Dolunay – Bıraktığın İz

Sabahı bir türlü gelmeyen gecelerden birinde kendine söz verdin. Gece sözlerini aldı ve bekledi. Ancak sabaha uyandığında sözlerin gecede kaldı, yerine getirmeye niyetli değildin, güçlü hissetmiyordun ve getirmedin. Kendine verdiğin sözler, hayatının düzeni karşısında bir kez daha yenilmişti. Bu geceyi defalarca yaşadın, sabah farklı biri olarak uyanmak için sözler verdin. Ne hayatın değişti, ne dünya değişti, ne de düzenin. Sonra bir kriz anı geldi, kaçtın. Bir kriz anında ne yapacağını bilemedin, kaçtın. Huzurunun bozulduğunu hissettiğin her an kaçtın, oysa orada bir mesaj vardı sana ait. Hayatın bir düzen. Kriz anında her şeyini kaybetmişcesine seni oradan oraya vuran bir düzen. Ancak kriz anı en büyük fırsat kendini tanıman için, ondan kaçmadığın an, kendini bulacaksın. Dolunay kendine verdiğin sözleri yerine getirmen için seni bekliyor, sana katkı olmak için.

Özgürlüğünün önünde duran her şey çok açık. Öncelikle alıştığın düzen, sonra da tutunduğun kişiler, toplumsal yargılar, çevresel yargılar ve başarısızlık korkusu. Bu süreçte bunların altı çizilecektir. Alıştığın düzenin dışına çıkarmak için olaylar olabilir, tutunduğun kişilerden kopman için tartışmalar yaşanabilir, toplum tarafından yargılanabilirsin, sırf korkularını yen diye. Sırf kendin olabil diye. Sırf artık şu bakış açılarından sıyrıl diye. Sen ol diye.

Uranüs ve Güneş Dolunayın karşısında bir ikilem yaratmakta. İki yol açmakta önüne, biri senin özgürlük yolun, diğeri duygularının esiri olan ve sana ait olmayan bir yol. Bu yolların hangisinin mutluluğu getireceğini söylemek çok zor, çünkü hiçbir yol sana mutluluk vadetmiyor. Nasıl? Evet mutluluk vadetmiyor, çünkü bu yolu ne olursa olsun yürümen isteniyor. Beklentilerin ışığında yürüdüğün birçok yolda yaşadığın hayal kırıklıkları durmanı sağlamadı mı? Seni vazgeçmenin eşiğine getiren, başarısızlık korkusunu sana yükleyen neydi? Güven? Mutluluk? Beklenti? Sana vadedilenlerin olmaması değil miydi? Kendine vadettiğin şeylere ulaşamamanın getirdiği mutsuzluk değil miydi? Şimdi beklentisiz, sadece kendin olabilme özgürlüğünü tadabileceğin, kim ne derse desin kendini başarısız hissetmeyeceğin bir yol seni bekliyor.

Mutluluk? Her şeyi bileceksin, kendinle ilgili ulaşamadığın her noktaya ulaşacaksın, uykudan uyanacaksın, diplerde kalan her tortunu temizleyeceksin. Mutluluk? Potansiyeline ulaşacaksın. Seni, sadece sen olduğun için ve beklentisiz sevenler olacak çevrende. Seni yargılamayacak insanlar kalacak yanında, seninle bir yolda yürümek isteyen yol arkadaşını bulacaksın. Mutluluk? Sana mutlu olacaksın diyemem, çünkü mutluluk senin bir şeye yüklediğin anlamların bütünü, ben ise yüklenen bütün anlamların üstünde olan bir sürecin kapısında olduğunu söylüyorum. İçeri girip, girmemek senin seçimin.

Uranüs-Güneş aşkı ve sevgiyi hayatına hiç olmadığı kadar çekebilir. Işığını parlatabilir, sevgiyi tattırabilir, içsel bir ferahlama hissi getirebilir. Aniden bir rüzgara tutulup, hiçbir şeyi düşünmeden salınabilirsin. Kendini tutmalı mısın? Bence hayır. Rüzgarın sana seslendiği şey, ne olursa olsun devam etmen. Yolun nereye çıkacağının bu süreçte bir önemi yok, sadece hareket halinde olmak önemli olan. Bu yüzden atılacak adımların varsa, atmalısın. Verilecek kararların varsa, vermelisin. Yürümelisin.

Dolunay. Odak sorununu ortadan kaldırabilecek bir Dolunay. Uzun süredir konsantre olamadığın hayatına, çalışmalarına, günlük hayatına, ilişkilerine odaklanabilirsin. Diğer yandan artık daha hareketli olacaksın, bunu iyi kullanırsan uzun süredir kurtulamadığın kilolarından kurtulabilirsin. Spora başlamak için güzel bir dönem, diyete başlamak için güzel bir dönem.

Dolunay. Dengelerin şaşabileceği, öfkenin ortaya çıkabileceği, kırıcı sözlerin yanlışlıkla bile olsa ağızdan çıkabileceği bir dönem. Bu yüzden her konuda tam kontrol sağlayabilmek önemli. Merkür-Şiron kavuşumu kardeşlerle-yakın çevre ile aranı düzeltebileceğin ve ilişkini dönüştürebileceğin bir dönemin geldiğini gösteriyor. Karşılıklı bir şifalanma yaşanabilir ilişkilerde, kim adım atarsa atsın karşılıklı iyileşmeler görülecektir hayatlarında. Neden ilk adımı sen atmayasın? İletişim konusunda da çok iyi bir döneme giriyoruz, bu yüzden iletişimi daha çok hayatına katarsan, duygu ve düşüncelerini paylaşırsan sana iyi gelecektir.

Dolunay. İlişki içinde yöneticilik yapılmamasını özellikle belirtmekte. Baskın taraf, ipleri elinde tutan taraf, her şeyi kendine isteyen taraf olunmamasını ve ilişkilerin bir dengeye oturmasını özellikle belirten bir dolunay. İlişkilerin bu süreçte daha iyiye gitmesi için karşılıklı dürüst bir iletişim sağlanması gerekmekte. Çünkü ilişkiler Koç burcunun himayesi altına girmekte ve bu da ilişkide aradığını bulamayan bireylerin kaçmaya çalışacağını göstermekte. Bunun önüne geçebilecek tek şey, karşılıklı isteklerin dürüstçe söylenmesidir.

Dolunay şimdi değilse ne zaman diye sormakta. Beklediğin süreç bu ve artık gerek ilişkilerini, gerek işini, gerekse günlük yaşamını daha iyi bir hale getirmek senin elinde, sadece kendine biraz daha güvenmen gerekiyor. Jüpiter retronun da etkisiyle bütün geçmişin ve hatalarını düşünüyorsun, hepsi gözünün önüne gelip seni sorguluyor. Hata yapmadın, her şey olması gerektiği gibi oldu. Bunu kendine hatırlatmalısın. Şöyle olsaydı, böyle olsaydı, şöyle daha iyi olabilirdi, bunu yapsaydım ne güzel olacaktı yok, şimdi var ve değiştiremeyeceğin geçmiş şeylerin efkarını yaşamaktansa, değiştirebileceğin hayatına odaklanman sana katkı olacaktır. Kariyer değişikliği, şehir değişikliği, maddi durum gibi konularda atılacak adımların desteklenebileceği bir süreç. Özellikle de 11-19 Mayıs arası. Para yaratma konusunda da bu dönemde atacağınız adımların size dönüşü tatmin edici olabilir.

Bir iz bıraktın. Bir iz. Peşinden geldiler. Mutsuzluğa bir iz bıraktın, hayal kırıklarına, aldanmışlıklarına bir iz bıraktın. O insanda, o toplulukta, o yargıda, o arkadaşında, o sevgilinde bir iz bıraktın. Hayat seni nasıl yaralayabileceğini biliyor, çünkü düştüğün her yere mutsuzluğunun bir izini bıraktın. Çektiğin her acıda, çıkmaz sokaklarda ve sabahı gelmeyen gecelerde bir iz bıraktın. Seni nasıl takip edeceklerini çok iyi biliyorlar ve kısır bir döngüde kalmış gibi hissettiriyorlar. Neden bunlar tekrar ve tekrar benim başıma geliyor? Ben bir daha insanlara nasıl güveneceğim? İzlerini silerek.

Parça parça geçmiştesin, her parçada bir iz. Şimdi ise bu izlerden kurtulmanın zamanı. Çünkü artık farklı bir kişisin ve o izlerin sana ait olmadığını, artık seni bu izlerle seni yere düşüremeyeceklerini onlara göstermelisin. İşte o zaman nasıl hayatından çıkacaklarını izleyeceksin, çünkü senden alabilecekleri bir şey kalmayacak. Bu yol sana mutluluk vadetmiyor, bu yol sana bıraktığın izlerden kurtulmayı vadediyor.

Kendine verdiğin sözleri hatırlayıp, yarına bunları uygulamak adına daha güçlü bir şekilde uyanabilmen dileği ile sevgiler diliyorum.

Facebook 45 Twitter 20 Linkedin 01 Tumblr 03