Balık YeniAyı

Yara aldığın yerlerin şifalanırken, geçmişin ve yaşanmışlıklar şifalanırken, hissettiğin acı tutunmadır. Bu öyle bir tutunmadır ki, acıları ve korkuyu bile bırakmak istemezsin. Bırakmadıkça, seninle bütünleşir. Beslenirsin. Fark etmezsin. Fark ettiğinde ise ‘aman Allah’ım her şey kötüye gidiyor’ diye düşünürsün. Aslında her şey olması gerektiği yere dönüyordur. ‘Her şey kötüye gidiyor’ diye düşündüğün o ‘an’, her şey olması gerektiği yere dönüyordur. Kötü olarak algılatan, senin ‘olması gereken yer’den kaçışındır. Artık kaçamıyoruz. Balık Yeniayı kendinden çıkmaz sokak.

Şu an yaşanan olaylara yabancı gibi hissetmek, bir o kadar da acıyı hissetmek. Yorgun hissetmek ve koşmak istemek. Seni bırakmıyorlar. Koşmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Durmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Konuşmak istiyorsun, dinlemiyorlar. Susmak istiyorsun, suskunluğunu sorguluyorlar. Hep bir şeyler yapmanı bekliyorlar, hiçbir şey yapamıyorsun. Çünkü dinginlik zamanı. Hiçbir şey yapmamanın, ne kadar çok şeyi barındırdığından haberleri yok. Her yerinden çekiştirmişler, her yerinden yaraların var. Yaraların var da, göstermiyorsun. Dokunmasınlar diye gizliyorsun. Bazen kendinden bile. Sonra öfkeleniyorsun, ona, buna her şeye.

Son günlerde ortaya çıkan her şey, bilinçaltında gizlediğin yaralarına dairdi. Bunlarla yüzleşmek kolay olmasa da, bunları tekrar görmek iyi hissettirmese de, tekrar karşına çıkmaması için bu durumların üstünde durman, gizlememen ve çözümlemen önemli. Artık kurban değilsin, artık kendini kimse için yok etmek zorunda değilsin. Artık var olman ve kendi devrimini yapman bekleniyor. Şifalanman için her şey önüne serildi, ortaya çıkarıldı. Şu an bunları tecrübe ediyorsun, sadece olan olayların akışını izle, dur ve neler olduğunu, nelerin döndüğüne bir bak. Nefes al ve kavramlara takılmadan olayların seninle nasıl bağdaştığı algıla. Nasıl mesajlar geliyor sana. Nasıl akıyor her şey sana. Kendini olaylardan geri çek ve izle. Bu geriye attığın adım, seni çok daha ileriye zıplatacak bir güç sağlayacak.

İnandığın herkes gidiyor, inandığın çok şey yıkılıyor. Nerede olduğunu fark ediyorsun. Rüyada olduğunu fark ettiğindeki o özgürlük hissi gibi. Uyanık bir anında fark ediyorsun. Her şey yıkılıyor ve bu yıkım gördüğün en güzel şey oluyor. Çünkü o sahte dünyanın ardında gizlenen ‘sen’i görüyorsun. En uyanık olduğunu sandığın an, en derin uykunda olduğunu fark etmek bu. Zihnin hapishanesinden çıkıyorsun. Kolay değil. Olman gereken yere gidiyorsun. Burası herkese göre farklıdır, burası herkesin kendi mabedidir. Buraya gitmeyi seçmeyenler de olacaktır bu süreçte.

Balık Yeniayı genel olarak önemli bir yeniay. Teknik olarak Şiron kavuşumunda, Mars karesinde, Jüpiter üçgeninde ve Hava elementi eksik. Ortada şifa var, şifalanmaya ve dönüşüme direnç var. ortada genişleme fırsatları var, olgunlaşma süreci var, empati var, kafa karışıklığı var, kendin olmak var, öfke var, enerji yüksek, mantık az, konsantrasyon az, objektiflik az. Biraz karışığız, biraz iletişim bozuklukları yaşıyor olabiliriz ilişkilerde, biraz öfke çıkıyor olabilir, biraz nereye gideceğimiz hakkında fikrimiz olmayabilir, bazen düşünmeye çalışırken kafamızdan ‘hiçbir şey’ geçmiyor olabilir. Sanki, bize hep ‘şunu, şöyle yapmalısın’ diye direktifler veren iç ses kaybolmuş olabilir. Yalnız hissediyor olabiliriz. Nereye gittiğimiz hakkında fikrimiz olmayabilir. Kendimizi denizde öylece rüzgarın şiddetiyle salınan bir kayıktaymış gibi hissedebiliriz. Ancak burada bilmemiz gereken en önemli şey, yalnız olmadığımız. Bunları sadece bizim yaşamadığımız, yol arkadaşlarımızın olduğu ve yol arkadaşlarımız görmesek de, yolumuzdan çevirmeye çalışanlardan fazla olduğunu bilmeliyiz. Kontrolsüz çıkışlarımızdansa, olayı algılamaya çalışmamız ve bir durup nefes almamız bize katkı olacaktır. İşimize, ilişkimize, kazanma arzumuza ve hayatımıza odaklanmak için bir itici güç arayabiliriz ya da bu itici güç kendimiz olabiliriz. Kendimize kapanmayı uzatmadan, hayal dünyamızla aramızdaki mesafeyi de açmadan, olana izin vererek bu süreci değerlendirirsek, ‘olmamız gereken yer’ e biraz daha yaklaşacağımızı düşünüyorum ve bunun için güzel bir sürece giriş yaptığımızı düşünüyorum.

Umutsuzluğa kapılmaya, vazgeçmeye, yürünecek yoldan geri dönmeye, toplumsal ve çevresel söylemlerle enerjimizi düşürmeye zaman yok. Zaman kendimize ulaşma ve önce dünyamızı, sonra Dünyayı güzelleştirme zamanı ve bu umuttan bizi alıkoyacak tek şey bu umudu besleyen son insanın, yani senin vazgeçmen. Vazgeçme.

 

 

Facebook 24 Twitter 14 Linkedin 0 Tumblr 02