Başak Dolunayı-Zihin Oyunları

Zihin oyunlarına giriş.

Çelişkilerle dolu bir zihin. Sen ve diğerleri.  Bir soru silsilesi geliyor. ‘Bu düşündüğüm şey doğru mu?’, ‘Onlar da böyle düşünüyor mu?’,  ‘Görevlerimi yerine getiriyor muyum?’, ‘Yalnız mıyım?’.

Yeniay zamanı çevrenin seni oyun hamuru gibi şekillendirmesi konusunu işlemiştin hayatında, şimdi zihninle başbaşasın. Zihnin seni şekillendirme çabasında ve yanlış sorularla. Çünkü sen bıraktın ona bu görevi. Değişmeyen bir şeyler var ve kafandaki soruların hepsi sana hakimiyet kurma peşinde. Detaylar içinde kaybolmanı isteyen ve gerçeği sana göstermek istemeyen bir zihin yapısı var gökyüzünde. Çünkü ‘ne olacağın’ konusuna o kadar odaklısın ki, ne olduğun hakkında hiçbir fikir üretemiyorsun. İplerini bir ağaca bile devredersen, o ağaç senin hayatını bambaşka şekillerde değiştirebileceği fikrini düşünmüyorsun. İpleri kendi eline almanın vakti gelmedi mi?

Bilinçaltı sisli ve biraz da seni kandırmaya yönelik bu süreçte. Biraz seni uyutmaya çalışmakta, biraz geri çekilmeni söylemekte, kararsızlık içine sürüklemekte. Uçup gitmek isterken bambaşka diyarlara, gidemeyeceğini söyleyen sorumlulukların gibi. Koşmak isterken, yorgun olduğunu hatırlatan bedenin gibi. Kaçmak isterken, cesaretin olmadığını söyleyen zihnin gibi. Güvenlik duvarlarının seviyesini en yükseğe çeken bu Dolunay, otur oturduğun yerde yoksa çevren tarafından yargılanacaksın, kaos olacak hayatında diye korkular içinde bir kapan içinde tutmak istemekte. Bu süreç, sana hizmet etmeni kölelik bilincinde değil de, evrensel bir sevgi ağında yapmanı söylerken, zihnin bunu senin başarısız olduğun için yaptığını vurgulayacaktır. Zihin oyunları da tam olarak burada başlamaktadır.

Sevgi konusunda ‘hazır hissetmeme’ ve ‘geçmiş anıların canlanması’ gibi sizi caydırıcı bir tür enerjisel engeller oluşsa da, sizi sevgiye ve bunu tam olarak hissetme ihtiyacınıza odaklamak isteyen bir süreç. Sizi hayatın zevklerinden, hayatı yaşama amacınızdan uzaklaştırmak isteyen koşullardan, hayattan keyif almanızı engelleyenlerden kurtulmanızı isteyen bir hava var. Ancak zihin burada devreye girip sizi güvenlik çemberinde tutmaya çabalayabilir. Çünkü bir sistem içerisindeyiz ve bu sistemin dışına çıkan her şeyi düşman olarak görmek zihnin işi.

Bilinçaltı bu kadar savaş halindeyken ve işin içinde zihin varken, katkı olacak yegane şey iletişim olacaktır. Hareket ederek, kendi kaosunu yaratarak, farklı şeyler yaparak, bazen düzenini bozarak kontrollü şekilde hayatında kaos çıkarmak, dış faktörlerin sizi enerjisel olarak düşürmesini engelleyecektir. Mükemmel olmak zorunda olmadığınızı, her şeyi tam olarak yapmak zorunda olmadığınızı, sizin de hatalarınız olabileceğini, sizin de inişlerin-çıkışlarınız olabileceğini ve bunların sizi ‘kötü-yanlış-yetersiz’ yapmadığını algılamalısınız bu süreçte.

Sanatın sadece müzik, resim vb. şeyler olmadığını, sanatın tam olarak özünüzden çıkan kapasitenizi kullanabilmek olduğunu bilmelisiniz. Bu yüzden kendi sanatınıza bu süreçte eğilmeniz sizi ruhsal olarak da rahatlatacaktır. İçinizdeki  sevginin sizin için açacağı yola izin verin. Kendinizi sevin ve bu sevgiyi bütün dünyaya hizmet edercesine paylaşın. Zihin oyunlarından çıkmak için, enerjisel dengesizliğinizi dengelemeniz için, çevrenizde dönen olayları artık kontrol edemiyormuşcasına oraya buraya koşturmanıza dur deyin. Bir nefes alın ve  hiçbir şeyin bir yere kaçmadığını, sadece sizin adım atmanızı beklediklerini, farkındalıkla atacağınız bir adımın, dengesiz koşuşturmalarınızın sizi ulaştıramadığı yere götüreceğini bilin. Bunun kocaman bir oyun sahnesi olduğunu ve keyfini çıkarmanız gerektiğini, keyifsiz bir koşudansa, keyif aldığınız tek bir adımın hayatınızı değiştirebileceğini biliyorsunuz. Sisli bir gelecek görüsünün getirdiği kaygının, açık ve net olarak görebildiğiniz bu anı sisleştirmesine izin vermeyin.

Zihin oyunlarından çıkış.

Facebook 16 Twitter 09 Linkedin 02 Tumblr 02