Kasım

Her şey değişiyor ve bu değişime ayak uyduramayan ruh hallerimiz var. Biz bunu ani değişen ruh halleri olarak görüyoruz, ancak işin aslı yeni ve eskinin kapışması. 16 kasım itibariyle gökyüzünde değişiklikler, duraklamalar aynı anda olacak. Bunun sancıları bir süredir hissedilmeye başladı. Gökyüzünde aynı ana gelen birden çok değişiklik yeryüzüne her zaman büyük etki etmiştir, bunun da etki edeceğini düşünüyorum hem kollektif hem de küresel olarak.

Kişisel olarak etkilerine göz atarsak, uzun süredir ben ve biz olgusunu yaşıyoruz. Benliğimize ulaşmak isterken, bizliği görmezden gelemiyoruz. Çevresel faktörlerin hayatımıza büyük etki ettiği ve kollektif tarafından etkilendiğimiz bir süreci geride bırakacağız. Kollektif o kadar etkiliydi ki, bize ait olmayan bütün sorunları sırtımıza yüklendik, şimdi biraz kendi sorunlarımıza ve kendi hayatımıza odaklanabileceğimiz bir sürece gireceğiz. Son bir yılda yaptığımız yaratımların karşılığını alabileceğiz. Şimdi duygusal güvence isteyeceğimiz, güvenlik alanı arayacağımız ve ait olma hissiyatı için yollara koyulacağımız bir sürece giriyoruz. Yeni dönemin en önemli özelliği duygularımıza doğru yol alacağımızdır. Hayatı fazla ciddiye alan yanımızı geride bırakmamız gereken bir dönem.

İzinli olmayı öğreneceğimiz, başkalarını yargılamaktansa kendi işimize bakacağımız bir dönem. Bu yıl artık kontrolcülüğü geride bırakmalıyız, çünkü enerjisel olarak ne zaman kontrol altına almak istediğimiz bir durum olursa, tersi olabilir. Her şeyin bizim kontrolümüz altında olması bizi daha güvenli hissetirse de, artık bırakma zamanı. Bu durumun bizi yeterince yorduğunu fark edeceğimiz bir ay olabilir, kasım ayı.

Başkalarının bizi tasdik etmesi için çabalamayı bırakmalıyız, çünkü ne kadar arzu etsek de bunu tatmin olacağımız kadar tasdik veya takdir edilmeyeceğiz. Çünkü farkında olmamız gerekenin kendimizi takdir etmemiz gerektiği burada. Duygularımıza biraz daha izin vermemiz gerekiyor, içimizde baskıladığımız bütün duygular bu dönem ortaya dökülebilir. Duygusal gerginliklerden ise uzak durmalıyız.

Bu bir geçiş kapısı. Şehir veya ülke değiştirdiğimizde ‘hava çarptı’ deriz kendimizi iyi hissetmediğimiz zamanlar. Saat farkı olan ülkelere gidildiğinde jet-lag olur insanlar. Uyku saatinden, insanların bitkin hissetmesine kadar sıkıntılar yaşanır. İşte bir bu dönemin örneklemesi budur. Her ne kadar bedensel olarak olduğumuz yerde olsak da, gökyüzü değişiyor üstümüzdeki. Gökyüzü yer değiştiriyor ve bu ani değişim de bedenimizde, zaman algımızda, ruhumuzda bazı etkiler bırakıyor. Her şey yoluna giriyor gibi gelip, bir an her şey yine kötüleşecek kaygısına düşülebilir bu dönem. Belirsizlik, enerji iniş – çıkışlarına sebebiyet verebilir. Umutsuzluğa kapılmamak adına bunun bir geçiş süreci olduğunu ve sadece bir türbülans içinde olduğumuzu bilmeniz size katkı olacaktır. Gece ve gündüz farklı ruh halleri, ilişkilerde dengesizlikler, iletişimde yaşanan sıkıntılar ve gelecek kaygıları şu an üstümüzde duran durumlar.

Bu yeni bir eve taşınış. Tanımadığımız duygular, tanımlayamadığımız ruh halleri. İletişim anında bambaşka düşünceler. Hayallerin değişmesi, amacın değişmesi. Evet yeni amaçlar sağlayabilir bu durum, çünkü şu ana kadar olan amaçlarına ulaşamayanlar büyük bir boşluk içinde ve bir çıkış kapısı aramakta. Bu kollektif algı, kişiden kişiye bulaşan bir virüs gibi dağılmakta. Yeni bir amaca ihtiyaç duymaktayız. Yeni bir hedef bizi hayata bağlayabilir, yeni projeler, yeni hayaller. Bulunduğumuz ana ve çağa uygun bizi harekete geçirebilecek  projeler üretebiliriz. Ne kadar tanımadığımız bir yer olsa da, ne yapmamız gerektiğini içsel olarak bildiğimiz bir yer. Her yerden mesajların yağacağı bir yer. En çok yargıladıklarımızın bize katkılarını fark edebileceğimiz bir yer. Kendimizi yargıladığımız alanların, kapasitemize ulaşacağımız yer olduğunu fark edebileceğimiz bir yer. Bu bir sıçrayış. Üstümüzdeki ağırlığın hafiflemesi, çünkü geçtiğimiz kapıdan sadece bize ait olanlarla geçeceğimiz bir yer. Kendi sanatımıza ulaşacağımız, kendi sanatımızı icra edebileceğimiz bir yer. Her ne yapıyorsak biraz daha içselleştirebileceğimiz, biraz daha ait hissedebileceğimiz, yargıdan kabullenmeye geçebileceğimiz ve yürürken daha hafif hissedebileceğimiz bir dönem.

İhtiyaç duymamayı öğrenebiliriz bu ay. Şöyle ki; bugüne kadar hep sığınacak bir liman arayanların, zaten o liman üstünde olduğunu fark edeceği ve kendine güveninin yükseleceği bir zaman olabilir. İhtiyaç duyduklarınızın, ona ihtiyacınız olduğunu fark etmesiyle sizi istediği gibi yönlendirmesine bir son verebilirsiniz. Bunun için de tek başınıza dahi ne kadar güçlü olduğunuzu kendinize ve herkese haykırmalısınız. Kimseye ihtiyacınız yok, çünkü zaten biz bir şekilde hep beraberiz. Biliyorum ki, her şeyi bırakma imkanınız olsun istiyorsunuz, her şeyi bir anlığına bırakma lüksü. Hiçbir şey yapmama lüksü. Ancak attığınız adımlar sizi isteklerinize götürecektir ve istediğiniz hayata doğru size destek olacaktır.  Sonuç olarak insanların size vereceği destekten çok, adım atmak için kendi hedef ve amaçlarınıza ihtiyacınız var şu an.

Kasım ortası gezegen olarak etkilerini de gösterebilir. Depremler(japonya-şili tarafları), yanardağlar, sanat camiasından büyük haberler mümkündür. Şimdilik görünen kısımlar bunlar, fark ettikçe ay içinde yine süreçle ilgili kısa kısa bilgilendirmeler yapacağım. Sevgiler.

 

 

Facebook 15 Twitter 11 Linkedin 07 Tumblr 07