Terazi Yeniayı- Yumru

Boğazında yumru olmuş cümleler, çıkmak için haykırıyor da, bir türlü çıkmıyor. Nefesin kesiliyor, hani artık yer kalmamış bastırmaya, hani artık yer kalmamış içinde atmaya. Fermuarı kapanmıyor dolu yüreğinin..

Öksürüyorsun, öksüyorsun çıkmıyor. Geçmiş olsun diyorlar, geçmiyor. Terazin şaşmış, gideceğin yol şaşmış, içinden gitmek bile gelmiyor. Gelsinler istemiyorsun sonra, gelip görsünler istemiyorsun güçsüzlüğünü insanlar. Oysa terazinin iki tarafı vardır, senin de. Oysa güç gibi güçsüzlük de senin bir parçandır. Gücü bulduğun yerdir, güçsüzlüğün. ‘İşte şimdi bittim.’ dediğin yerde başlamadı mı bütün hikayelerin? Yoruldum dediğin yerde gelmedi mi, o beklediğin el. En güçsüz hissettiğin an bulmadın mı kendi gücünü? Şimdi vazgeçmenin sırası mı? Şimdi haykırmanın zamanı değil mi? Tam hiçbir şey düzelmiyor dediğin yerdeyiz, tam olarak umutlarının erimeye başladığı yerde. Şimdi terazinin diğer tarafına bakmanın zamanı değil mi? O tarafta herkese teslim ettiğin gücün var, o tarafta beyaz bir elmas var. Emaneti geri almanın zamanı gelmedi mi?

Oysa kaç hayattan geldin, oysa ne hayatlar yaşadın farklı farklı. Kimlerin hayatlarında, kimleri oynadın, kimlere oynadın. Hayat bir oyundan ibarettir bazen. Sadece hangi tarafının ağır bastığı önemli olur. Unuttun mu o geceyi? Terazinin bir tarafı boştu, diğer tarafı ise taşıyamayacak kadar yorgundun. İçinde atacak yer kalmamıştı, dışarı kusacak kadar ise kimseye güvenmiyordun. Oysa anlattın, konuştun, ağladın ve haykırdın. İçine içine haykırdığın her şey gökyüzüne ulaştı, oradan terazinin boş tarafına. Dolmaya başladı, sen haykırdın terazin dengelendi. Yalnız mıydın o gece? Şimdi tekrar düşün. Şimdi tekrar gücüne ulaşırken yalnız mıydın tekrar düşün.  Kocaman bir senfoni olmuş senin şarkını bestelerken evren, her yıldız, her gezegen bir nota olmuş sana. Senin besten çalıyor her yerde duyuyor musun? Bu senin besten, senin hayatın. Şimdi ise dışarı vurma zamanı, seni anlamaları gerekmiyor ancak senin artık bir şeyler anlatman gerekiyor. Çünkü doldu bavul  ve kapanmıyor artık, gerekli-gereksiz düşüncelerin dışarı çıkma zamanı. Hiç değilse bir not defterine yazmanız bile katkı olacaktır.

Terazi yeniayı bir cesaret olarak gelmekte. Korkma kendinden, korkma yapabileceklerinden, korkma kendi yolundan demekte. Öyle ki, yaydığımız ‘ben hazır değilim.’ enerjisi bizi durdurmakta ve biz çevremizde, bize engel olan nedenlerle ilgilenmekteyiz. Neye hazır olmadığımızı dahi bilmeden, sadece yola çıkmaktan korkan bir bünye. Oysa ki her şey zamanında oluyor.

Terazi yeniayı artık bardağın dolu tarafından hayata bakabilmemizi sağlayabilir. Artık dolu dolu kapasitelerimizi ortaya dökebilir. Bunu kullanmak bizim seçimimiz. Hep sustuğumuz, hep alttan aldığımız, alttan aldıkça üstümüze gelenler, başkalarını düşünmekten kendi hayatımıza adım atamamız işlenecektir bu süreçte. Artık neyi bekliyorsun dercesine, neyin değişmesini bekliyorsun kendin değişmeden ve neyin adaletini bekliyorsun, kendine adil olmadan dercesine bir süreç. İletişim konusunda önce dengeye getirmekle ilgilenecek daha sonra ise söylenmeyenleri söyletmek için uğraştıracak bir süreç. Artık hasta eden susmaların, haykırışlara döndüğünü görebileceğimiz bir süreç. Diğer yandan ikili ilişkilerimiz konusunda dengede kalmak katkı olacaktır, ikili ilişkilerde iletişim açısından ani çıkışlara dikkat etmeli ve bakış açımızı biraz daha genişletmeliyiz bu süreçte. İnatlaşmaya giden her iletişim iki taraflı da katkı olmayacaktır. Sabit fikirler içinden çıkılmaz tartışmalara yol açabilir, bu yüzden olaylara karşı daha geniş bir açıdan bakmak katkı olabilir.

Gezegen dağılımları bizi farklı noktalardan yakalayabilir, ancak en çok maddi ve iletişim konusunda yakalayacaktır. Bu dönem maddiyatını bir kibir aracı olarak kullanacaktır insanlar. Emeğin yerini maddiyatın aldığı bu süreçte, özellikle ilişkilerde maddi konuların üzerinde durulmaması gerekiyor. İlişkiyi bitirebilecek konuların başında bu dönem maddi konular gelebilir. Herkes kendi maddi durumuyla ilgilenirse ilişkiler ne retroların, ne de karşıt açıların etkisine girmez. Şüphe konusu ve eski alışkanlıkların dönüşü yine devam edebilir. Diğer yandan rol değişiklikleri olabilir ilişkilerde, alttan alan taraf değişebilir, hatta karşınızdaki kişinin hareketlerine şaşırabilirsiniz bu konuda. Biraz daha dengeye oturabilir ilişkiler ve yeni ilişkilerin dönemi de olabilir yalnızlar için. Her ne kadar retro bulunsa da gökyüzünde, farklı ilişkiler kapınızı çalabilir bu dönem. Yine de bu 3-4 güne(özellikle 11 ekim) ilişki içinde olanların, evli olanların dikkat etmesi ve kavga-tartışmalardan kaçınmaları tavsiyemdir.

Terazi yeniayı sizi dış dünyaya itebilir, dış dünya ile daha fazla iç içe olmanız için bir enerji hissedebilirsiniz. Maddi durumunuzu düzenlemek için planlamalar yapabilirsiniz. Şu an planlama yapmak, harekete geçmekten daha iyi olacaktır. Bu süreçte sezgileriniz hiç olmadığı kadar harekete geçeceği için, sezgilerinize güvenebilirsiniz. Ancak şüphe ile sezgiyi karıştırmamak şartıyla. Akrebi uzun süredir yaşıyoruz, akrebin her yönünü gördük, karanlığımızla yüzleştik, çevremizin karanlıklarıyla yüzleştik ve artık neyin, ne olduğunun daha çok idrağındayız. Her ne kadar bazen ‘keşke farkında olmasaydım, her şey daha kolay olabilirdi.’ diye düşünsek de, bu yolu biz seçtik. İyi ki de seçtik.

Sona yaklaşmıyoruz, her şeye baştan başlamıyoruz. Sadece verdiğimiz moladan çıkıyoruz. Bizi baskılayan insanlardan, düşüncelerden sıyrılıyoruz. Perdenin arkasındayız, alkış seslerini duyuyoruz, son bir derin nefes alıp sahneye çıkmak kalıyor. O sahneye çıkmak için çok uzun bir yoldan geldiğimizi, çok şeyler yaşadığımızı biliyoruz. Gözümüzü kapatıyoruz, film şeridi oynuyor göz kapaklarımızda ve bunu hak ettiğimizi bilmenin ferahlığı kaplıyor. Adımımızı sahneye atıyoruz ve alkışlara gözlerimiz doluyor. Çünkü.

Çünkü ardından gözyaşı dökmediğin zafer, gerçek bir zafer değildir. Çünkü oradaki gözyaşı yaşanmışlıklarındır, savaştığın her şey vardır o gözyaşlarında. Çabalarındır, geçmişindir, yalnızlığındır, aldığın desteklerdir zor zamanında, uzanmayan ellerdir sana, umutlarındır, umutsuzca yatakta öylece sabahlamalarındır. Öyle bir gözyaşıdır ki, zafer gözyaşları. Bu zafere giden yolda geçen bütün zamanı kapsar ve o yumrunun boğazında değil, gözlerinde olduğunu anlarsın. Bir zamanlar umut dolu bakan, gülümseyen gözlerinde. O yumru, bastırılmış susmalarının gözlerindeki gülümsemeyi yok etmesinde. O yumruyu şifalandırmayı başarmanız ve kendi zafer gözyaşlarınızı dökmeniz dileğimle..

Facebook 31 Twitter 21 Linkedin 02 Tumblr 04