Oğlak Dolunayı

Oğlak Dolunayı

 

Bana ne oluyor? Nedir bu değişim, nedir bu düşünceler. Var mıdır bana yardım edecek birileri, ancak söylersem ne düşünürler hakkımda. Kimseye açmamalıyım içimi, görmeliler, benim gösterdiğim kadar bilseler yeter. Kaygılarım bir anda neden arttı? Neden eskide bıraktıklarım, çözdüm sandıklarım, unuttum sandıklarım, bilinçaltımın en derinlerine gömdüm dediklerim, korkularım neden körüklendi böylesine. Yalnız mıyım? Buraya ait miyim gerçekten? Evde dursam duvarlar, sokakta yürüsem insanlar üzerime geliyor.

Aitsizlik hissiyle gelen olaylar silsilesi arasında bir yol. Çevreden haykırışlar ‘başaramazsın.’ Duymamaya çalışırcasına yürüyorsun. Yola bile ait hissedemiyorsun kendini, havada yürümek istiyorsun. Uçmak istiyorsun. Yollar aşınıyor, yolun kenarında haykırışlar çoğalıyor ama sen yürümeyi bırakmıyorsun. Herkes kendi hayatından kesitleri yüzüne vuruyor, herkes kendi hayatında çözemediklerini senin üstünden tatmin etmeye çalışıyor. Sen yürüyorsun. Kimseye bağıramadıklarını sana bağırıyorlar, senle hiçbir alakası yok haykırışların ama seni seçmişler. Bugün taşlanacak olan sensin.

Buraya ait değilim, siz bana ait değilsiniz, ben size ait değilim. Ayağımı bastığım hiçbir yer beni kabul etmiyor gibi, çok sevdiğim yatağımda huzursuz uykularım. Enerjik uyanan benim, içimden bir şeyler kopmuş gibi uyanıyorum. EVET. Çünkü geçmişte kalmak seni evinde hissettiriyordu, güvenli hissetme duygun vardı orada, bir sarılma ile kendini güvende hissediyordun ancak geleceğe adım atmıyordun.

Elinden artık seni geçmişe bağlayan, seni rahata alıştıran, seni hareketsiz kılan, seni sen olmaktan çıkaran her şey elinden alınır gibi. Çünkü artık kaygılarını, çünkü artık sırtını dayadığın güvenlik hissini, seni paçalarından tutan geçmişi, gerekirse ‘sevdiklerini’ bırakma zamanı.

Çevrene, ailene, parana, evine duyduğun güven seni diplerde özgüvensiz hale getirirken fark etmedin. Şu an yaşadığın kaygıların hepsini oralardan aldığının farkında değilsin ve bir türlü yola çıkma cesaretini kendinde bulamıyorsun. O zaman şu an yaşadığın duygu yoğunluğunun bir suçlusu yok, suçlu yok. Şu an yaşadığın huzursuzluğun, seni kendi öz huzuruna götürmek için bir itekleme gibi düşünmelisin. Sen konfor alanından kendi seçiminle çıkmayı red ettin ve sana bir şans daha veriliyor.

Enerjin çekilmiş gibi hissederken, yapmak istediğin birçok şey var. Bir o yana, bir bu yana yatarken kendine kızıyorsun. Bir şeyi ertelemek için çabalıyorsun, yapmak için değil. Her istediğim üstüme yağsa, bir şey olsa ve güneş doğsa hayatıma derken, sen güneşin doğuşunu izlemek için sabahlayamıyorsun. ‘Aman yarın izlerim.’

Artık yarın yok. Erteleme yok. Ertelediklerin, göklerden hayatının tam ortasına düşecektir bu süreçte. Özgürlüğü disipline etmenin seni asıl özgürlüğüne yaklaştıracağını unutma. Konfor alanında yayılmak senin özgürlüğün değil, seni özgürlüğüne ulaşmanı erteleyen zihnin.

Sonra öfke geliyor. İçsel bir öfke. Saldıracak yer arıyorsun, bağırdıkça kendin duyuyorsun. Yol kenarındaki bütün insanlar senmişsin, sadece kafanı kaldırıp sana bağıranlara bakmamışsın bunca yol. Çünkü kabullenmek zaman alır. Öfkeme hakim oldum diye sanırken bunca zaman, o öfkeli haykırışların senden çıktığını görememişsin. Dünya güzelleşsin isterken, bilinçaltında herkesten sakladığın o çirkin dünyayı kendin bile unutmuşsun. Perde indiğinde insanlarla aranda, gülen yüzünün asıldığını bir tek sen bilirsin.

Oğlak Dolunayı, kendinizi güvende hissetme ihtiyacının su yüzüne çıktığı bir süreç olabilir. Kendinizi güvende hissetmediğiniz her an içsel bir enerji ile patlamalar yaşanabilir. ‘Yeter’ dediğinizi fazlasıyla duyabilirsiniz kendinizden. ‘Yeter, çünkü ben bu değilim. Bana artık hakimiyet kuramazsın.’ Emrivaki kullandığınız her cümle sert bir tepkiyle karşılaşabilir, en beklemediğiniz insandan bile. Linç kültürü ortaya fazlasıyla çıkacaktır, çünkü insanlar üstlerinde hakimiyet kuranlara karşı ‘evet efendim’ demekten doldular. Bunun enerjisini nereden çıkarırlarsa çıkarsınlar, rahatlıyorlar. Enerjilerini boşaltıyorlar. Bu yüzden bu süreçte kimsenin üstüne gitmemekte fayda var. Herkes bırakın, istediği yolda yürüsün. Tek bir yol var sizin için, o da sizin yolunuz. Başka yolların kaldırımlarına, asfaltına bakmayın. Her yolun altında aynı toprak olduğunu unutmayın.

Duygusal olarak patlak veren her şeyi yaşamaya çalışın, bunu kısıtladığınız her an yeni bir erteleme doğuracaktır. Enerjinizi atın, ancak bunu insanların üzerinden atmayın. Bol bol yazıya dökebilirsiniz enerjinizi. Merkür ve Venüsün güzel açısı bu yönde bir rahatlama getirebilir size. İyi anlaşmaların, uzun süreli fayda getirecek kararların alınacağı bir süreç olacağı için karar vermek istediğiniz konular üzerine eğilebilirsiniz. Sözleriniz egoya yönelik değil, öne çıkmaya yönelik olursa, bu da size katkı sağlayacaktır. Maddi anlaşmalar için güzel bir süreç.

Sonuç olarak dönüşümler için sert, ancak dönüşebilecekler için sonrasında katkı olacak bir süreç. Size de en büyük katkılarını getirmesini diliyorum.

Facebook 41 Twitter 24 Linkedin 02 Tumblr 04