Satürn Oğlak Burcunda

Saklandığımız yerler vardır, herkesten sakladığımız. Kaygılarımızdan, korkularımızdan, insanlardan ve hatta sevdiklerimizden saklandığımız yerler. Derine ineriz kendimizi gizlemek için, maskeler takarız bazen duygularımız belli olmasın diye, kükreriz korkumuz ortaya çıkmasın diye, bağırırız bizi daha derinlemesine fark etmesinler diye, güleriz daha sonra yapacaklarımız anlaşılmasın diye. Saklambaç oynamayı sevdik hayatımız boyunca. Oyunu severdik, oyun bittiğinde hayatın kokusunu aldığımız için, oyunu severdik yaşanılan andan bizi uzaklaştırdığı için. Çocukken farkındaydık çoğu şeyin, çocukken farkında olduğumuzu algılamamıştık sadece. O günlerden, bugünlere getirdiğimiz her şey açığa çıkıyor ve bunu bir türlü kendimize açıklayamıyoruz. Farklı bahaneler arasında sıkışıp kalmayı seçmek, bir köşeye çekilip ne olacağını izlemek, acındırmak ve acımak daha kolay geliyor. Bizi bulamayacakları bir dünya kurmak ve sadece istediğimiz an o dünyaya ayak basmak, yani sobelenmemek, yani kim olduğumuzu kendimiz dahi algılayamadığımız için kendimizi insanlara açmamak, uzun süredir hayatımızda olan durumlar.

Sorumluluktan kaçmaya çabalamak, görevlerimizi yerine getirmemek için saklanmak, bu dünyaya neden geldiğimizi bu kadar merak ederken, dünyaya geliş amacımızdan kaçmak. Kabullenmemek. Kendini bulamadıkça, kendine ulaşamadıkça bir o kadar yalnız hissetmek. Dışarıdan herkesin mutlu bildiği, bazı zamanlar gurur duyduğu, bazı zamanlar başardığını düşündüğü bir insan olarak bir türlü kendini tatmin edememek. Diğer yanda dışarıdan herkesin mutsuz gördüğü, depresif hallerine alıştığı, hiçbir zaman başaramayacağını düşündüğü ve onlara inanan sen. Hangi yola gideceğini bilmediğin, gittiğin yolun ne olduğunu düşündüğün ve aklında kalan gidemediğin yollar. Sevgiden ve saygıdan bulamadığın tatlar. Herkesi yargılarsam belki çıkamadığım yerlerden onları düşürebilirim öfkesi, yargı, yargı ve linç kültürünün hayatına giriş yapması ancak bir türlü kendini görememen. Bir türlü bunları neden yaptığını bilememen. Bir türlü hayatın boyunca öğrendiğin şeylerin sana bir cevap bulamaması.

Her şeyin başa sarması, yıllardır düzelttiğin, çabaladığın her şeyin bir noktada hep tıkanıyor olması. Döngüyü kıramamanın getirdiği kaygılar. En mutlu hissettiğin anlardan bile kendini kaçıyor olarak bulman. Neden her şey tekrar ediyor ve sen ilerleyemiyorsun? Bir cevap yok. Neden herkes koşuyor gibi, neden dünya hızla dönüyor ve sen duruyorsun gibi? Kendini yargılamaya başlıyorsun son yıllarda. Bir şey eksik. Bir şey engel. Bir şey tıkalı. Bir şey olmalı? Hata sende olmalı. Öyle ya, herkes koşuyor, sen ise duruyorsun. Öyle ya her şeyi yaptığını düşünüyorsun ama ilerleyemiyorsun. Eksik hissediyorsun. Hatayı yıllarca başkalarında aramanın sonunda, hatayı kendinde aramaya başlıyorsun. Ne eksiklik, ne hata var ortada aslında, her şey olması gerektiği gibi ilerliyor ve sen kendine yaklaşıyorsun. Varacağın noktadan kaçmanın getirdiği uzaklık hissiyatı boşluk yaratıyor içinde bir yerlerde sadece. Bu süreçte hayatınızdan çıkanlar oldu, hepsi bir takım tecrübeler, hayat dersleri yarattı bünyenizde, bazıları güven konusunda kaygılar yarattı. İşleriniz, kariyerinize bakış açılarınız değişti. Hayatınıza yeni insanlar geldi, adeta yol arkadaşlığı yaparcasına birbirinize katkı oldunuz. Hayatınız değişti, bakış açınız değişti, siz değiştiniz, sorunlar oldu, kavgalar oldu, zor geceler oldu, sabah güne uyanma amacınız yok oldu ama her şey sizi bu ana getirdi.

Artık boşlukları doldurma zamanı. Artık kaçmayı bırakmanın zamanı. Boş dersler bitti, artık derslerimizi almanın zamanı. Satürn uzun yolculuğunun sonunda evine döndü ve evde kimin ne yaptığını inceleyecek bu süreçte. Kendinle ilgili ne yaptın? Çevrenle ilgili ne yaptın? İstediğin yere ulaşmak için ne yaptın? Kimlere dokundun? Kimlerin sana dokunmasına izin verdin? Ne kadar güçlü durdun? Ne kadar çabaladın iyi kalabilmek için? Ne kadar yargıladın? Ne kadar farkında oldun? Ne kadar yanlış yola saptın? Bunca yıl, kendine varman gereken yolda ne kadar boş vaktini harcadın başka insanların hayatını inceleyerek? Kimleri üstün gördün? Kimleri hor gördün? Kimleri ötekileştirdin? Kendinle kaç kez yüzleştin? Kimlere ne kadar zarar verdin? Kimlere yararın dokundu? Kim olduğunu görebildin mi?

Kendinizi yargılandığınız, kendinizi yok saydığınız, kendinizi unuttuğunuz günler geride kalmakta. Bir parçanız size kendinizi fısıldayacaktır. Hangi yolun sizin yolunuz olduğunu, hangi yaşamın parçası olduğunuzu, hangi uyanışın ait olduğunuz güne sizi uyandıracağını bilecek kadar farkında olacaksınız. Yargılanmaktan korktuğunuz için kısıtladığınız kendinizi, kısıtlanmaktan yorulduğunuz için kapattığınız bilincinizi, bilincinizi kapattığınız için ulaşamadığınız kapasitenizi açığa çıkaracaksınız. Bu kapasiteyle birlikte kendinizi bulacaksınız ve tam olarak istediğiniz kariyer, hayatınızda gerçekten size katkı olacak kişiler size çekilecektir. Daha kendini bilerek, daha konsantrasyonu yüksek, daha bilinci açık bir birey, daha farkındalıklı bir kişi olarak bulabilirsiniz kendinizi. Eğer sevdiğiniz işi yapıyorsanız, size ait olan bir işse bu yükselişinizin başlangıcı olabilir. Eğer katkı dolu bir ilişkiniz varsa bu ilişki düşünmediğiniz kadar yüksek tatminlere sizi ulaştırabilir.

Misafirliğimiz artık sona ermekte. Artık ev sahibi olmanın vakti olacaktır önümüzdeki yıllar. Şimdi ayaklarımız daha sağlam yere basacaktır. Çünkü artık bu bedenlerde, bu zihinlerde misafir değiliz. Artık bu bedenlerin, bu zihnin ve bu bilişin ta kendisiyiz. Ne istediğimizi tam olarak bilecek, nereye gitmemiz gerektiğini hissedecek ve bu dünyadaki asıl görevimiz nedir bileceğiz. Ne yapıyorsak O’yuz, ne isek O’yuz ve gerçekten kim isek O olacağız. Bu yüzden hoş geldik. Bu yüzden biz, bize hoş geldik.

Hoş geldiniz.

 

Facebook 79 Twitter 32 Linkedin 05 Tumblr 04