Süper Ay-Uranüs Boğa ve GİRDAP

Seni sen yapanlar, nelerden sıyrıldığında ortaya çıkıyor? Bir alan değişikliğinde, farklı insanlarla bir arada olduğunda, koşturmaya başladığında, takılı kaldığın duygulardan özgürleştiğinde. Aynı insanlar, aynı yollar, aynı iş, aynı aynı aynı. Peki nerede değiştirebilirsin hayatını? Hangi eylemi hayatına geçirsen değişirdi bu durum. Hangi yaratımına ulaşmanın yolunda ilerliyorsun? Hangi verdiğin sözlerin ağırlığı altında yaşam sürmektesin. Kendine bir söz vermiştin ancak başka insanlara verdiğin sözleri öncelik olarak gördüğün için kendine verdiğin sözü unutmuş olabilir misin? Hatırla, sana iyi gelecek.

Bu Dünyanın sana her istediğini vermediğini düşünebilirsin, ancak dünya ham madde olarak aslında sana her istediğini veriyor. Sadece bakış açını değiştirmen gerekiyor. Çünkü verilen her şeye karşı geliştirdiğin savunma bakış açın, onu değersizleştiriyor. Bir sevgili istiyorsun veya para, kariyer istiyorsun veya huzur, bunların hepsi sana verildi ve senin işlemeni bekliyor. Bu potansiyel sende var ve elindekini kullanman gerekiyor. Peki bunların hepsi seni gerçekten mutlu edecek mi? Yoksa günü kurtarma planları eşliğinde mi yürüyoruz, bir düşünelim. Neyden korkuyoruz bu kadar? Düzenimizin bozulmasından? Değişeceğimizden? Eskisi kadar sevilmeyeceğimizden?

Korkma düzenin bozulacak diye. Korkma herkes hayatından gidecek diye. Korkma senin hakkında ne düşünecekler diye. Korkma, korkma ki bu düzene ve bu sisteme ait olmadığını hatırla. Her sistem korkudan beslenir, yem olma. Herkes senin için en iyisini düşündüğünü söylüyor, herkes iyiliğini düşünüyor ve sana bir düzen içinde yaşamanı söylüyor. Ancak ya çemberlerinden çıkmandan korkuyorlarsa? Ya bu çember düzeni sana ait değilse? İnsanları ve çevreni gerçekten tanımak ister misin? O zaman onların kafasındaki düzenin dışına çık, bu farklı davranışı kabullenmeyenler, senin iyiliğini istemiyorlar, onların kurduğu çember alanında kalmanı istiyorlar.

Bu Süper Ay bir çarpıntı idi, bir öncü idi. Detay, detay işleten, sorgulatan, titreten ve kendine getiren. Düzenin ve akışın bozuluyor mu korkusuydu belki, belki bir kaygı idi gelecekten gelen, bir kriz anı idi. Ancak bu enerji dolup taşanların enerjisini açığa çıkardı, çünkü dolan her şey taşmalıydı artık, yer kalmamıştı. Kimi ise biriktirmediği için rahat geçirdi. Bu süreci rahat geçirenler, içinde biriktirmeyen ve akışa kendini bırakabilenler. Aslında herkes dürüstlük arıyor bu dönem, yalandan bunalan, samimiyetsizlikten sıkılan, aynı cümleler etrafında dönen muhabbetlerden kaçan insanlar bir dürüst sohbet arıyor. İletişim tam olarak burada devreye giriyor. Hadi artık bu gece bir milad olsun ve dürüst bir iletişim kuralım. Sevmediğimizi, sevdiğimizi, istemediğimizi, istediğimizi korkmadan söyleyebilme cesaretine, gülmek zorunda hissetmeden gülmenin, konuşmak zorunda hissetmeden konuşmanın ve gerektiği zaman susabilmenin hazzını yaşayalım bu gece.  Bu gece bir şey değişecek ve yarın sabah uyandığında bir şeyler monotonluktan çıkmış olarak hissedeceksin. Bu günlük hayatını daha neşeli kılacaktır, çünkü içinde hep tuttuğun, onun da seni tuttuğun bir enerji bu gece seni terk ediyor. Aynı dünyaya uyanabilirsin, ancak aynı sana uyanmayacaksın. Seninle birlikte başlayacak değişim.

Uranüs Boğa yolunu arayanların yolunu aydınlatmaya geliyor. Önce düzenler bozulacak, çünkü konfor alanını terk etmeyenlerin bir itiş gücüne ihtiyacı var. Sonra belki hayatlar sallanacak, çünkü insanlar huzurlu ve mutlu oldukça ne değişimi hatırlar, ne de neye ihtiyacı olduğunu. İnsan en çok kötü hissettiğinde sarılır dualara, bir şeye ihtiyacı olduğunda hatırlar en çok gökyüzü ve yeryüzü ile bağını, kötü zamanlarında artık bunu bırakıyorum, tamam! bitmiştir! der. İnsan her şey yolunda iken biraz tembel, biraz umursamaz, biraz da dünyanın sahibi gibi hisseder kendini. Peki şimdi, yeryüzü biraz sallanmasın mı? Yeryüzü uzun zamandır sesleniyor, aslında duyuyorsun. Sadece duyduklarını senin kafanın içinde olan ve sana ait olan bir ses sanıyorsun. Öfkelerin, krizlerin, nefretlerin, kurtulma isteklerin, kaçma isteklerin, kaygıların, ne olacağım demelerin, nasıl düzelecek demelerin, ne yapacağım! haykırışların, seviyorum da ama artık dayanamıyorum diye delirmelerin, kalabalıkların üstüne gelmeleri sadece sana mı ait sanıyorsun.
Ve yeryüzü konuştu; İnsanlardan çok sıkıldım, her yer çok kalabalık, enerjileri beni yiyip bitiriyor. Bana zarar veriyorlar, bunun sonucunda ben de kendime zarar vermeye başlıyorum. Ne kadar beslersem, o kadar kötülük görüyorum. Onlar bensiz yaşayamaz ama ben onlarsız tek başıma da yaşayabilirim, nereden geliyor bu cesaret ve arsızlık! Her şeyimden faydalanıyorlar ancak ne kadar çok cahil kalmışlar. Her su tanem bilgi, her santim toprağım tarih, havam ve ateşim yaşam kaynağı iken nasıl bu kadar kirlenmiş ruhları ve soğumuşlar yaşamaktan. Ve insan, yeryüzünü duyabildiğini keşfetti. Ne kadarı bizim bu düşüncelerin iyi bakalım. Çünkü Uranüs önce yeryüzünü sonra ise bizi baştan aşağı yenilemeye geliyor.
Hangi gerçeklerden saklanıyorsan, o gerçekler hayatına girmek üzereler. Çünkü bu yolun sonu, yeni bir yolun başlangıcı. Kendi çapında bir çağ atlıyorsun, kendi hayatında, kendi içinde. Yaşadığın patlamalar, belki ani gelen mutsuzluklar, bıkkınlıklar, zevk alamama, haz alamama halleri. Neden buradayım? Amacım ne? demelerinin cevapları gelmek üzere. Peki ne kadar hazırsın? Ne kadar hazırız?
Dürüst olalım. İçimizde bitmek bilmeyen öfke, özellikle yargılarımız çok sert bu aralar. Maddi beklentilerin karşılanmaması ve ekonomik kısıtlamalar sıkıcı bir hava veriyor etrafa, kollektife fazlasıyla bağlı bizler ise bu buhrandan çıkmaya çalışırken, düşünceler içinde buluyoruz kendimizi, başkalarının, yeryüzünün ve çevremizin düşünceleri. Uranüs Boğa maddeye kendinden çok önem verenlere bir mesaj vermeye geliyor. Her şeye sahip olabilirsin, istediğin her şeye sahip olabilirsin, bu çok kolay, ancak hazır olmadığın hiçbir şey sana gelmeyecek bunu anlamalısın. Çünkü hazır olmadığın, ancak çok istediğin bir şey sana verildiğinde elinden nasıl kayıp gittiğini gördün, hayalkırıklıkların hala seninle, bilinçaltında. Bir şeye sahip olduğunda kaybedeceğin korkusu orada dururken, istediğin şey nasıl sana gelebilir? Ve neden gelmediğine, acaba hak etmiyor muyum? diye haykırışlarına bu düşünceyi eklersen zihninde bir ışık yanabilir mi? Yakabilir misin?
Potansiyelin parlamayı bekliyor. Yorgunsun belki, değer mi uğraşmaya, devam etmeye diyorsun belki. Bu girdap seni oradan oraya atıyor. Ancak bu girdap, bu enerji değişimleri seni bambaşka biri yapacak. Bu girdabın içine kendini bırakmalı ve sonuçları görmelisin.  Uzak bir yoldan gelen seni, sevenlerin karşılayacak, yalnız olmadığını göreceksin. Bu yaşamda olmanın amacını öyle bir hissedeceksin ki, bir daha kaçma düşünceleri girmeyecek zihnine. Daha çok atılacaksın hayata ve daha çok tutunacaksın kendine. Düzenden çıkan, kaostan korkmayan seni kucaklayan bir aşk doğacak. Bu çağ, senin çağın. Çünkü sen bu yolu yürümek için çok çabaladın, hediyen bu yeni yolda sana verilecek güçtür.
Peki ne zaman dinlenmeye geçeceksin? Her şeyden uzaklaşıp, ne zaman huzurla, kaygısız ve korkusuz bir hayata geçiş yapacaksın? O geçiş kapısı şu an tam önünde duruyor, bu seçim tam olarak senin gözünün önünde duruyor. Sadece hazır olduğunda göreceksin ve hazır olmaya çok yakınsın. Oraya çıkmaya yakınsın, kendine güven. Vazgeçme. Çünkü artık vazgeçenler ile devam edenlerin yolları da, kapıları da ayrıldı, senin doğru kapıyı seçeceğine güveniyor ve inanıyorum. Sana inanıyorum. Sevgiler.

 

Facebook 31 Twitter 19 Linkedin 07 Tumblr 07