Boğa Dolunayı

Küllerinden yeniden doğmak isteyenlerin Dolunayı. Kendi varlığını kabul etmekte zorlanan, diğer yandan çevresine karşı var olma çabasında olan, kendini göstermek için koşuşturan bedenlerin yorgun ruhlarına bir dokunuş yapacaktır bu Dolunay. Yeniden başlamak isteyen, yeniden doğmak isteyen ancak yeniden başlamak için kendine ait bir amaç bulamayanların Dolunayı.

Yeniden doğmak için ölümü yaşamanız gerekmediğini, yaşarken tekrar doğabileceğinizi algılayabileceğiniz bu süreçte size katkı dolu mesajlar akacaktır. Ne kadar konfor alanınızı terk etmekte zorlansanız da, ne kadar yeniye karşı bir kaygı duysanız da, harekete geçme isteğiniz ağır basacaktır. Burada önemli olan bunu uygulamaya koymanız. Söylemek istedikleriniz var, bas bas haykırmak istedikleriniz, ‘ben burdayım’ diye ‘varım’ demek için çırpınışlarınız ve sizi algılamakta zorlanan çevreniz var. Bunların içinde kaybolmuş hissi sizi düşürüyor ve yükseliş için bir ışık arıyorsunuz. O ışığı görmek için başınızı kaldırmalı ve ileriye bakmalısınız. Maddi-manevi varlığınızın size yetmediğini hissediyor olabilir, bunun için bir çıkış noktası arıyor olabilirsiniz. Burada öncelikle bu kaygıyı sizde yaratan insanların hayatınızda edindiği yer ve onlara izin verdiğiniz enerji alanı önemli.

Gerçekten Duruyor musun?

Birçok hayalimiz, isteğimiz, umudumuz var, her ne kadar bazen vazgeçsek de, bazen hiçbir şeyin olacağı yok desek de, içten içe beklediğimiz bir şey var. Bunu hissediyoruz. Bir başlangıç, bir ses, bir iteklenme, bir destek, bir yol görmek istiyoruz. Artık vardığımız kapasiteye yaptığımız işler ve yaşam tarzı yeterli gelmiyor. O kadar çok dağıldı ki enerjimiz, neye odaklanacağımızı bilemiyoruz, her yere yetişmek isteyen bir enerji ağının içindeyiz. Bu yüzden konsantrasyon sorunu yaşıyoruz en başta. Çünkü tek bir şeye odaklı kalmak bize uyumlu gelmiyor.

Tatminsizlik fazlasıyla arttı. Hedeflerimize ulaşsak dahi ne kadar tatmin olacağımızı düşünüyoruz. Gerçekten istediğim hayat bu mu? Bu hedefler benim hedeflerim mi? Bunları ben mi yarattım zihnimde? Özlediğim hayata kavuştuğumda, kavuşma yolunda hissettiklerimi orada hissedebilecek miyim? Evet, hedefe ulaşmak korkutuyor, çünkü ya hayal ettiğimiz gibi bizi mutlu etmeyecekse? Hedef yolunda yürümek daha mı tatmin edici gerçekten? Ulaşılmaz olmak..

Enerjimiz çok fazla dağıldı. Yıllarca kilit altında kaldıktan sonra,

Terazi Yeniayı

Terazi Yeniayı

Uranüs karşıtlığında bir Terazi Yeniayı yaşayacağız. Bu durum öncelikle hayatınızda değiştirmeniz konuları önünüze serebilir, bu yüzden yaşadığınız olaylara ve ruhsal durumlara iyi bakmanız gerekiyor. Bulunduğunuz toplum, çevre ve ilişkide olduğunuz insanları bu dönem daha iyi incelemeli ve size katkı olmayanları geride bırakmalısınız. Çevrenizden ve bulunduğunuz ortamlardan sıkıntı duyuyorsanız, değişim için tam zamanı.

Hayalleriniz ile hayalkırıklıklarınız sizi çekiştirebilir bu dönem. Bir yandan gitmeniz gereken yol varken, bir yanda durmanız gereken bir yer olduğunu hissedebilirsiniz. Çakılı kalmak ile harekete geçmek arasında bir köprüden geçmekteyiz. Harekete geçmek için bir güvenlik arıyoruz, bu güvenlik ise ‘garanticilik’ getiriyor. Evrenin işleyişinde garanti yoktur, seçimler vardır ve o seçimlerin açtığı yollar vardır. Kişisel olarak ne kadar farkındalık içinde seçim yaparsak bu seçimler yeni yollar açacaktır. Şu an ise değişimi seçmek için gökyüzü bizi desteklemekte.

Her şey değişir, değişime direnmenin altında yatan ‘kaybedeceğim, güçsüzüm’ hissi vardır. Değişim, geçmişi kaybetmek değil, kazanmaktır. Vazgeçiyormuşsunuz gibi gelir,

Jüpiter Akrep Burcunda.

Jüpiter Akrep Burcunda.

Jüpiter karanlığa hayat vermek, yalanları ortaya çıkarmak ve bizleri gerçeklerle yüzleştirmek üzere Akrep burcuna geçiyor. Peki karanlık bir geçiş midir? Yoksa korkulacak bir şey midir? Karanlık kötü, aydınlık iyi değildir, Karanlıkta görebildiklerinizi, hissedebildiklerinizi, algılayabildiklerinizi aydınlıkta algılayamazsınız. İkisi de olmazsa olmazdır. Hep dediğim gibi ‘Aydınlıkta çevremizi, karanlıkta kendimizi tanıyoruz’. Şimdi ise karanlıkta kalmış yanlarımızı ortaya çıkarma vaktidir. Hep içimizde tuttuğumuz, bizi sıkıştıran, ancak ortaya çıkartırsak insanlar tarafından yargılanacağımızı düşündüğümüz o yanımız, bizim en önemli kapasitemiz olarak ortaya çıkmayı beklemekte.

Psikolojik olarak bir geçişin ortasında olduğumuz için bazı zamanlar zorlanmamız normal. Geçişler bazen kolay değildir, özellikle Akrep etkisi altına geçişler kolay olmuyor. Bir yanda geçmişte tutunduklarını bırakamama, diğer yanda geleceğin belirsizlik kaygısı var. Önünü göremeyen insanların kaygılarının artması sonucu, kollektiften dünyaya yayılan bir kaygı durumu var. Ne olacağını, nereye gittiğimizi, nereye varacağımızı düşünmekten anı kaçırdığımız vakitler çoğalmakta. Çünkü karanlığı deneyimlemekten kaçtığımız için, karanlıkta görme yetimiz yok. Karanlıkta şu an sadece korku yükseliyor,

Koç Dolunayı

Koç Dolunayı

Eril ve Dişil enerjinin kavuşumu eşliğinde bir Dolunay yaşayacağız. Bu iki enerjinin dengeye oturması birçok şeyi değiştirebilir hayatınızda. Diğer yandan bu bir çarpışma da olabilir, hangisi ağır basarsa diğer tarafınız sıkışabilir. Baskı uygulayacak olan eril enerji olması mümkündür Koç dolunayında. Bu yüzdendir öfkenize, ani çıkışlarınıza dikkat etmeniz elzemdir bu dönem.

Öne Çık. İçinizde kopan fırtınaların, sessiz çığlıklarınızın gökyüzünde yankılandığını bilin. Öyle ki, bu gökyüzünden bütün insanlığa yayılan bir enerji olarak ortaya çıkıyor bu dönem. İçsel olarak sert bir dönemden, dışarıya açılmak için çırpınan bir döneme geçiş yapacağımız için dengede olmanız ve ne yaptığınızın farkında olmanız önemli.  Artık kabuğunuzdan sıyrılmalı ve öne çıkmalısınız. Gökyüzü bu süreçte harekete geçenlere destek olacaktır. Kendinizle olan savaşınızdan kurtulup, büyük bir atılım yapabilirsiniz.

Koç Dolunayının en büyük getirisi ilişkiler konusunda yaratacağı dönüşüm olacaktır. Bu ilişkide olduğunuz kişiyle olabilir, kendinizle olan ilişkiniz olabilir, ailenizle olan ilişkiniz olabilir. Hangi ilişkiniz olursa olsun bir dönüşüm içinde olacaksınızdır.

Değişken Duyu 2

Zehirlendik. Bilerek, istenerek ve bir plan dahilinde zehirlendik. Hissizleşmeye başlayan insanlık artık son demlerini yaşamakta. Ya da ilk demlerini. Bu büyük bir seçim sonucunda vuku bulacak.

Bu değişken duyu ile insanlık ayağa kalkabileceği gibi, kendini de yok edebilir. Son karar, son seçimin arefesinde olan insan, içindeki boşluğun bu dünyaya ait olmadığının idrağına vardığında büyük bir yıkım yaşayabilir. Hayatı boyunca farklı şeyler öğrenmiş, farklı şeyler duymuş ve farklı hayatlar yaşamış olan insanın, ilk defa kendi hayatını dizayn edebilecek kapasiteye ulaşabileceği bu sürecin nasıl şekil alacağına seçimleri yön verecektir.

Bir şeylerin değiştiğini hissediyorsunuz, ancak tam olarak büyük bir değişikliğin gelmediğini de biliyorsunuz. Yarın, yarın, yarın uyanacağım ve dünya bambaşka bir yer olacak diye uyuyor ve ‘dünün aynısı’ bir dünyaya uyanıyorsunuz. Çiseleyen bir havada yürüyorsunuz ve dünyanın size göre nasıl şekillenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz, eve geliyorsunuz ve sosyal medyada bambaşka bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Çok fazla düşünce, çok fazla ses ve çok fazla realitede sıkışıp kalmış insanı okuyorsunuz.

Değişken Duyu

Artık duymuyoruz. ‘Duyu’yoruz. Her zerremizde, her hücremizde, her atomumuzda, her frekansımızda, her titreşimimizde ve her yıldız tozumuzda ‘duyu’yoruz.

Bunun için çok uzun yollardan geldik. Çok engel aştık. Çok hırpalandık. Bir sabah uyandık umut kapladı içimizi. Bir sabah uyandık, karanlık bir umutsuzluk hakimdi zihnimizde. Ailemize yorduk, ilişkimize yorduk, dün çok yorulmuştuk bedenimize yorduk, çevremize yorduk. Yoruluyor muyduk? Duyu’yor muyduk yoksa? Neye hazırlanıyorduk? Nedir bu bilinmezlik hali, nedir bu kaygılanma hali? Neden idi bu dengesiz ruhsal durumlar? Harekete geçmeye karar vermişken, neydi bizi paçamızdan çekiştiren? Dünyanın öbür ucuna gitmek isterken, dünyanın öbür ucuna da gidilse  kendini geride bırakamayacak olmanın hapishanesinden kurtulamamak mıydı?

Hangi büyük kaçış kafanın içindeki hapishaneden kaçmanı sağlayabilirdi? Gerçeği bilmek? Gerçeğe vakıf olmak? Amacını bilmek? Başkalarının değil, kendi amacının peşinden gitmek? An? Hep an’da kalın deniyordu öyle ya. An’da kalabilirsen kurtulabilirdin belki de bütün kaygılarından. Ancak o ‘an’ zaman için yaşarken pek uğramıyordu değil mi? Hangi ilizyonun esiri olarak tutuluyorduk?

İnsan İnsan

İnsan insan derler idi
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyü söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim

Sıfat ile zat olmuşum
Kadr ile berat olmuşum
Hak ile vuslat olmuşum
Mihman nedir şimdi bildim

Muhyiddin A

 

Yüzleşme, YeniAy ve Yeni Süreç

Yüzleşme, YeniAy ve Yeni Süreç

Uzun bir 30 gün geçirdik. Yeryüzüne bağlanmak adına uzun bir 30 gün. Bağlantılarımız kesilmişti, bir yer arıyorduk, iç sıkılmaları, uyku halleri, her şeyden uzaklaşmak, kendine dönmek derken, bazı zamanlar depresyon, bazı dönemler içsel bir patlama yaşadık.  Dünya ise depremler ve kasırgalarla kendini yenileme içerisindeydi.

Ancak biz yeniye karşı dirençlerimizi kırma konusunda dünya kadar tecrübeli değiliz. Yeryüzü ve Gökyüzü birlikte hareket ederken biz hep ayrı tellerden çalıyoruz. Bu da kulağımıza hoş gelmiyor. Kendi müziğimizi unuttuk, frekansımızı unuttuk. Kendi sesimiz kulağımıza güzel gelmez oldu. Sabah uyandığımızda kafamızdaki düşünceler dünden kalma olmaya başladı. ‘Bütün gece uyudum, peki neden bütün gece koşturmuş gibi uyanıyorum.’ gibi cümleler fazlasıyla zihnimizde dolaştı. Odak sorunu fazlalaştı ve değişim yerine yerimizde saymayı seçmemizi isteyen düşünceler ordusu tarafından etrafımız sarıldı. Ortada hiçbir sorun yokmuş gibi görünse de, bir şekilde bizden bağımsız bir duygu kapladı bizleri. ‘Efendim bir sorun yaklaşıyor.’ ‘Çık dışarı’ demeyi beceremedik belki de. Hayatımızda birçok sorunla boğuşmuş olabiliriz,

Balık Dolunayı

Balık Dolunayı

‘Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var, çünkü çok kalabalık duygular içinden geçiyorum ve hangisi bana ait bilmiyorum’ süreci başlıyor. Bu dönem hangi duygularınız ortaya saçılıyorsa, bilin ki derinlerden geliyor. Öyle ki, sıkışan duygularınız rüyalarınızda ortaya çıkabilir. Duygusallığın doruklarında gezen ve insanlığın gittiği noktayı gören gözlerin, vicdanlara ‘harekete geç’ dediği bir süreç. Yazın hareketliliğinde dönüşümleri fark edemedik tam olarak, ancak şimdi durgunluğun ardından duyguların ortaya çıkmasıyla tam olarak nasıl dönüştüğümüz ile karşılaşacağız.

Bu Dolunayın ışığı ruhumuza dokunacaktır. Hangi geçmişin izi sizin yolunuzu kapatıyorsa, hangi insan sizin enerjinizi sömürüyorsa, hangi ortamlar size iyi gelmiyorsa bunlar çıkacaktır karşınıza. Kim sizin ruhunuza dokunuyorsa, gerçekten samimi kim ise size karşı ve yolunuza ışık olan kim ise o insanlara çekileceksiniz. Bazı zamanlar ‘Aman Allah’ım nasıl bir şey yaşıyorum ben’ şaşkınlığında olabilirsiniz. Bazı zamanlar ise ‘Bu yaşadığım şeyi ben hak etmedim’ diye düşünebilirsiniz. Ancak burada önemli olan hak ettiğiniz veya hak etmediğiniz değil, karşınıza çıkacak olayların sizi hangi yöne götürmek istediğidir.

Bölüm 3; Güneş Tutulması Farkediş

Bölüm 3; Güneş Tutulması Farkediş

Bir dönüm noktasındayız. O nokta tam olarak Güneş tutulmasının gölgesi olacaktır. Bir çağı kapatıyoruz hayatımızda, uzun zamandır bizi sıkıştıran, bizi yerle yeksan eden, insanlardan uzaklaştıran, kendimize yakınlaştıran, dönüşmemize aslında yardımcı olan fakat fark edemediğimiz uzun bir sürecin noktası koyuluyor.

Bu noktadan sonra yeni bir sayfa yazmaya başlayacağız hayatımızda. Bu sefer kendi cümlelerimiz olacak, çünkü fark edeceğiz kendimizi. Çünkü fark edilecek bendeki sen, sendeki ben. Önce bir his geldi yavaştan, hayatımızdan çıkması gerekenlerin, çıkması gerektiğini hissettik. Hayatımıza girmesi gerekenleri, geride bırakmamız gerekenleri, tutunduklarımızı, çıkamadığımız yolları, duraksadığımız anları hissettik. Ancak hissetmek insana hiçbir zaman yeterli gelmezdi. Bir algı geldi sonra. Hissettiklerimizin hangileri bize katkı, hangileri bize katkı değil algılamaya başladık. Kimlerin yolunda, kendi yolumuzu kaybettik, kimlerin cümlelerini kendi cümlemiz sandık, kimlerin hayatlarını kendimize uyarladık ve zamanın artık değiştiğini algıladık. Eski biz değildik ve artık eskide kalan minnetlerimiz, eskide kalan insanlarımız, eskide kalan muhabbetlerimiz artık bizimle değildi. Ancak hala onlara tutunmaya çalışıyorduk,