Karmakarışık bir Hal, Jüpiter Yay.

Her yaşadığın halin ardında, sana iletilmek istenen farkındalık saklı. Mesajlar yağıyor her yerden ve sendin bunu görmek isteyen. Karışık ve bazı zamanlar endişeli halin, geleceğe dair gerçekleşmeye başlayan hayalinin, kaygıdan evrimleşme hali. Hazır mıyım? endişesi. Hazırsın ve bunu biliyorsun. Şimdi sen neyi beğenmediğine bak hayatında, neyi bir türlü aşamadığına. Önündeki engellere bir bak ve gözünde büyüyenlere. Sana anlatmak, sana göstermek ve sana söylemek istedikleri bir şey var.

Dünya artık senin tanıdığın, bildiğin yer gibi değil. Uzun süredir tanıdığın birinin gerçek yüzüyle karşılaşmak gibi. Tanıdığın Dünya mı gerçek? Yoksa şu an gerçek yüzünü gördüğün Dünya mı? Neden bu kadar farklı geliyor her şey? Kim bu insanlar? Kim bu konuşanlar? Ne anlatıyorlar? Yabancılaşıyor muyuz? Yoksa yaklaşıyor muyuz?

Yaklaşıyoruz. Kokuyu alıyoruz, ufukta bir ışık görüyoruz, yaklaştığımızı fark ediyoruz. Ancak devam etmeye gücümüz var mı? Sırf devam edelim diye mi ışığı gösteriyorlar bize? Bir döngünün üstünde boş yere mi kürek çekiyoruz? Küçük umutlar yeşertiyorlar ve büyük umutsuzluklar ekiyorlar. Ne devam etmemize ne bırakmamıza izin veriyorlar. Sanki. Sanki bir yere ulaşmamızı istemiyorlar. Kendimizi mi kandırıyoruz? Birbirimizi mi gazlıyoruz? Başarabilirsin! Devam et! Samimi gelmiyor hiçbir söz, hiçbir cümle.  Yeraltında bir sen var, köklenmiş, bütün dünyayı sarıp saran bir kök. Her şey sensin, her şey sen. Beslediğin de sensin, aç bıraktığın da. Verdiğin zarar da sana, verdiğin yarar da. Yargıladığın sensin. Gökyüzündeki sen ile Yeraltındaki senin buluştuğu bir bedensin. Hep gökyüzündeki senin sana ilettiklerini duydun ve yeraltındaki seni unuttun. Şimdi yeraltındaki seni dinlemenin vakti.

Yorgunluğun, devam etme isteği olmayan, hayata adapte olamayan sen. Umutları olan, hayalleri olan ve başarmak istediği bir hayat olan sen. İki uç noktada yürüyen, her şeyi yapmak isteyen ve her şeyi bırakmak isteyen sen. Göründüğü gibi değil biliyorsun, hayatın gerçekleri de, insanların yüzleri de. Oyunlarına ortak oluyorsun. Oyunun farkında olarak oynayanlar ve farkında olmadan oynayanların ayrımı.

Sen onlar gibi olmak zorunda değilsin, biliyorum ki çok fazla insan hayatını gözetliyorsun. Biliyorum ki çağımız koca bir bbg evi. İster istemez kendi hayatını sorgulatan hayatlar var.  Biliyorum ki insanlar içinde dile getirdiklerin, geceleri bir başına kaldığında farklı çıkıyor zihninde. Ama yorulmadın mı? Eski enerjiye bağlı kalan, elalem düşüncelerine bağlı kalan, sana öğretilmiş hatta zihnine mıh gibi çakılan düşüncelerden. Cebinde biriktirdiklerini artık kendin için masaya koyma vaktin gelmedi mi? Aman kimse görmesin, bunlar bana ait dediklerini. Cebinde göründüğünden daha çok ışık saçacak masandayken. Saklanma.

Artık Jüpiter Yay burcuna geçmiş bulunmakta. Gökyüzünün diyeceği en önemli şey, deneyimlemek. Artık hazırlandığımız, kafamızda kurduğumuz, geleceğe ektiğimiz, düşündüğümüz şeyleri deneyimleyeceğiz. Göklerden sana yağan bilgiler var, sana yol gösteren bilgiler. Hep beklediğin, hep istediğin bilgiler. Kitaplarda okuyamayacağın, dostlarından duyamayacağın, çevrende göremeyeceğin bilgiler. Pembe gözlükler taktıran bir süreç olacaktır, her şey kötüye gitse dahi hep bir ışık ümidinin içinizi ısıtacağı bir süreç. ‘Tamam, şu an hayatım karmakarışık bir halde ama bir şeylerin düzelmeye yakın olduğunu hissediyorum.’ rahatlığı olacaktır. ‘En güzel karmakarışık halim. İyiye mi, Kötüye mi gidecek bu hal? Bilmiyorum. Ancak içten içe güven veren bir akış var. Kendimi toprağa bırakıyorum. Kendimi havaya bırakıyorum. Kendimi ateşe bırakıyorum. Kendimi suya bırakıyorum.’ İlahi akışa güven gelecektir. Kendinize güven gelecektir. Kendinizi akışa bırakın. Enerji iniş-çıkışları çok fazla olacağı için, enerji düşüşlerinde depresyona kaymamak adına kendinizi yükseltecek hobilerinize yönelebilirsiniz. Duygusal gerginliklerinize karşı alacağınız önlem ise, bundan beslendiğinizi fark etmeniz olacaktır. Bundan beslenmeye artık ihtiyacınız yok, çünkü duygularınızı daha iyi deneyimleyebileceğiniz bir süreçtesiniz. Boşlukta sallanan bir duygu durumunuzdan çok, duygularınızın farkına vardığınız ve ne istediğinizi bildiğiniz bir süreçte olacaksınız.

Yabancısı olduğumuz her şey bir merak uyandıracaktır bu süreçte. Başkalarına çekileceğiz, başka dünyalara çekileceğiz. Başka dünyaları deneyimlemek isteyeceğiz. Hiç yapmadığımız, hayatımızda var olmayanlara doğru gideceğiz. Yeni insanlar tanımak isteyeceğiz, yeni yerler keşfetmek isteyeceğiz. Yeni fikirler, yeni düşünceler, yeni bir felsefe. Yeni ilişkiler isteyecek bazıları, ilişki içinde olanların karşısındaki kişiyi yeniden keşfetme isteği olacak. Deneyimleme isteği öyle güçlü olacak ki, bu deneyimlerin önünde duran herkesi hayatımızdan çıkarabiliriz. Her zaman çıktığımız kapı, bambaşka gelecek, çünkü dışarısı değişecek. Çünkü biz bambaşka bir yola gireceğiz. Karmakarışık hallerimizin, akışa kavuşacağı bir yol.

Bu yol, bambaşka bir yol olmasına rağmen bir korku olmayacak bu sefer. Bu sefer yola çıkmaktan veya yolun getireceklerinden korkmayacağız. Çünkü her zaman içimizde boşluk olan bir yeri dolduracak bu yol. Çünkü bu yola ulaşmak için çok fazla yol kat ettiğimizi fark edeceğiz. İşte bu benim yolum! İşte bu yol benim hep aradığım yol! İşte bu sefer benim! diyebileceğim bana ait bir yol! Severek yürüyeceğim ve hiç bitmesin isteyeceğim, bitirmek için koşturmayacağım, sonunu merak etmeyeceğim ve sadece yolda olmaktan haz duyacağım o yol, bu yol.

Kimse nereye gittiğinizi sormayacak, kimse neden bu yolda yürüdüğünüzü sorgulamayacak, çünkü buna izin vermeyeceksiniz. Çünkü hayatınız boyunca yürüdüğünüz her yolun sorgulanmasına siz izin verdiniz. Çünkü o yollar tam olarak yürümeyi kabullendiğiniz yollar değildi. Çünkü o yollara ait hissetmiyordunuz ve sorguluyordunuz, böylelikle başkalarının da sizi sorgulamasına kapı açıyordunuz. Neden yıllarca kabul edilmediniz? Neden korktunuz başarısız olmaktan? Neden korktunuz insanların sizi görmesinden? Yargılanmaktan neden korktunuz? Çünkü siz tam olarak siz değildiniz ve cevap verememekten korktunuz. Yolunuz bir soruydu sizin için ve bu soru hep başka soruları getiriyordu. Şimdi size cevap aramadığınız bir yol gelmekte. Hesap verme dürtüsü hissetmeyeceğiniz.

Kendini güvence altına almak için önüne ördüğün duvarlar, senin ilerleyişini engellediğini düşündüğün ve bundan hep şikayet ettiğin insanların ördüğü taş duvarlar ile aynı duvarlar olduğunu fark ettiğin o ana hoş geldin. Kendi ördüğün duvarları yıktığında, sana engel olan her insanın, sana engel olan her anın, sana engel olan her geçmiş anının duvarlarını yıktığın o an olacak. Seni, senden başka kimsenin engelleyemeyeceğini anladığın o an, kendinle yüzleşmen gereken o ana geleceksin. Yüzleştikçe yıkılacak, kendinle yüzleştikçe gerçeğin farkında varacaksın ve bu farkındalık sana tertemiz bir sayfa açacak.

Kendini güçsüz, yardıma muhtaç, başka bir omuza, çevrenin ve ailenin övgü dolu düşüncelerine muhtaç kılan, kendini kanıtlama gereği duyan zihnin o duvarlarını yıktığın an, gözlerin parlayacak güneşin doğuşundan. Kendi doğuşundan. Duvarlar arasında kendini güneşten mahrum bırakan her andan, insanların hakkında ne düşüneceğine ayırdığın her zamandan, kendine güvenmediğin, kendini küçük gördüğün her geceden uyandığın bir sabah bu. Kutlanası bir sen, kendine yetebilen bir sen, rekabetten sıyrılan bir sen, sevgiye duyduğun açlığı kendinde bulabilen bir sen, uyanacak.

Bu günlere kadar gelen senin, ne kadar acı dolu olursa olsun geçmişin, ne kadar zorladıysa zorlasın kişilerin, ne kadar yorulmuş olursa olsun bedenin, bu günlere seni getiren her şeye şükran duyacaksın. Kendine şükran duyacaksın.

Sevgiler.

 

Facebook 41 Twitter 27 Linkedin 04 Tumblr 02