Dolunay – Bağlantı Noktası

Bir bağ koptu fark etmedin. Hayat amacı dediğin, bu bağ. Hayatla, insanlarla ve hayallerinle arandaki bağ, kendini yeniliyor şu an, başka bir hayale, belki başka bir yola doğru. Kopamadığın o bağlar, çoktan kopup gitti. Sen artık olmayan bir bağı tamir etmeye çalışıyorsun. Yorgunluğun ondan. O bağın koptuğunu kabullenip, yeni oluşan bağı beslemelisin. Çünkü artık yeni bir bağ oluşuyor, hayat amacını bulduracak olan. ‘Bu’ zamana gelmelisin.

Seni bağlayan bir şey geçmişte, bilirsin ki sen her kaçmak istediğin zaman geçmişinden bir zaman hayal edersin. Yine bilirsin ki bu, geleceğe atacağın her adımda seni engelliyor. Bir kişi, bir dönem, bir özlem, seni bu zamandan uzaklaştırıyor. Pişmanlıkların hala bir adım atmadan seni düşündürüyor. Yine aynı şeyler gelir mi başıma? Ya yalnız kalırsam? Ya bir daha aynı hatayı yaparsam? Tekrar bu halime dönmek zaman alır ve benim yeterince gücüm yok. Bunların hepsi varacağın kişiden seni uzaklaştırıyor. Cesaretini kırıyor ve şu an en çok ihtiyacın olan şey, cesaret! Cesaretini kırdılar. Şu an sen cesaretini topladığın bir dönemdesin. Çünkü ‘YETER’ diyebilmek için buna ihtiyacın var.

Dolunay öylesine bir enerji yolluyor ki, içsel olarak kıpır kıpır olmana rağmen, yılın ve geçmişin getirdiği tembellik, inançsızlık ve her güne aynı şekilde başlamak bu enerjiyi fark etmeni engelliyor. Oysa geceleri, oysa günün belli saatleri ve enerjiyi hissediyorsun. Anlık bile olsa ‘tamam, yapacağım.’ diyorsun, sonra enerjin tükeniyor. Kimlerle berabersin? Kimlerle görüşüyorsun? Ne okuyor, ne izliyorsun? Bunların hepsi o kadar önemli ki bu dönem, bunu görebilmen için duygularını biraz geride bırakıp bakman gerekiyor. Çünkü şu an sevgi ve duygular gerçeği görmeni engelliyor olabilir. Bir kez daha düşmen gerekmiyor kendini bulabilmen için, ne istediğini çok net biliyorsun. Bu Dolunay ve Ekim ayı sert gibi görünecek ancak neyi şifalandırman gerekiyorsa o çıkacak karşına unutma. Bir kez daha karşına çıkmasını istemiyorsan, bu ay bitirmelisin bu bağları artık.

Dolunay yargıdan işleyenlere bir tokat gibi geliyor, bu yüzden yargılamadan önce bir kez daha düşünmek önemli, düşünerek konuşmak önemli. Çünkü bu dönem göreceğiz ki, yargıladığımız şeyler kendi hayatımıza çekilecek ve ışık hızında. Bu yüzden kimseyi yargılamadan, kendi yolumuzda kalmalıyız. Biliyorum ‘aptal! bu insanlara dayanamıyorum artık!’ sınırındasın, bas bas bağırsan rahatlayacaksın ve hatta bu sınıra gelmen için çevrende bu tür insanları daha da çok görebilirsin. Yine de ağzımızdan çıkanlara ve aklımızdan geçenlere dikkat etmeliyiz. Bir bakmışsın, yargıladığın kişiyle aslında içten içe aynı insanmışsın.

Dolunay bazı yaklaşan ‘son’ların sinyallerini verecektir. Bu iş olabilir, bu ilişki olabilir, yakın çevre olabilir, hayatında yolunda gitmeyen durumların, aslında aradaki bağın ve enerjinin bittiğini gösterebilir. Bazı sonlar, sana yeni yollar açabilir. Tutunduklarının aslında birer korku tüneli olduğunu ve tünelden çıkmak için sadece ilerlemen gerektiğini gösterebilir. Önünde bir karanlık var ise ve aydınlanmasını bekliyorsan, unutma ki karanlık her zaman var olacak ve her ertelemek istediğinde, bahane aradığında her yer tekrar kararacak. Karanlığı bitirmenin ve önünü görmenin tek yolu o karanlığın içine girip, ilerleyip, çıkmak. Cesaret.

Dolunay bazı ‘ilk’lerin sinyalini de verecektir. Yeniye, değişime açık olmak önemli. Artık o baskıcı, yargılayıcı, seni ileri götürmeyen ve yerinde saydıran enerjide kalmak zorunda değilsin. Bu sinyalleri her yerden alabilirsin, sadece açık olman gerekiyor. Kendine sorabilirsin, ‘gerçekten mutlu musun?’ yoksa başkaları mutsuz olmasın diye mutluluğunu onlara mı feda ediyorsun? Feda mı ediyorsun kendini? Kaç kez daha feda edeceksin ve kendi yoluna çıkmaktan feragat edeceksin? Dünya bir devrime ve yeniliğe gidiyor. 2021 hiç beklemediğin kadar farklı olacak, peki sen bu devrime-değişime kendi hayatında hazırlanıyor musun? 2020’ye hazırlıksız yakalandın, hayal bile edemezdin böyle bir yılı, şimdi ise kişisel olarak büyük bir değişim geliyor. Kendini, zihnini, farkındalığını ne kadar hazırlıyorsun bu duruma? Düşün. Hedeflerine ulaşamıyor gibi hissettiren, seni vazgeçirmek isteyen korkularını yenebilirsin.

Dolunay bir süre sonra yerini Akrep burcunda olacak olan Merkür Retroya bırakacak. En sevdiğim retro, sen de sevebilirsin. Çünkü yalanlar itiraflara dönecek, çünkü senden saklananlar önüne düşmeye başlayacak. Affedişler, geri dönenler, pişman olanlar olacak. En derine inilecek, inmekten korktuğun bilinçaltı ortaya dökülecek. Psikolojik bir dönüşüm zamanı olacak. Umarım çok büyük bir sırrın yoktur, varsa da kimseyle paylaşmamaya çalış bu dönem. Topraklanma ihtiyacı hissedebilirsin, zihni susturmanın en iyi yolu doğa içinde olmaktan geçiyor bu ay yine.

Dolunay ile gelen kariyer karmaşaları, ruhsal karmaşalar ve enerjisel iniş-çıkışlar zaman zaman yorsa da, bir noktada doğru enerjiyi yakalayıp harekete geçtiğin an seni destekleyecek bir Dolunay. Bütün sert süreçlerin en iyi yanı, başladığın her durumda daha güçlü olabilirsin. Bu durumda yapman gereken şeylerden biri rahatsız hissettiğinde, tartışma anında, enerjisel düşüşler hissettiğin anda alan değişikliği yapmak. Neresi olursa fark etmez, yeter ki o düşüş yaşadığın alandan çekil. Enerjini düşüren kişiler çağırdığında nazikçe gelemeyeceğini belirt. Bu dönem herkes kendi alanını belirleyecek ve elbette hayatından gidenler olabilir. Serbest bırak. İzin ver.

Oradan oraya savruluyormuş gibi hissediyor ancak yerinden kıpırdamıyorsun. Nereye gittiğine kendin karar veremiyorsun ve bir rüzgar seni istediği yere savuruyor. Bu rüzgara sevgi diyorsun, duygu diyorsun, sorumluluk diyorsun, sadece ‘ben’ demiyorsun. En son ne zaman ‘ben’ dedin. Benim için, istediğim için, keyif aldığım için dedin. En son ne zaman aldığın bir kararda sadece birinci tekil şahıs vardı. Toprağını arıyorsun, döküldüğün ağacı, koptuğun dalı. Sonra fark ediyorsun, tekrar yeşerebilirsin.  Geçmişi geride bırakabilirsin. Söyleyince olmuyor! NE YAPMAM LAZIM! Yarın kendine bir hediye alman lazım, yarın kendini bir geziye çıkarman lazım, yarın güneş doğduğunda onunla birlikte doğduğunu hissetmen lazım. Yarın çevrene kendin olman lazım. Sevgini göstermen lazım, ancak gösterdiğin kadar sevgiyi ‘isteyebilmen’ lazım. İstemeye başlaman lazım mesela. Yarın şu an yazıyı okurken hissettiklerini unutmaman lazım. Seçmen lazım. İçten. Gerçekten.

Tutunduğun bağlar artık yok. Acaba dediklerin artık gitti. Beklemelerin bitti. Sen yaşamayı seçtin. Kendini yaşatmayı seçtin. Artık seni üzen, seni korkutan, seni güçsüzleştiren, seni düşüren, seni vazgeçtiren hiçbir enerji hayatında var olamayacak. Geçmişi bu gece bırakabilirsin, o acıdan beslenmiyorsan. Geçmişi bu gece bırakabilirsin, o pişmanlıklarını bahane olarak kullanmıyorsan. Korkularını bu gece serbest bırakabilirsin, kendini korkularınla bilerek engellemiyorsan! Bu gece kendini de yenebilirsin. Başkaları uğruna feda ettiğin, ayrıldığın, parçaladığın ve unuttuğun kendinle olan bağını tekrar birleştirebilirsin. Bu bağı besleyebilirsin.

Bu gece yeniden BİR olabilirsin. Kendinle.

İnternet bağlantısı koptu. Bağlantımız koptu. O kişiye erişemiyoruz. O kişi, kendiyle bağlantıya geçti. O kişinin algılarıyla oynayamıyoruz, korkutamıyoruz, kendini başarısız görmüyor, ilerliyor efendim! Kapıya ulaşmak üzere! Ne yapalım?

  • O kişi artık özgür efendim.
Facebook 39 Twitter 52 Linkedin 10 Tumblr 04