Bölüm 2: 8.8 Kapısı Algılayış.

Bölüm 2: 8.8 Kapısı Algılayış.

 

Sizi çağıran hangi kapıları kapattınız, ‘bana açılmamıştır’ özgüvensizliğinde? Hiç düşündünüz mü? Sizi kimler yetersiz hissettirdi? Kendinize ettiğiniz isyanları düşünün. Geçmişin kapısı kapanmakta. Son kez düşünün ve artık ardınızda sizi üşüten o kapıyı kapatın.

Dün gece itibariyle algılama kısmına geçtik. Bunu rüyalarımızda, uyandığımızdaki ruh halimizde, gün içindeki durgunluğumuzda, dalıp gitmelerimizde, boşluk hissinde görebiliriz. His olarak gelen bir sürecin, algılama kısmına geçtik. Güneş tutulmasına kadar bu algılamalar devam edecektir. Gün gelecek bir yazı göreceksiniz, gün gelecek hiç tanımadığınız biri gelip bir mesaj verecek. Bir gece rüyalarınızda açılacak o kapı, bir gün durakta beklerken dalıp gittiğiniz anlarda. Nerede ve nasıl açılacak bilemiyorum ancak bu 15 gün o açmaktan korktuğunuz, ardında ne olduğunu bilmediğiniz için geride durduğunuz, hayatınız boyunca duyduklarınız yüzünden açamadığınız, gözünüzü alan ışıklardan kaçındığınız, ‘ya daha kötü olursa’ diye kaygılandığınız ama aslında size ait olan o kapıyı tekrar göreceksiniz. Bir gün eşiniz bir cümle söyleyecek, bir gün iş arkadaşınız uyan diyecek, annenizin ağzından hiç duymadığınız bir cümle duyacaksınız, babanız size seslenecek, arkadaşınız omzunuza dokunacak, rüyalarınızda algılayacaksınız belki, belki de kapınızı açacak bir kedinin size yanaşması olacak. Bu sefer bütün yargılardan arınıp, bu sefer sizi yetersiz hissettiren bütün o sözlerden, bu sefer sizi yapamayacağınıza inandıran bütün o duygulardan kurtulup geçeceksiniz.

Hissedişlerinizin, algılayışa döndüğü bir sürecin başındayız. Algınıza gelenlerin süzülüp, farkındalığa dönüşeceği ve kendi hücrelerinizi algılayacağınız bir kapının önündeyiz. Hücrelerinizin titreştiğini, tüylerinizin diken diken olduğunu, heyecanlandığınızı ve bu süreci hep beklediğinizi fark edebilirsiniz. Hangi yollardan buraya geldiğinizi düşünün. Ne kadar zor bir üç yılın geride kaldığını, hayatınızdan kimlerin çıktığını, girenlerin ne kadar az olduğunu, kendinize ne kadar yaklaştığınızı algılayın. Hayatınızdan çıkanlar kocaman bir teşekkürü hak ediyor şu an, çünkü sizi buraya taşıdılar, siz de onları şu ana taşıdınız. Kocaman bir teşekkürler.

Algı kapasitemizin arttığı bu süreçte şaşkınlık verecek durumlar gözlenebilir. Çünkü bu yeni bir süreç, belki de tecrübe etmediğimiz ancak içten içe hep beklediğimiz, yeni bir hücresel titreşimin içine giriyoruz. Hep ‘çok yaklaştım’ ‘bu sefer olacak galiba’ diye giriştiğimiz konuların yarım kalmasıyla yaşadığımız hayalkırıklıklarının getirdiği ‘bu kapı bana açılmamıştır’ özgüvensizliğini yenebileceğimiz bir süreç başlamakta. Hayatımızı düzene değil, hayatımıza kendimizi sokacağımız bir süreç. Hayatımıza herkesi davet ettik bugüne kadar, herkese bir parça verdik, her giren bir şeyler götürdü bizden, biz de başkalarından götürdük. Şimdi herkesin kendi parçalarını geri alacağı ve kendi parçalarımızla önce ‘ben’ sonra ‘biz’ olacağımız bir süreç.

‘Neler oluyor’ Her şey normal giderken, birden tepetaklak oluyorum. Bana bir el lazım kalkmam için uzanan, bana bir yol lazım ilerlemem gereken, bana bir kapı lazım benim için açılan. Bunların hepsi zaman zaman hayatımızın bir köşesinden geçmiş, bize uzanmış, bize gösterilmiş, bize açılmış. Ne kadar kaçırdıysak, o kadar devam etmiş. Biz buna kısır döngüler ağı demişiz. Her kapı aynı yöne çıkmış, her el sanki bizi bırakmış, her yol aynı çıkmaz yola götürmüş gibi. Kendimizi suçlamış. Kendimizi yok saymışız, başkalarını göklere çıkarmışız, başkalarının yolundan bir tutam almaya çalışmışız. Şimdi kendi yolumuza çıkmanın zamanı. Bunu algılamak için hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Kim olduğunuz önemli değil. Kimlerle olduğunuz önemli değil. Şu an hangi duygularda olduğunuz önemli değil. Hangi yolları seçtiğiniz ve bu cümleleri anlamsız veya anlamlı bulmanız önemli değil. Şu an önemli olan içinizde titreşen hücreler. Size bu sözlerin hafif gelmesi. Bunu algılayabilmeniz..

Güneş tutulması bir yola çıktı ve gelmekte. Tutam tutam bizlere enerjitik algılar serpiştirmekte. Bu algılar, yıllarca bizlerin algılarıyla oynayanlara tokat gibi gelecektir. Çünkü doğal bir algı yağışı gelmekte. Yapay algılarla insanları yönetenler, yapay algılarla insanlığı uçuruma götürenler, yapay algılarla yıllardır insanları depresyonlara itenlere, insanlarla oynayanlara, insanları kendi çıkarlarına kullananlara, dünyayı kendilerinin yönettiğini sananlara büyük bir tokat gibi gelecek bu doğal algılayış hepimizi uyandırabilecek kadar güçlü olacaktır. Uyanmamaya yemin etmişler, uyanmamak için direnenler, yapay algılara kendilerini zincirlemişler, yıllardır algılarını başkalarına satanlar, başkalarını üstün kılanlar ve biat etmişler, gözlerine perde inenler, ruhlarını ve vicdanlarını takas etmiş insanlar için bu süreç hiçbir şey ifade etmeyecektir. Çünkü onlar için algılayış artık kim ne algılatırsa ona inanmak olmuştur.

Güneş tutulması bitene kadar kendinizi algılamanız, yapay algılardan kurtulmanız ve kendi algınıza ulaşmanız dileğimle. Güneş tutulmasında hissedişimizle, algılayışımızla geldiğimiz ve sonunda fark edeceğimiz bir sürece gireceğiz. Güneş Tutulması yola çıkmıştır, siz de kendi yolunuza çıkmak için neyi beklemektesiniz? Siz yetersiz değilsiniz, siz yeterli olduklarınızla yargılandınız, siz yeterli oldukça aşağı çekildiniz, size yeterliliğiniz unutturuldu. Hep beraber ‘hatırla’maya başlamaya ne dersiniz?

Facebook 71 Twitter 31 Linkedin 07 Tumblr 05