimiz, bir tür direnç göstergesi yerine geçecek olan bu yıla 2016 bizi hazırladı. Köprüden önce son çıkış olan bu yıl. Bize 2018 öncesi ‘devam mı?-tamam mı?’ dedirtecektir. Devam edenler, güçlü kalanlar devam edecektir. Doğum sancısını 2016da yaşadığımızı düşünsem de, 2017 de bizi biraz zorlayacaktır. Güçlü bir şekilde bu yıldan çıkmak önümüzdeki 12 yıl için önemli.

Özellikle ilk 5 ay zorlu olsa da, hatta ‘2017 de aynı’ dedirtse de, daha sonra yavaş yavaş rayına oturacaktır her şey. Başta sert kısımları söyleme amacım, 2017 nin de aynısını yapacak olmasındandır. Şimdi iyi tarafından bakarsak manevi bir gücümüz olacaktır. Ciddi anlamda hislerimiz fazlasıyla yükselecek, spritüellikle alakası olmayan insanlar konuya eğilmeye başlayacak. Kendimizi bulma yılımız.

Kendimizi tanımıyoruz, 2016 da tepkilerimiz, görüşlerimiz hislerimiz hatta karakterlerimizde değişiklikler oldu.

2016 Güneş Tutulması

2016 Güneş Tutulması

Her şeyin başladığı yerdeyiz. Şimdi Dünya parmağına bir yüzük takacak. Bu bir anlaşma yüzüğü, çünkü biz bu yüzüğü hak ettik.(mi)

Hastalıkta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde diye verilen sözleri tuttuk.. Tuttuk mu? Kendimize doğarken verdiğimiz sözleri gerçekten tuttuk mu? Yarın sabah Güneş tutuluyor ve Yeni bir dönem başlıyor, her şeyin başladığı yerde. Başladığınız yerde. Başladığınız mekanda ve zamanda.

Bu Güneş tutulması öyle bir Tutulma ki, Dünya’yı ayağa kaldıracak. Her şeyden kaçtık da, bir kendimizden kaçamadık. Sorumluluklarımızdan kaçtık, sorunlarımızdan kaçtık, insanlardan kaçtık, en sevdiklerimizden bile kaçtık ama bir tek kendimizden kaçamadık ve şimdi kendimizle yüzleşme zamanı. Merhaba ben geldim dercesine kapınız çalınacak, kendinizi tanıyabilmek için çok uğraşacaksınız ama o sizsiniz. Diğer yarınız. Doğarken bir yüzük takmıştınız ama hayatın akışında o kadar savruldunuz ki, kendinizi unuttunuz. Geç mi kaldım? Tüh. Aman Allahım geride kaldım. Treni kaçırdım. Zaman geçiyor, herkes uçtu. Güneş Tutulması zihninizi böyle konuşturacak işte. Sakin olun,

Kova Yeniay | Şubat 2017

Kova Yeniay | Şubat 2017

İnce bir çizgi Kova Yeniayı. Bir yandan Marsın balık burcundan Koç burcuna geçişi, diğer yandan Şiron faktörü var.

Bir yandan ‘yataktan çıkasım yok’ ruh halinden kurtulacağımız gibi diğer taraftan uzun zamandır kafamızı kemiren bir kaygı silsilesiyle karşılaşacağız. Geride ne bıraktıysak, karşımıza ‘merhaba beni çözümlemeden benden kurtulamazsın’ diye çıkacaktır. Yara aldığımız her ne varsa, yaralarımız iyileşmeden kopardığımız kabuklarla birlikte ‘beni artık çöz’ diye gelecektir.

İnce bir çizgideyiz. Bu yüzden farkındalığımızı ve enerjimizi yüksek tutmamız önceliğimiz olmalıdır. Özellikle 27 ocak- 6 şubat arası gökyüzü sertliğini gösterecektir. Sıkıntılar ayyuka çıktığı için uyku sorunları, ikili ilişki sorunları görülebilir.

Duygularınızı harekete geçirmeniz gerekmekte bu süreçte. Duygularınızı kısıtlayıp, kendinize saklamanız sizde sıkıntılar ve hastalıklar çıkarabilir. Öfkenizi kontrol altında tutarak, düşüncelerinizi dile getirmeniz önemlidir. Güvendiğiniz insanlarla sohbetler edebilir, seviyeli tartışmalar yapabilirsiniz. Mars Koç burcuna geçtikten sonra (28 ocak) agresiflik ve öfke nöbetleri fazlasıyla görülebileceği için yapmanız gereken enerjinizi boşaltmak olmalıdır. Spor yapın,