Ay Tutulması – SON

Oysa her şey sonsuza kadar sürecek gibi gelir. Sevgi, aşk, acı, yorgunluk, mutluluk, hüzün. Neyi yaşıyorsak o an, sonunu düşünmeden yaşamak isteriz, hayatı da öyle. Sonlara karşı büyük dirençler gösteririz. Çünkü ağlasak bile, mutsuz olsak bile ortada bir emek vardır ve verilen emeklerimizin karşılığını sonsuz olarak görürüz. İşimize, ilişkilerimize, ailemize, çevremize, topluma öyle bağlıyız ki, kendimizi göremez olduk. Kendimizi görmezden geldikçe, hedeflerimizi göremez olduk. Hedefsiz kaldıkça, kendimizi işe yaramaz olarak görür olduk. İnsanlara baktığımızda herkes mutluydu, koşturuyordu ve hiçbir sorunları yoktu. Sorunlu biz olmalıydık, bizim hayatımız. Kendimizi yargıladık. İlişkimizi. İşimizi. Yapmak istediklerimizi, hayallerimizi küçümsedik. Çünkü büyük hayaller gibi gelmiyordu artık, tatmin edilemiyorduk.

Ne için? Hangi yarış için? Kendimizi hangi arenaya koymuştuk? Hayallerimizi büyütmek için başkaları için, kendimizi mi küçültür olmuştuk? Bütün tribünler doluydu ve herkesin gözü bizim üzerimizdeydi sanki. Birbirimizi parçalamak üzere kurulmuş, en çok sesi çıkanın, en gaddar olanın galip çıkacağı bir arena. Bizi öfkelendirmek için bağırışlar. ‘Yapamazsın, başaramazsın, sende o güç yok.’ ve hayallerimiz arenanın dışında kendi yolumuza çıkmamızı bekliyordu. İçimizde bir şeyler ölmüştü ve yeni bir başlangıç için dirilmeyi bekliyordu. Bize ne yapmamız, nasıl davranmamız gerektiğini, kurallarını kendi koyan ve bir robotmuşçasına hareket etmemizi isteyen, savaşmamızı ve kazanmak için başkalarını yenmemizi öğütleyen bu arenayı terk etmemizi bekliyordu.

Bu bir son. Ancak bu son, senin başlangıcın olabilir. Bu arenanın sonu ve hayallerinin başlangıcı olabilir, sana ait hayallerin. Çünkü bir şeyler sonlanmadan, yeni başlangıçlara yer açamazsın.

Kova Burcunda uzun bir tutulma meydana gelecek. Mars bu tutulmaya eşlik edecek, Dünyaya en yakın mesafeden. Tutulmalar, kadersel ve karmasal durumlar ortaya çıkarabilmekte. Her şeyi bildiğini düşünenlerin, hiçbir şey bilmediğini anlayacağı bir sürece girmekteyiz. Doğa üstü olayların üstüste yankılanacağı bir süreçteyiz. İnanmadığımızı yaşayacağımız, direnç koyduğumuz şeylerle teste tutulacağımız, sinir uçlarımıza dokunacak bir tutulma olarak görünmekte. Savaş isteyenlerin savaş, barış isteyenlerin barışa kavuşacağı bir süreç. Büyük balığın, küçük balığı yemeye çalışacağı bir süreç. Havanın tehlikeli olduğu bir süreç. Toplumsal olarak sert bir süreç,  bu yüzden kollektife kendimizi enerjisel olarak bu süreçte kapatmak bize katkı olacaktır. Maddi olarak atılan adımların, karşılığını alabileceğimiz bir süreç. İlişkilerde güveni tam olarak sağlayabileceğimiz bir dönem. Özgüven üstünde çalışmamız gereken bir dönem. Bilinçaltımızın ve zihnimizin çok hareketli olduğu, bu yüzden de bazı durumlara inanmakta zorlanabileceğimiz bir dönem.

Şu an yaşadığınız hiçbir şeyi üstünüze alınmayın. Çünkü her şey birbirine karışmış durumda. Şöyle ki, şu an hissettiğiniz öfke kollektiften size akıyor olabilir. Öfke kontrolü önemli bu süreçte. Ne kadar hareket halinde olursanız, o kadar dışarıya ve zihninize karşı bir enerjisel duvar oluşturabilirsiniz. Durduğunuz an zihniniz sizi manipüle etmeye başlayacaktır. Durmak yerine, kitap okuyun, film izleyin, sohbet edin.

Bu dönem bulunduğunuz yeri ve çevreyi sorgulayabilirsiniz. Arkadaşlarınızı, enerjinizi düşürenleri, bazı kişilerin hayatınızda yer tutmasının gerekli olup, olmadığını sorgulayabilirsiniz. Geçmişte yaptığınız hatalar hala zihninizde dolaşıyorsa ve korku dağları aştıysa geleceğe dair, güçlü görünmekten yorulduysanız herkese. Biraz bırakın ve aksın ne akacaksa size dair. Biraz kendinizi rahat bırakmanın zamanı, kendinize patronluk yaparken ve duygularınızı bastırırken, dönüşüme kapalıyken yeterince zorlanıyorsunuz. Sizden sadece biraz kendiniz gibi olmanız isteniyor. Neyse, o. Yolunuz nereye çıkacaksa, oraya gideceksiniz.

Sırtınızdaki yüklerin ne olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Kendinize itiraf edin ve yolunuza o yüklerden arınarak devam edin. Kimseyi veya hiçbir duyguyu bu yolda taşımak zorunda değilsiniz. Çünkü bu yol, herkesin sizi anlayacağı veya onaylayacağı bir yol olmayabilir. Çünkü bu yol, sizi tanıdığını sanan kişilerin, sizi hiç tanımadıklarını fark etmelerini sağlayabilir. Çünkü bu yolda, yargılanabilirsiniz çevreniz tarafından. Çünkü bu yol, tamamen size ait olacak, geri plana attığınız hayalleriniz, üstünü örttüğünüz hedefleriniz, çevresel faktörler yüzünden zamanla size gereksiz gelen amaçlarınız. Size ait ne varsa, ortaya dökülecek bu yolda. Bir çizgi çizilecek hayatınıza ve bu çizgiyi ancak sizinle yürümeye gönüllü olan insanlar geçebilecek. Evet, çok fazla kişi hayatınızdan çıkabilir, ilgilendiğiniz ve zevk aldığınız şeylerden artık zevk almayabilirsiniz. Bu bir ‘Ben’ Devrimi. Bu bir ‘Sen’ Devrimi. Yıllarca okuduğun tarih boyunca olan devrimlerden biri kendi hayatına girmekte ve senden hayatının iplerini, kendi eline alman istenmekte. Seçim her zamanki gibi senin.

‘Şu an ben ne yapıyorum?’ Şu an bir değişim ve dönüşüm içindesin, herkes gibi. Her ne kadar kimse dışarıya bu değişimden emin olmadan göstermek istemese de, bu değişimin iyi veya kötü olduğundan emin olmadan dışarıya koz vermek istemese de, herkes içinde yaşasa da bu değişimi, sen de herkes gibi bir değişim içindesin. Kabuk atıyorsun ve bu kabuklar o kadar sertleşmiş ki, senden kopmamak için her şeyi deniyorlar. Seni hasta ediyorlar, ilişkini bozmaya çalışıyorlar, ilişkilerini düzensizleştiriyorlar, seni dengesizleştiriyorlar, vazgeçirmeye çalışıyorlar, seni uyutmak istiyorlar kabukların. Ancak bu kabuğu atacaksın, ne olursa olsun. Ancak bu senin seçimin olacak, gökyüzünün değil. Bu senin seçimin olacak çünkü, sen de çok iyi biliyorsun bu kabukları. Ne kadar yorgun olduğunun farkındasın ama güçsüz görünmemek adına gizliyorsun. Çünkü görüyorsun dünyayı, güçsüzlere yer yok, çünkü bu dünyayı vicdansızlar ele geçirmiş gibi görüyorsun. Biraz alttan almaya kalksan, ezileceğini düşünüyorsun. Bu dünyadan sevgiyi kopardıklarını düşünüyorsun, her şey kötüye gidiyor? HAYIR. Seni senden alamayacaklar, sevgini ve vicdanını köreltemeyecekler, çünkü yeniden doğuyorsun. Çünkü ne zaman yalnız hissetsen, ne zaman vazgeçecek gibi olsan burada olacaklar, yanında hissettirecekler.

‘Kimler peki onlar?’ Bir yazı, bir cümle, belki sokakta yürürken kulak misafiri olduğun tanımadığın iki kişi, belki internette gördüğün bir video, belki sevgilinin söyleyeceği bir cümle, belki kedinin seninle uyuması, belki köpeğinin bir gülümsemesi, belki bir şarkıdan seslenecekler sana, belki sokaktaki çocuğun dilinden, belki bir diziden, belki bir duvar yazısında, belki bir dalga sesinden, belki bir gece gökgürültüsü ile seslenecekler. Biz burdayız diyecekler, biz seninleyiz, biz seni hiçbir zaman bırakmadık ve yalnız değilsin.

Sen kabuklarından vazgeçeceksin, seni tutan her ne varsa, ilerlemeni istemeyen, enerjini düşüren her ne varsa. Seni sevdiğine inandığın ve belki de kötü niyeti olmayan ancak senin hayatında artık bir görevi olmayan her eskiden vazgeçeceksin, ancak kendinden vazgeçmeyeceksin. Sen, senin ilerlemenle mutlu olanlarla, sana hiçbir kıskançlık gütmeden yanında olanlarla, senin başarını kendi başarısı ile karşılaştırmayanlarla devam edeceksin. Kibri hayatından çıkarabilmeyi başarmış, başkalarının güçsüzlüğünden veya mutsuzluğundan faydalanmayan, kendini üstün görmeyen insanlarla devam edeceksin ve bunları kendi hayatından da çıkardığın gün, kendi kapını açmış olacaksın. Gökyüzü seni destekliyor ve inanıyor.

Hayallerinin peşinden git, sana ait olan hayallerin peşinden. Yalnız olmadığını göreceksin. Hayallerine ulaşacaksın ve orada buluşacaksın, hissettiğin boşluğu dolduracak olanla. Oysa her şey yeniden başlıyor, BAŞLANGIÇ.

 

Facebook 65 Twitter 45 Linkedin 11 Tumblr 02